17 Kasım 2018
  • Bolu7°C
  • İstanbul12°C
  • Ankara8°C

BOLUSPOR'UN ŞANLI TARİHİ - KURULUŞ TAMAMLANDI

BOLUSPOR'UN ŞANLI TARİHİ - KURULUŞ TAMAMLANDI

17 Mart 2010 Çarşamba 00:00

Bir kurum yaratmak kolay değil. Hele Boluspor gibi Bolu kenti yaşadıkça yaşayacak, Bolu ile özdeşleşmiş bir kurum.

Çalışmamızın önceki bölümlerinde, Yener Bandakçıoğlu'ndan kuruluş hikayesini dinlemiş ve okumuştuk.

Şimdi ise, Boluspor kulübüne çok emeği geçmiş, kuruluştan emekli olana kadar Boluspor'dan elini çekmemiş tarihi kişiliklerimizden Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü'nü 34 yıl gibi rekor bir süre sürdüren Saip Garipoğlu'ndan, onun anlatımı ile izleyelim.

Yener Bandakçıoğlu ve Saip Garipoğlu anlatımları arasında, ufak tefek farklar olmasını da anlatılanları aslına uygun kalması için hiç bozmadık.

Gelin bakalım,

Saip Garipoğlu, kuruluş yılları ile ilgili anılarını bize nasıl aktarmış...

Bolu Gençlik Kulübü ve Abantspor'un yöneticileri “Kutucuoğlu"nun (Lokantası) altında, “Çukur"da toplandılar. Çukur, Abantspor'un Lokaliydi. İki Kulübün aynı gün, ayrı ayrı kongreleri yapıldı. Bu kongrelerde fesh ve birleşme kararı alındı.

Bu aşamadan sonra ben de İbrahim Onuk'la temas ediyorum, o da beni yönlendiriyordu. İbrahim Bey o tarihte Futbol Federasyonu Genel Sekreteriydi. O zamanki yönetmelikleri, tüzükleri hep İbrahim Onuk hazırlamıştır.

Ben Bolu' da o zamanki adıyla Beden Terbiyesi Bölge Müdürüyüm. Abantspor'un da içinden çıktım. Takım Kaptanıydım, İdarecisiydim. Beden Terbiyesi Bölge Müdürü olmam dolayısıyla Kurucu üye olmam, yönetime girmem mümkün değildi. Hatta Beden Terbiyesine ait binaları, stadyumu Kulübün renklerine boyatmam bile mümkün değildi. Böyle bir genelge yayınlanmıştı. Ancak ben gayrı resmi olarak hep Boluspor'un yanındaydım. Dışarıdan bir gözlemci olarak teşkilatın bir adamı, yol gösterici bir pozisyondaydım.

Gelen yönetmeliğe göre profesyonel kulüp olup, ikinci lige alınabilmemiz için şehir nüfusunun en az 50.000 kişi olması gerekiyordu. Bu konuda sıkıntımız vardı. Çünkü o tarihte Bolu'da 21.000 insan yaşıyordu. Bir de o dönemin parasına göre 50.000 lira nakit yatırmamız gerekiyordu. Bizim o dönemde bu parayı yatırmamız mümkün değildi. Bir de yönetmelikte yazan çim saha şartı vardı.
Boluspor'un yönetimini nasıl kurarız sorusu gündeme geldi. Belediye Başkanı İsmail Özer'di, onun Başkanlığında kurmaya karar verdik. İsmail Özer Başkanlığında bir yönetim yapıldı. Gayet güzel anlaşarak, kimseyi kırmadan her iki kulübün hemen hemen bütün idarecilerinden geniş bir yönetim yapıldı.

Daha sonra biz dört kişilik bir heyet halinde Ankara'ya müracaat etmeye gittik. İkinci Lige alınmak isteğiyle. Belediye Reisimiz ayrıca Kulüp Başkanı İsmail Özer, Bolu Beden Terbiyesi Bölge Müdürü olarak ben, Avukat Hayrettin Yalçın ve Ayhan Tüzün. Önce Genel Sekreter İbrahim Onuk'a uğradık. Bize en büyük yardımı, desteği İbrahim Onuk yapmıştır. Çünkü bizi o yönlendirmiştir.

Biz İbrahim Onuk'a Federasyon Başkanına ne diyeceğimizi sorduk. Orhan Şeref Apak bizim gözümüzde çok büyük bir adam. Her yerde davullu, zurnalı, kurbanla karşılanıyor. Sanki Devlet Bakanı gibi. Ağırlığı olan kişi. Bir dediği iki olmazdı her tarafta.

Neticede İbrahim Onuk bize yol gösterdi “çim sahaya başladık deyin" dedi. Hakikaten de başladık. Daha önceden Gölköy'den çimler getirmek suretiyle. Daha doğrusu organizeyi yaptık. Parça parça çimler gelecek, yerleştirilecek.

Nüfus konusuna gelince, İbrahim Onuk o konuda bize şunu söyledi.

“Köyler size yakın değil mi ? Ben gelip geçerken görüyorum. Köyleri de ilave ettiğinizi söyleyin. Köylerle beraber 60.000 – 65.000'in üzerinde nüfusumuz var. Bütün köylüler şehirde çalışıyor, her gün gelip gidiyorlar. 500 metre, 1 kilometre ilerde köylerimiz var ovanın içinde deyin."

50.000 Liralık teminat mektubunu halletmemizi söyledi. Neticede para yatmadan teminat yatırılmış gibi halledildi. Yine bunu da İbrahim Onuk idare etti. Ondan sonra Orhan Şeref Apak' ın yanına girdik. Ben tanıştırdım. “İşte Kulüp Başkanımız."

Belediye Reisi olarak söylemedim İsmail Ağabeyi.

“Buyrun oturun bakalım, ne diyorsunuz?" dedi.

Biz durumumuzu anlattık.

“Biz iki kulübümüzü birleştirdik, Profesyonel olmak istiyoruz. Liglere iştirak etmek istiyoruz" dedik.

“Peki, Valiniz ne diyor?" dedi.

“Vali Bey beni gönderdi, benim adıma sen git dedi" dedim.

“Belediye Başkanınız ne diyor?" dedi.

“Efendim, Belediye Başkanımız aynı zamanda Kulüp Başkanı" dedim.

Tabii kopyaları İbrahim Beyden aldık.

“Peki, sahanız nasıl?" dedi.

“Efendim çim sahaya başladık, iki kulüp birleşince yenice başladık" dedik.

“Peki, yalnız Bolu'ya gelip göreceğim" dedi.

“Bekliyoruz efendim" dedik.

Hayrettin Yalçın filan da çok çenesi kuvvetli, güzel bir yağ çekti.

İsmail Özer,

“Ben bu iş için Belediyenin bütün imkanlarını kullandıracağım" dedi.

Nüfusu anlattık. Para işini hiç sormadı, üzerinde durmadı.

“Gelip gördüğümde bu işi yapabilecek durumdaysanız, sizi İkinci Lige alacağım" dedi.

Ne zaman geleceklerini sorduk. 15 gün sonra geleceğini söyledi.

Teşekkür ettik, evraklarımızı İbrahim Beye verdik. Biz bir sevinçle döndük.
O dönem Şeref Ağabeyin (Kasımhocaoğlu) rolü oldu. Şeref Kasımhocaoğlu bir Bolulu idi. “Sen müracaat et Genel Müdürlüğe, çim saha yapacağız diye para iste” dedi. O yolunu gösterdi, bu şekilde müracaat yapıldı. Bolu'da o tarihte 167. topçu taburu vardı. Taburda görev yapan bir binbaşı Bolulu idi. Bu vesileyle askeriyeyle temasa geçtik. Binbaşı Arif Eratay, cemselerini ve askerlerini bize verdi. Gölköy de o tarihte istimlak edilmiş, şimdi o suyun altında kalan bölümdeki çimleri hiç problem olmadan buraya getirdik, döşedik. Bir iki ay çalışmalar sürdü. Bu arada 131 bin lira para Genel Müdürlükten geldi. Aradan 45 yıl geçmiş, bazı konuların tekrar gündeme gelmesinin bir anlamı yok. Ancak hepimiz çok becerikli davrandık. Çimleri askeriye yapıyor, cemseleri veriyor, biz çok az masraf yapıyorduk. 1966 yılında yaptığımız bütün transferler, teknik direktörün ücretleri dahil 93 bin lira para harcadık. Geriye kalan kısmı da orada kullanılan bazı personele, bazı malzemelere harcandı. Sulama için malzemeler alındı, böylece hem saha yapıldı, hem Boluspor kulübü hiçbir yöneticisi cebinden beş kuruş vermeden takımı kurdu. Boluspor fikrini ortaya atan bir numaralı kişi, Ayhan Sabit Tüzün'dür. Ayhan Tüzün ve ben ikimiz olmasaydık, bunun kurulma imkanı yoktu.

Ben bölge müdürü olduğum zaman, Şeref Kasımhocaoğlu Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'nde Muhasebe müdürüydü. Ben onunla temasa geçtim. Buradaki spor salonunun yapılması onun sayesinde oldu. Şeref Kasımhocaoğlu olmasaydı, spor salonu olmayacaktı. Çünkü, salon Kastamonu'ya yapılıyordu. Ancak orada yer sorunu çıkınca, hemen bana haber verdi: “Bir yer bulun acele, salonu Bolu'ya aktaracağız” dedi. Yer arıyoruz. O zamanki Vali Fahri Çıvgın, sene 1963. İhtilalden sonra aynı zamanda Belediye Başkanlığı da yapıyordu. Belediyenin yerini bizim stadın yanındaki DSİ'ye kadar olan kısmı bir gecede Beden Terbiyesine devredildi. Tapu ile kullanma hakkı verildi ve Beden Terbiyesi'ne satıldı. Biz de Beden Terbiyesi'ne dedik ki: Böyle bir yerimiz var, spor salonu istiyoruz. İşte bu sayede Bolu'ya spor salonu geldi.

O tarihte o kadar cahiliz ki, neyi nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Profesyonel takımı kurmuşsun, yöneticiler bir araya gelmiş, ilk önce antrenör bulalım dedik. Kimi bulalım diye düşündük. Oturuldu, bu işle ilgili olan kişiler karar verdi. İstanbul'a gidilecek, Sarı Naci, Fenerbahçeli Naci bulunacak. Şimdi bizim ekip İstanbul'a gidiyor, Sarı Naci'yi arıyorlar. Naci Bey yukarıda diyorlar, Galatasaraylıların Hasnun Galip Sokak'taki bir mekanda. Sarı Naci geliyor, oturuyorlar, anlaşıyorlar. Ancak bizim Bolu'dan giden ekip, Fenerbahçeli Naci (Erdem) yerine, Galatasaraylı Naci (Özkaya)'yi alıp geliyor. Milli Takım'da futbol oynamış. Sizin anlayacağınız yanlış Naci Bolu'ya geliyor. Boluspor'un ilk teknik direktörü böylece Naci Özkaya oluyor. Ondan sonra, genelde onun görüşüyle takım kuruldu. Bu arada Bolulu bazı futbolcular vardı. Bolu Gençlik'in, Abantspor'un futbolcuları onlar da takıma monte edildi. Daha doğrusu edilmek istendi, ancak Naci Bey daha ziyade dışarıdan gelenlere ağırlık verdi. Onların birçoğunu ekarte etti. Böylece ilk takım kurulmuş oldu. İlk futbolcularımızdan birisi de Japon Rıdvan'dır, Vedat ve Birol hepsi İstanbul'dan geldiler.

***

1966-67 ilk sezon yöneticilerimizden HULKİ AVLACIOĞLU

Bolu'nun en eski sporla ilgili şahsiyetlerinden olan Hulki Avlacıoğlu, 1929 yılında Bolu'da dünyaya gelmiş. Ortaokul ve Lise tahsili sırasında futbolla meşgul olarak geniş bir spor bilgisine sahip olmuş ve futbol oynamış. 17 sene gibi uzun bir süre çeşitli kulüplerde idarecilik görevlerinde bulunmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Boluspor için "Herşeyden önce Bolulular Boluspor'u benimsediler. Böylece davanın büyük kısmını halletmiş sayılırız. Ben de bir Bolulu olarak, takımımızın grubunda şampiyon olarak 1. Lige çıkmasını arzulamaktayım. Allah'ın izni ile bunda muvaffak olacağız" diyen Avlacıoğlu, müteahhitlik ve acentalık yapmaktadır.

***

İLK KAPTANIMIZ CAHİT SİNAN

1933 yılında Bolu'da dünyaya gelen Cahit, orta ve lise tahsilini yaptıktan sonra, Gazi Eğitim Enstitüsü'nün Beden Eğitimi bölümünü başarı ile bitirerek, Bolu Lisesi'ne Beden Eğitimi Öğretmenliği'ne tayin edildi.

Sırası ile Güneşspor, Hacettepe, Adana Milli Mensucat, Ordu Takımı ve Bolu Gençlik'te oynadıktan sonra Boluspor'a geçti. Takımımızın kaptanlığını yapan Cahit Sinan, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Boluspor için "Takımımızın başarıya ulaşması ve birinci milli lige geçmesi için elimizden geldiği kadar çalışacağız" demektedir.

***

1966-67 ilk maçımız

18 Eylül 1966 Muhtemelen deplasmanda Davutpaşa: 0- Boluspor:0

İLK GALİBİYETİMİZ

9 Ekim 1966 Boluspor:1- Toprakspor:0

İLK MAĞLUBİYETİMİZ

2 Ekim 1966 Ankara Şekerspor: 3 - Boluspor:1

1966-67 SEZONUNDA EN ÇOK GOL ATAN FUTBOLCUMUZ

Sezon boyunca atılan 25 golün 8'ini Rıdvan Ertanı kaydederek, Boluspor'un en golcü futbolcusu olmuştur.

 

 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.