19 Kasım 2018
  • Bolu17°C
  • İstanbul19°C
  • Ankara16°C

ÇALGICI DİYE BİZE KIZ VERMİYORLARDI

Çalgıcı diye bize kız vermiyorlardı

05 Mart 2010 Cuma 00:00

Çocukluk yıllarında sesin güzel diye çıkarmışlar Ramazan Çelik'i sahneye, o gün bugündür inmemiş sahneden. Başka işler de yapmış ama müzik aşkı onu bırakmamış ve yeniden mesleğe dönmüş. 3 tane albümü olan Ramazan Çelik, aynı zamanda internette izlenme rekorları da kırarak memleketinin sesini duyuruyor.

Aslında onlar gerçek birer müzik emekçisi. Köy, mahalle demeden elinde sazıyla düğün düğün gezip bizi eğlendiren, mutlu günümüzde bizi yaptıkları müzikle ve söyledikleri şarkıyla coşturan mahalli sanatçılardır. İşte Geredeli Ramazan Çelik de onlardan biri.

Gerede'de mahalli bir sanatçı olmak. Nasıl başladı bu ilgi?

Küçükken sesim biraz güzeldi. Arkadaşların yanında, toplum içinde söylüyorduk. İlk bir düğünde çıktım. Bir arkadaşın grubu vardı, o grupla beraber çıktım. İnsanlar çok beğendi. İşte 1985'te bir başladık, bu zamana kadar bırakamadık.

Yani başlamak derken bir enstrüman mı aldınız? Yoksa direk şarkı söyleyerek mi başladınız?

İlk şarkı söyleyerek başladım. Gerede'de benim bildiğim böylesi müzik ortamını ilk yapan kişi Gödenin Mehmet Amca'ydı. Kendisi rahmetli oldu. Dumanlı Safiye vardı. Son zamanlarda bir hocamız var, Hallaçlarlı İhsan. Biz onun müziğiyle büyüdük. Ben daha sonra Aşık Mustafa ile başladım çalışmaya. Kendisi taksiciydi, müzik yapıyordu. Halil Bilen abiyle de çalıştım. Enstrüman değil de benimkisi, şarkı söylemek. Eğitim falan yok tabi, hala da eğitim almış değilim. Bu işi Gerede'de yapmak gerçekten zor.

Ne tip zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Mesela caddede elime sazı alıp dolaşıyordum. İyi bakmıyorlardı bize.

İyi bakmıyorlar derken?

İşte sazcı, çalgıcı diyorlar. Yani çalgıcı diye kız bile vermiyorlardı. Babam çalgıcı oldum diye kızıyordu. Çoğu zaman babam kızacak diye eve gidemiyordum. Düğünler eskiden sabaha kadar sürerdi, şimdi öyle değil. Bir süre sonra eski arkadaşlarla ayrıldık. Başka bir arkadaşla çalışmaya başladım. O da işi dolayısıyla İstanbul'a gitti, ben de tek kaldım. 2003 yılında biz saz aldım, evde dıngır dıngır çalmaya başladım. Hatta hanımla bile atışıyorduk. Çalmak zor oldu. Nota bilgisi yok. Kulaktan çalmaya çalışıyordum. Ankara'ya gittim bir kursa bir hafta, gidip gelmek zor oldu. Daha sonra 2 parça öğrendim, Dörtdivan'a düğüne gittim. Öğlen bir başladım gecenin bir yarısına kadar, ama çaldığı iki şarkı. Bir Ankara'nın misketi, ikincisi Dörtdivan'ın Ereğli. Düğünden düğüne giderek kendimi geliştirdim. Ama ben bu işin eğitimini almak isterim. Bir türlü işten fırsat bulup gidemedim, birinin bu iş için iteklemesi lazım.

Destek olmak yerine engel mi oldular?

Engel olmak derken, şu an bile burada bir sürü genç yetenekli arkadaşımız var bu işi yapan. Onlar da aynı sıkıntılarla boğuşuyor. Gerede'de bildiğiniz gibi dini bir yapı hakim. O yüzden biraz baskı var üzerimizde. Bizim olayımıza sıcak bakmıyorlar. Televizyona çıktığımda çok tepki alıyorum. Programda açık saçık bayanlar var, niye çıkıyorsun, çıkma diyorlar. Oraya çıkan da insan ya sonuçta. Ben şunu söylemek istiyorum, biz yaptığımız işle sosyal bir açığı kapatıyoruz burada. Bizim insanımız eğlenmeyi seven insanlardır. Toplum olarak eğlenmeyi seviyoruz. Biz de onları eğlendiriyoruz. Bize destek olsalar, şahsım adına ben kendimi geliştirmeye çalışırım. Buna kendimi mecbur hissederim o zaman. Bağlama çalamıyordum, düğünlere gidince bunu yapmam gerektiğini düşündüm ve az da olsa çalmayı öğrendim. Ben söylediğim bu şarkıları alt yapı üzerine okuyorum. Bu zor bir iştir, yani müziği kaçırmamak. Kulak var ama eski ses olayı kalmadı. Ses eğitimi olmadığı için sesimiz zamanla bozuluyor. Şimdi ses tellerimde ödem oluşmaya başladı. Neden? Çünkü sesimi yanlış kullandığım için. Üç türlü ses var; kelle, gırtlak ve karın. Biz sadece tek ses kullanıyoruz. Bu yüzden ödem oluştu, şu an böyle bir sıkıntım var.

Çocukken hiç aklınıza gelmiş miydi ben büyüyünce düğün şarkıcısı olacağım diye?

Çocukluğumda annemin de ablamın da sesi güzeldi. Dünlere gittiğimizde annem ablam şarkı söylerdi. Arkadaşlar arasında söylerken alıştım. İlk düğüne gittiğimde sazla tanıştım, mikrofonla tanıştım. Bu da benim hoşuma gitti. Öylece başladım işte. Düğünlere hala gidiyorum. Halkın ilgisi hoşuma gidiyor. Daha sonra bir arkadaşım vasıtasıyla Kızılcahamam'da Akdoğan Müzik'le tanıştım. Arkadaşım kaset yapmak istiyordu, sen de gel dedi. Gittik beraber, oradaki abi bizi dinledi. Beğendi beni, ben sana bir kaset yapacağım dedi. İlk kasetimi 1990 yılında çıkardım. İlk kasetimin adı “Değirmenin Oluğu” idi. Geredeli Ramazan Çelik olarak çıktı. Bu kaset ilgi gördü ve bayağı sattı. Ondan sonra ben kayıt dışı bir kaset daha çıkardım. Kamyoncular için yol kaseti. Bu kaset daha fazla ilgi gördü.

İnsanlar sizi tanımaya başladı yani?

Evet, tabi tanımaya başladılar ama bana şöyle de bir zararı oldu. Artık eskisi gibi düğünlere gidemiyordum. İnsanlarda yanlış bir izlenim oldu. “Bunun kaseti var, pahalıya gelir” diye düşünüyorlar. Aslında öyle değil tabi ama insanlar o görüşte. Ben bir ara bıraktım müziği.

Neden?

Soğudum işte, ilgisizlikten. Deri sektörüne girip orda çalışmaya başladım. Sonra 5 sene Almanya maceram oldu. Bir akrabam aracılığıyla gittim, 1 sene inşaatta çalıştım. Orda da çıktım düğünlere. Selahattin Cesur vardır, onunla orada müzik yaptım. Tekrar döndüm Gerede'ye. Tabakhanede çalışmaya başladım, sonra bıraktım işi, yeniden müziğe döndüm. Şu an sadece müzik yapıyorum. Allah'a şükür şu an durumum da iyi. Daha sonra Akdoğan Müzik'ten ayrıldım. Sene 2004'te Rece Müzik'le tanıştım. Hatta “Dağlata ayaz düşünce” şarkısının da söz yazarı Rece Müzik'in sahibidir. Kendisi de şarkıcı ve söz yazarı. Bu en son kasetimi kendi imkanlarım ile yaptım. Bolulu Ramazan Çelik diye çıktı. İnsanlar 1 ayda yapıyorlar bir kaseti, ben bir günde gidip okudum geldim. 2006 yılında bir kaset daha yaptım. “Zampara” isimli. İlk kasetimi Geredeli Ramazan Çelik diye yaptım, baktım Bolu'da satılmıyor. O yüzden Bolulu Ramazan Çelik diye değiştirdim.

Böyle bir milliyetçilik, ayrımcılık mı var?

Bolulu olsun diye düşündüm. Bolu daha geniş bir yer. Tabi bu sefer de niye Geredeli demiyorsun dediler? Kardeşim askere gidince ne diye tekmil veriyorsun? Bolu diye.

Peki söylediğiniz şarkıların sözünü, müziğini kendiniz mi yazıyorsunuz?

Çoğu şarkı bana ait, ama aldığımız yerler de oluyor. Zampara adlı kasetim firma sahibinin rahatsızlığı nedeniyle tamamlanamamıştı. Ben kendi imkanlarımla yaptım onu. Ama imkanlarım yeterli olmadığı için ilgi görmedi. Çünkü reklamını yapamadık. 5 bin tane kaset sattım, sağ olsunlar gittiğim düğünlerde, köy derneklerinden destek alıyorum.

Yani masrafınız kurtarıyor mu?

Tabi tabi, kurtarıyor. Bir tane de görüntülü CD yaptık. Onu youtube'a attık ama onu bastıramadım imkansızlıktan. Ama attığımız görüntü inanılmaz bir ilgi gördü. En son baktığımda 600 binin üzerinde insan tıklamıştı.

05.02.2010
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.