23 Şubat 2020
  • Bolu2°C
  • İstanbul6°C
  • Ankara5°C

TÜRKÇÜLÜK, TURANCILIK VE KARŞIT İDEOLOJİLER (9) SİYASAL İSLÂM

Hasan Dinç

19 Ocak 2020 Pazar 11:05

Bir haftalık zorunlu bir ayrılıktan sonra dizi yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yazımızın sekizinci son bölümünde Kur’an-ı Kerim’deki konu ile ilgili ayetlerin mealleri üzerinde durmuştuk. Sonra da TÜRK MİLLİYETÇİLİĞNİN doğuş sebepleri üzerinde durarak SİYASAL İSLÂMCILARIN bu konudaki iddialarının gerçeklerle uyuşmadığını göstermeye çalışmıştık. Sonrada TÜRK MİLLİYETÇİLİĞNİN cumhuriyet sonrası hedeflerini kaydetmiştik. Böylece milliyetçiliğin batıdaki karşılığı olan NASYONALİZM ile bir tutulamayacağını ve NASYONALİZM den kaynaklanan aşırılıkların TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE bulaştırılmasının son derece çirkin ve iftira olacağından bunu yapan SİYASAL İSLÂMCILARIN Allah’ın (C.C.) gücenikliğine muhatap olacaklarını ifade etmiştim. Yazının bu bölümünde ise Veda hutbesinin konuyla ilgili bölümlerini sizlerle paylaşarak Peygamberimizin (s.a.v.) ümmetine tebliğini ifade etmeye çalışacağım.

Veda Hutbesi son hac mevsiminde Peygamberimizin (s.a.v.) yüz bin hacı önünde üç gün süreyle yaptığı birkaç konuşmadan oluşmakta, bütün İslâmi belgelerde kayıtlı, muteber hadis kitaplarının hepsinde bulunan bir konuşma olup en sağlam hadistir. “Soyunuzdan, sopunuzdan medet umarak benim yanıma yaklaşmayın. İşlediğiniz bilinçli amelleri vesile ederek yanıma gelin. Ben bütün insanlara da, size de aynı şeyleri söylüyorum.” “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslâm’da insanlar eşittir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah’a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanız, azabından korunanızdır. Bir Arap’ın Arap olmayana, bir başkasının Arap’a, bir siyahın bir kızıl deriliye, bir kızıl derilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.” “Ey iman edenler! Bir erkekle bir kadından, bir asıldan yarattık. Birbirinizle tanışmanız, işlerinizi tedbirle idare etmeniz, karşılıklı olarak, İslâmi kurallarla örtüşen milletlerarası teamüllere uymanız, yardımlaşmanız, kültür ve medeniyet alışverişinde bulunmanız, birbirinize iyiliği tavsiye etmeniz için, sizi milletler ve kabileler haline getirdik. Allah yanında en değerliniz, en üstününüz, en çok Allah’a sığınanız, emirlerine yapışanınız, en çok günahlardan arınıp azaptan korunanız, kulluk ve sorumluluk şuuruyla haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davrananız, dini ve sosyal görevlerinin bilincinde olanınızdır. Allah her şeyi bilir, gizli- açık her şeyden haberdardır.”

Veda hutbesinden aldığım tırnak içindeki pasajlar dikkat edilirse Hucurat Suresinin 13. Ayetinin anlam itibariyle aynısı olup, ayetin Peygamber (s.a.v.) lisanıyla açıklamalarından ibarettir. SİYASAL İSLÂMCILAR ne Kur’an-ı Kerim’deki bu ayeti ve daha önceki bölümlerde meallarini verdiğim ayatleri, ne de veda hutbesindeki ayetin Peygamber (s.a.v.) lisanîyle açıklamaları olan en kuvvetli hadisi yazılarında ve kitaplarında hiç yer vermezler. Doğruluğu tartışılan, sıhhatinden şüphe edilen ve hepsinden daha önemli olarak Kur’an hükümleriyle çelişen bir kısım hadis diye kaydedilen sözlerle siyasi muhaliflerini susturmaya çalışmaları İslâm adına işlenen en büyük cinayettir.

SİYASAL İSLÂMCILAR doğruluğundan şüphe edilen bir kısım hadisleri delil göstererek TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ İslâm’a muhalif bir fikirmiş gibi karşı çıkarken Kur’an ayetleriyle çelişen ve sahih hadislerle anlam itibariyle ters düşen bir kısım hadis diye bazı hadis mecmualarına maksatlı olarak sokulmuş sözlerle, Arap ırkçılığına geçit veren ifadelere sıcak baktıkları da görülmüştür. Meselâ “İnsanlığın efendisi Araplar, Arapların efendisi Kureyş ‘lilerdir” sözünü hadis diye rivayet ederek Arapları insanlığın efendisi yapmaları yadırgamanın çok ötesinde İslâm itikadına kurulmuş bir suikasttır. Ayrıca Arapları “Kavm-i necib-i Arap” olarak nitelemeleri Arap karşısındaki ezikliklerinin en büyük delilidir.

Yine SİYASAL İSLÂMCILAR Peygamberimize atfen bazı beyanlarla Arap severlik ve Arapça severlik yaparak dolaylı olarak Türk’e ve Türkçeye karşı mesafeli olduklarını açıkça göstermişlerdir. Meselâ “İslâm kavimlerinin hepsini severiz. Fakat Arap kavmini Hz. Peygambere akrabalıkları, lisanlarının Kur’an dili olması, İslâm nimetini neşrederek bütün Müslümanlara velinimetlik dolayısıyla hepsinden, hatta kendi kavmimizden ziyade severiz.” diyebilmişler, bunu da İslâm adına hicap duymadan ifade etmişlerdir. Bunun için özü Kur’an ve sahih hadislerle çelişen sözleri hadis olarak nakletmişlerdir. Meselâ “Arap kavmini üç şeyden dolayı seviniz. Ben Arabiyim. Kur’an Arabidir. Cennet ehlinin dili de Arabidir” sözünü Peygamberimizin (s.a.v.) ağzından hadis diye rivayet edebilmişlerdir. Meselâ  “Arap’a muhabbet imandır. Onlara buğz ise nifaktır; kim ki Arap’a kötü söz söylerse işte onlar müşriklerdir. Her kim Arap’ı severse beni sevmiş, her kim Arap’a buğz ederse bana buğz etmiş olur” sözünü de hadis diye rivayet ederek Arap’ı ve Arapçayı sevmeyi imanın şartı haline getirmekten, Araplar hakkında kötü söz söylemeyi dinden çıkmak kabul etmekten ve bunu Hz. Peygambere (s.a.v.) söyletmekten hicap etmemişlerdir. Kur’an, bırakınız Peygamber kavmini sevmeyi, iman etmedikçe peygamber oğlu olmayı, peygamber eşi olmayı, peygamber amcası olmayı bile sevgiye layık bulmamaktadır. Düşmanla işbirliği yaparak bizi arkadan vuran Arap’ı sevmeyi, katilimize tazimde bulunmayı İslâm adına benden istemek ya İslâm’ı bilmemek ya da Türk milletini tanımamak olur. Araplar, milletimize düşmanlığını bugün bile gösterip bize diş bilemekten çekinmezken, onlara İslâm adına Türk’ten muhabbet beklemenin izahı yoktur. İslâm tarihine baktığımızda Araplara buğz etmek bir yana Evlâd-ı Rasule (Peygamberin torunlarına), veda hutbesinde bütün ümmetine emanet ettiği Ehl-i beytine (Peygamberimizin ailesine) yapılan zulümleri henüz unutmamışken, bunları yapanlara ve de seyredenlere İslâm adına Müslümanlardan muhabbet dilenciliği yapmak en hafifinden seviyesizliktir.

Araplar İslâm kavimlerini tarih içinde hep ikiye ayırmışlardır. Biri Araplar, biri de Acemler ya da mevaliler. Mevali köle demektir. Araplar Arap olmayan diğer Müslüman kavimlerin tümüne mevali demişler ve köle olarak kabul etmişlerdir. Kendilerini efendi, diğerlerini köle kabul eden bir anlayış Peygamberimizin (s.a.v.) veda hutbesinde ifade ettiği ve kutsal kitabımızın Allah (C.C.) indinde üstünlüğü takvaya bağladığı itikadı kim görmemeye getirebilir. SİYASAL İSLÂMCILAR, İslâm adına fikir beyan ederken ya çok iyi düşünmeli, ya da İslâm’ı siyasal düşünceleri adına istismar etmekten vazgeçmelidir. Aksi halde Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah’ın(C.C.) şu ihtarının muhatabı olmaktan kendilerini kurtaramazlar. “De ki: Dininizi Allah’a siz mi öğreteceksiniz? Allah göklerde ve yerde olanların hepsini bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilir”(Hucurat suresi 14.Ayet)

Seri yazımızın son cümlesi olarak şunu kaydetmek isterim. İslâm’ı, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN kısaca TÜRKÇÜLÜĞÜN karşısına dikenlerin, çoğunlukla TÜRK soylu olmadığı bir tesadüf olamaz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.