14 Aralık 2018
  • Bolu1°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara4°C

TİTANİK

İlhami Candemir

28 Ocak 2018 Pazar 11:27

           Sayın okuyucular,kısaca ifade edecek olursak demokrasi ÇOK PARTİLİ yönetim biçimidir.Bir tarafta yönetenler(İKTİDAR),diğer tarafta  MUHALEFET partileri vardır.Her iki kelime de  yani hem iktidar ve hem de muhalefet kelimeleri Arapça’dır.İktidar ”Bir işi yapma gücü ve yetkisi olan” demektir. Muhalefet ise “karşı görüşte, karşı tutumda olan” demektir.Peki bu hep böyle midir?Tabii ki hayır.Bazen MUHALEFET partisi olarak isimlendirilen partiler de iktidar partisine muhalefet etmeyip ona destek olurlar.Peki hal böyle iken onlara neden hala MUHALEFET partisi diyoruz? Bu durum benim kafamı karıştırıyor.(Tabi  koalisyon durumu farklı, o durumda olan partiye koalisyon ortağı denir) Öyle ise koalisyon ortağı olmadığı halde İktidara muhalefet etmeyip yandaşlık yapan partiye veya partilere ne gibi bir sıfat bulalım diye düşündüm düşündüm ve neticede Arşimet’in “buldum buldum” dediği gibi buldum.MUAVENET(yardım eden) partisi.İşte o zaman bir tarafta İKTİDAR partisi,diğer tarafta da -eğer varsa-  MUAVENET partisi ve yine varsa MUHAFELET partisi tablosu ortayla çıkar ki o tabloda kim muhalefet partisidir kim muavenet partisidir açıkça görülür.Ben bu MUAVENET durumunu, bir ceza davasında  sanığın cezalandırılmasını talep etmesi gereken müdahil(mağdur) avukatının öyle yapmayıp da sanığı savunmasına benzetiyorum. Böyle bir durumda müdahil taraf, -bu durumu siyasete taşırsak- “parti tabanı”yani “seçmen”, kendileri tarafından sanığın cezalandırılması için tutulan avukatları hakkında ne düşünüler diye merak ediyorum.  Bu ironik girişten sonra gelelim asıl anlatmak istediğim duruma;  Demokrasiyi benimsemiş ve özümsemiş toplumlarda iktidar partisi muhalefeti, “demokrasinin olmazsa olmazı” olarak, demokrasiyi benimseyememiş ve özümseyememiş toplumlarda ise ayak bağı olarak görür. İşte bu gün bizler bu tabloyu yaşıyoruz, yani iktidar partisinin muhalefeti ayak bağı olarak, daha da ileri gidersek ve gerçekçi olursak  terör destekçisi,Fetö yanlısı,vatan haini gördüğü durumları  yaşıyoruz. Hal-i ahvalimiz böyle olunca aklıma TİTANİK geldi.
           Sayın okuyucular, bilenlerin hoşgörülerine sığınarak bilmeyenler için  yazıyorum, “Titanik” devasa bir Transatlantik yolcu gemisi idi.15 Nisan 1912 tarihinde bir gece yarısı, içinde 1514 yolcusu ile birlikte Kuzey Atlantik buz sularında denize gömüldü. Söylemesi ayıp, (ayıpsa niye söylüyorsun diyenlere cevabım şudur;Bir insan kendisinin bir yeteneğinden! söz ederken tevazu göstererek böyle söyler, işte ben de öyle söylüyorum). benim hayal ufkum biraz geniştir. Ben bu günkü duruma bakıyorum da, gerek Islahat Fermanı,gerek Tanzimat fermanı ve gerekse Cumhuriyetin ilanı ile yüz elli yıldır elde edilen demokrasi yolundaki kazanımlarımızı bu TİTANİK gemisine benzetiyorum.  2002  yılında beraberce bindik bu gemiye,”çalsın sazlar oynasın kızlar” misali yolculuğa devam ederken bazılarımız, geminin bulunduğu denizin buzullarla kaplı olduğunu fark ettiler. Bu durumu, gemi kaptanı da dahil olmak üzere tüm gemi personeline(iktidara) iletmeye çalıştılar ve çalışıyorlar. Duydular, ancak umursamadılar, eğlenmeye, gülüp oynamaya devam ettiler. Durumun vahametini kavrayan akl-ı selim sahibi yolcular bu kez seslerini yükselttiler. Fayda etmediği gibi huzurumuzu bozuyorsunuz bahanesi ile itildiler, kakıldılar, mahzenlere tıkıldılar. Bir tarafta geminin buz dağına çarpma olasılığını görerek  iyi niyetlerle ve her türlü itilip-kakılmayı da göze alarak ikaz ve eleştirilerde bulunanlar, diğer tarafta ise İktidar mensupları ve onlara yandaşlık ederek günlerini gün edenler var . Bizler de yandaşlığı yeğleyerek günümüzü gün edebilirdik. Ancak Anayasa hükmüne rağmen Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi uygulanmadığına tanık olan demokrasi savunucuları , “ ben söyleyeyim de benden günah gitsin” diye bir atasözümüz var ya işte  “benden günah gitsin” misali seslerini yükseltmektedirler. İşte onlardan birisi olarak ben de sağ olduğumca, elim erdiğince,dilim döndüğünce,kalemim ve bilgisayarım yazdığınca “gemi batıyor” yani DEMOKRASİ ELDEN GİDİYOR  demeye devam edeceğim. Bu vesile ile kahraman ordumuzun, “kendim ettim kendim buldum” misali AKP nin besleyip büyüttüğü  FETÖ olayında olduğu gibi, kendi politikamızla  bu hale dönüştürdüğümüz bu Suriye belasından da milletle birlikte muzafferle çıkmasını çok,hem de çok sevdiğim Tanrı’mdan niyaz ediyorum.
          
            Hoşça kalın.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.