18 Haziran 2018
  • Bolu20°C
  • İstanbul26°C
  • Ankara25°C

SENDİKA AĞALIĞI GİBİ “ODA” AĞALIĞI DA SON BULSUN!

Cevat Özsoy

15 Şubat 2018 Perşembe 13:21

 

Biliyorum, herkesin canı sıkkın ve üzgün… Adeta yedi düvel üzerimize geliyor. Belki de, Cumhuriyet tarihinin en büyük savaşını veriyoruz. Böyle bir ortamda millet olarak cephedeki Arslanlarımızın arkasında durmamız gerekirken, bazı odalalardan çatlak seslerin çıkması, bu odalar ne işe yarar?,ne iş yaparlar? konusunu gündeme taşıdı.

Bu arada, Bolu’daki bazı meslek odaların seçimlerinde kıran kırana mücadelenin yaşanması; hatta bu mücadelede binlerce kişi için yemekli toplantıların düzenlenmesi, insanların kafasında bu meslek odaları ile ilgili bir hayli soru işaretinin oluşmasına sebep olduğu bir gerçek.

Biz, yıllar önce yazdığımız yazılarda bu konuya işaret etmiş, Karun kadar zengin olan bu odaların alın teri ile para kazanan esnafın temsilcisi olabilir mi? diye sormuştuk. O günlerde, bizim bu tür sıra dışı çıkışlarımız karşısında, yakın günlerde rahmetli olan Şoförler odası Başkanı N. Alpat Öztürk uzun uzadıya yazdığı mektupla cevap vermeye çalışmış; hatta o günkü Valimiz M. Ali Türker ile beraber bulunduğumuz bir mekanda bizi işaret ederek “Cevat Bey sürekli bizim aleyhimizde yazıyor” diye şikayette bulunmuştu. Bizde kendisine “ benim sizin şahsınızla ilgili bir sorunumuz, bir rahatsızlığımız yok, şikayetimiz daha ziyade, genel manada,meslek odalarının yapılanmasının yanlışlığına işaret etmek için oyazıları yazıyorum” diye cevaplamıştık.

Özet olarak o günkü yazılarımızda “ bu gün  esnaflar için en önemli şey bu odalar ile ilgili mevzuatın toptan değişmesidir. Esnaf ve tüccar her hangi bir odaya kayıt olup olmaması kendi iradesine bırakılmalıdır. Bir odaya kayıt olan esnaf, kaydını iptal etme hakkına sahip olmalıdır. Bir yerde esnaf ve tüccar kuruluşları da özelleştirilerek, esnaf ve tüccarlar serbestçe örgütlenmelidir. Böylece sendika ağalığı gibi esnaf ağalığı da son bulmalıdır” demiştik.

Bu konuda, liberal düşünce topluluğunun 2011 yılında yayınladığı bir raporda “meslek kuruluşlarının kendi meslek odaların da “tek” olması, alternatif meslek kuruluşlarının kurulmasının engellediğinden, çoğulcu demokrasinin gerçekleri ile bağdaşmamaktadır”  diye bir tespitte bulunulur.

Bu  rapora bir ön sözü yazan Prof. Atilla Yayla “1982 Anayasası meslek kuruluşları ile ilgili düzenlemesi örgütlenme özgürlüğüne aykırı, demokrasilerde bir örgüte üye olma hakkı olduğu gibi olmama da bir hak. Oysa bu düzenleme  üyeliği zorunlu kılmakta”…

Görüldüğü gibi, bu tür kuruluşlara üye olup olmama anayasal bir haktır.

Bu gün sayıları üç yüz bini geçen bu kamu niteliğindeki bu meslek teşkilatları, aslında demokrasimiz için vazgeçilmez kuruluşlardır; ama bu odalar öyle bir saltanata yelken açmışlardır ki, ele geçirdiklerinde kimseye hesap vermeden bu saltanatlarına devam etmektedirler.

Bu tür yerlerde teşkilatlı ve organize azınlıklar dağınık çoğunluklara hüküm etmektedirler. Dağınık çoğunluğa baskın çıkıp bir defa koltuğu ele geçirdiğinde bu koltuktan uzaklaştırmak mümkün olmamaktadır.

 Maalesef, bu çarpık düzen bu güne dek devam edegelmiştir. Artık bu düzene dur demenin zamanı gelmiştir.

Bir çok konuda, olmaz denilen, önemli reformlara imza atan iktidarın, bu konuya da el atması gerekmektedir..

Zannediyorum, birçok esnaf ve tüccar bizim bu düşüncemizi paylaşmaktadır.

Kalın sağlıcakla diyorum.

****

Günün sözü: Her zaman gerçeği savun ki, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesapvermekten kurtulursun.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.