16 Kasım 2018
  • Bolu4°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara3°C

FETİH VE AKŞEMSETTİN HZ.

Cevat Özsoy

29 Mayıs 2018 Salı 12:12

29 Mayıs 1453 yani ebedi vuslatın 565’nci yıl dönümü

Böylesi önemli bir gün için birkaç kelam edelim dedik.

Her sene İstanbul’un manevi fatihi, Göynük ilçemizde metfun, Akşemsettin Hazretleri için anma toplantıları yapılır.

Öncelikle şunu belirtelim ki tarihsiz millet olmaz; tarihsiz bir toplumun devleti de olmaz. Milletler tarihten özlemi iyi okursa kuvvetli olmaya devam ederler.

Eğer büyük zaferlerin sağlam mayası olmasa idi bu topraklar üzerinde varlığımızdan söz edilemezdi.

Hiç şüphesiz, İstanbul’un fethi, dünya tarihinin dönüm noktası olmasının yanında millet varlığımızın da dönüm noktasıdır.

Tarih bilincinin önemine kısaca değindikten sonra gelelim büyük fethin manevi mimarı  Akşemsettin Hz. İle ilgili tespitimize…

Her fethin arkasında manevi bir fatih vardır. Her başarının arkasında da Hakka açılan bir el vardır. İşte Fatih Sultan Mehmet’in de ardında sırtını dayadığı bir Ak şeyh’i vardır.

Genç yaşta sakalı ağardığı için bu unvanla anılan Akşemsettin, bilgin asil bir ailenin evladıdır.

Nesebi Hz. Ebubekr’e kadar dayanır. Babası ile yedi yaşında iken Anadolu’ya gelir. Devrinin iyi bir eğitim sürecinden geçtikten sonra, Hacı Bayram Veli Hazretlerinin manevi eğitim alanına girer. Artık bir gönül ehli olarak kendini iyi insan yetiştirme hizmetine adar ve bu esnada geleceğin Fatih’i Şehzade Mehmet’le tanışmıştır.

Akşemsettin kendisini iyi yetiştirmiş bir ilim adamı, gönül zengini bir mana eri, elleri ile şifa dağıtan iyi bir hekimdir. Hastalıklara sebep olan mikrobu bulan da odur.

Akşemsettin, bir prensip adamı, bir ruh eğitimcisi, Genç Fatih’in manevi formasyonunu tamamlayarak onu kitlelere hediye eden bir bilge kişidir.

Akşemsettin öyle kamil bir insandır ki, öğrencisinin Padişah olmasına rağmen, eğitim sisteminde en küçük bir gevşekliğe yer vermeyerek ciddiyet ve metanet gösterirdi. Öğrencisi de öyle bir insandı ki, Padişah olması hocasına itaat etmesine engel olmadı.

Akşemseetin Bizans’ın o devasa surları önünde, çetin geçen elli üç günlük  bu kuşatmada çok zor müşküllerle pençeleşirken zaman  zaman bunalıma giren hükümdara,  büyük ümit ve cesaret vererek “ korkma kazanacaksın” diyen kararlı bir sestir.

Fetih ordusu toplarla surları döverken , Akşemsettin Hz. Başı acık secdede göz yaşları ile yakarır, uzun süre o şekilde kaldıktan sonra ayağa kalkar “Elhamdülillah kale fetih oldu” müjdesini verir. Az da sonra gelen fetih haberi gönülleri coşturur.

Fatih sağında, solunda Akşemsettin  ve Akbıyık Sultan ile İstanbul’a girer ve Ayasofya’ ya doğru ilerler. Fetih tamamlanmış, görev yüz akı ile bitmiştir.

Fatih, Hocasından ayrılmak istemez. Dervişlerin arasına katılmak ister: ama Akşemsettin “Devlet umurunu kim idare edecek”  deyip, adaletten ayrılmamasını tavsiye eder.

 Ve bir süre sonra Göynük ilçemize yerleşir.

 Padişah’ın kendisi için ayırdığı menkul ve gayrimenkul hiçbir ganimeti kabul etmez.

Hizmetini ve ömrünü bu şirin ilçemizde noktalar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.