18 Haziran 2018
  • Bolu23°C
  • İstanbul26°C
  • Ankara26°C

İSTİSMAR

İlhami Candemir

05 Mart 2018 Pazartesi 10:18

 

 

Sayın okuyucular,  sizlerin de gözlemlediği gibi bu günlerde Türkiye’nin gündemine oturan hususlardan birisi de çocukların cinsel İSTİSMARI.  Konu , kamu  vicdanını rahatsız edecek ve hatta kamu vicdanını isyan ettirecek boyutlara ulaştığı içindir ki  gündeme geldi.  Medyadan öğrendiğimize göre bu hususta altı bakandan oluşan bir komisyon dahi kurulmuş.

Sayın okuyucular, bir insan, bir dede, bir baba ve bir hukukçu olarak beni de sizler gibi  ziyadesi ile rahatsız ettiği için bu husustaki görüşlerimi siz sayın okuyucularla paylaşmak istiyorum. Konuyu  önce  “cinsel suçlar” olarak genel anlamda ele almanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu nedenle diyorum ki;

5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu’nun ALTINCI BÖLÜMÜNÜN başlığı “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” dır.  Bu suçlar, cinsel saldırı(Madde 102), çocukların cinsel istismarı(Madde 103),reşit olmayanlarla cinsel ilişki(Madde 104), cinsel taciz(Madde 105) dir. Görüldüğü gibi cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bu kanunda BEŞ maddede toplanmıştır. Bu maddelerde belirtilen suçlarda  gözle görülür bir artış gözlemlendiği içindir ki altı bakandan oluşan bir komisyon kurulmuş ve yeni düzenlemeler yapılacakmış. Komisyondan sızan haberlere göre cezalar,  çocukların yaş gruplarına  göre kademeli olarak düzenlenecekmiş.  Kamuoyunun önce bu yaş gruplarına itiraz ettiğini gözlemliyoruz.  Ancak itiraz edilen bu yaş grupları hem eski ceza kanununda ve hem de yeni Türk Ceza Kanununda vardır. Olması da gerekir. Hatta  kamu oyunda 18 yaş altı herkesin ÇOCUK sayılması gerektiğine ilişkin görüşlere de tanık olmaktayız. Sayın  okuyucular ,  yeni hazırlanacak tasarıda eğer bu görüş benimsenecek ise yani 18 yaş altı herkes ÇOCUK sayılırsa   o zaman Türk Medeni Kanunun evlenme yaşı ile ilgili  124. Maddesinin de değiştirmesi gerekir. Zira o maddeye göre  onyedi yaşını dolduran herkes evlenebilir. Olağan durum budur. Olağan üstü durumlarda ise  hakimin izni ile onaltı yaşını doldurmuş kişilerin de evlenmelerine  izin verilebilmektedir. Türk Medeni kanununun bu maddesi dururken onaltı yaşını doldurmuş  bir kız çocuğunun  rızası ile cinsel ilişkiye girilmesi durumu  tartışılabilir bir hal alır.Bir tarafta evlenebilir denilecek,diğer tarafta o  ÇOCUKTUR denilerek faile verilecek ceza artırılacak.Buyurun cenaze namazına.

    Gelelim asıl anlatmak istediğim hususa; Sayın okuyucular ,Çocukların cinsel istismarı konusunda kamu oyuna o kadar GAZ VERİLDİ Kİ  toplum çok gerildi.Görüyoruz,duyuyoruz, sokak ortasında adam karısını bıçaklayarak öldürüyor  herkes seyrediyor ama  küçük çocuğa cinsel istismarda bulunmuştur diye hakkında bir  dedi kodu çıkarılan kişi -işin aslı öğrenilmeden- adeta  linç ediliyor.Bir defa bu gazın düşürülmesi gerekir.  Keza ceza hukukunda herkes iddiasını ispatla mükelleftir diye bir kural vardır. “İSPAT” İNANDIRICI  VE KESİN delillerle olur. Küçük bir kız çocuğunun salt bir beyanı, zanlı açısından hayatın sonu olabiliyor. Zanlı evinde olsun, toplumda olsun kimsenin yüzüne bakamıyor. Bakanlığın verilerine göre 2016 yılında 29.504 şikayet olmuş,bunların 15 bini  ceza davasına konu edilmiş, bunlardan da 5842 si mahkumiyetle sonuçlanmış.Görüldüğü gibi yoğun bir şikayet var,bunların yarısı asılsızmış,yarısı hakkında dava açılmış,üçte biri mahkumiyetle sonuçlanmış. Asılsız şikayete maruz kalan sanıkların, hakkında dava açılıp da beraat eden sanıkların gerek aile fertleri ve gerekse toplum karşısında maruz kaldıkları durumlarını  hayal etmek dahi istemiyorum.  Hani “tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar postu elden gitmiş” derler ya  işte karşımıza onun gibi bir durum ortaya çıkıyor.İşte bu nedenlerle yeni düzenlemede kılı kırk yararcasına bu hususların göz önünde bulundurulacağını umarım.Demokratik hukuk devletinde yaşıyoruz.Suçluyu cezalandırmak görev ve yetkisi devlete aittir.  Hem bu nedenle ve hem de yukarıda izaha çalıştığım nedenlerle yeni düzenlemede bireylerin, kişileri cezalandırmak gibi bir eyleme kalkışması durumunda o eyleme katılanlara da caydırıcı cezalar öngörülürse hem toplumun gazı alınmış ve hem de vahim olayların önüne geçilmiş olur diye düşünüyorum.

Sayın okuyucular, yine ceza hukukunda şöyle bir kural vardır;Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.Tamam öyle de o zaman kanunlar hazırlanırken halkın anlayacağı “DİL” kullanılması gerekmez mi?5237  sayılı  Yeni Türk Ceza Kanunu”nda  “ CİNSEL İSTİSMAR”,” TACİZ” gibi tabirler kullanıldı. Kafalar karıştı. Halbuki halk 78 yıl  kullanılan   eski Türk Ceza Kanununda var olan, ırza geçmenin, sarkıntılığın, söz atmanın, tasaddinin(sataşmanın) küçükleri baştan çıkarmanın, şehvet hissinin ne olduğunu biliyordu. Yeni Türk Ceza Kanunu sözde Türkçeleştirildi. Sorarım sizlere İSTİSMAR Türkçe midir? TACİZ  Türkçe midir? Tabii ki hayır, Arapça.  Sokaktaki sade vatandaşa “cinsel istismar”nedir diye sorsak alacağımız cevap , eminim ki “o da nedir” olacaktır.İşte yeni düzenleme ile  bu hususlarında göz önünde bulundurulacağını umarım

Hoşça kalın.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.