15 Kasım 2018
  • Bolu2°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara-2°C

CEMAL ABİ'NİN ARDINDAN

CEMAL ABi'NiN ARDINDAN

30 Mart 2010 Salı 00:00

Geçen hafta aramızdan ayrılan Cemal Öztürk' ün ardından, kendisini 1978 yılında Boluspor'a işe alan dönemin başkanı Yener Bandakçıoğlu ile ve Kırmızı  Beyazlı Kulübün çeşitli kademelerinde hizmetleri bulunan Muharrem Demirel'le konuştuk.

 Cemal Öztük, Boluspor'un Cemal Abisi. Birçok başkan görmüş, takımın iyi gününde de kötü gününde de her zaman Boluspor'un yanında olmuş, her şeyi bilen gözleri ve duyan kulakları ile tüm başkanların en yakını olmuş emektar bir Boluspor'lu. Geçen hafta hayata gözlerini yuman Cemal Abi, takıma en çok emeği geçmiş kişilerden biriydi.

YENER BANDAKÇIOĞLU: “CEMAL BİRÇOK HASLETLERİ OLAN BİR İNSANDI”

Ben başkan olmadan önce de Genel Sekreter olarak kulübü idare ediyordum. Cemal'in Boluspor' da göreve başlaması benim başkanlığım zamanımda olmuştu. 1978 yılıydı. Bizim o zamanki kulüp merkezimiz şimdiki Belediye binamızın 7. katıydı. 6. ve 7. kat Boluspor'a aitti. 7. kat yönetim kuruluna ayrılmıştı. 6. kat futbolcularımızın lojmanıydı. Ben her gün kulübe gelirdim. Orada çok güzel bir makam masamız vardı. Geniş bir toplantı salonumuz vardı. Oradan arada sırada aşağıya bakardım. İdris Lokantasının olduğu yere.

Rahmetli Cemal, İdris' teki Abdullah Adıyaman' la her gün kavga ederdi. Ben de yukardan bakarken görüyorum. Bu çocuğun hali ne olacak böyle diye üzülürdüm. Çokta severdim kendisini. Boluspor'a candan bağlı. Bir gün kulüpte çalışırken baktım Cemal'in kafasına bir şey geçmiş. Kulüpte sigara izmaritlerini attığımız kovalar vardı. Masisten aldığımız, yuvarlak çaplı. Kulüpte 4 5 ayrı noktada sigara küllüğü gibi kullandığımız bu kovalardan vardı. Bir bakarım ki bunlardan bir tanesi Cemal'in kafasına geçmiş. Arkasında Abdullah Adıyaman. Gürültü, patırtı bunlar geldiler. Abdullah Cemal'den şikayetçi. Cemal Abdullah'tan şikayetçi. Ben bunları yatıştırdım, gönderdim. Er1tesi gün Cemal'i çağırdım. Ona “Cemal senin bu halini hiç beğenmiyorum. Gel seni Boluspor'a alalım” dedim. O zamana kadarda kulüpte yönetimin dışında çalışan bir personelimiz yok. Her işe ben bakıyorum. Genel Sekreterliği ben yürütüyorum. Yazışmaları ben yapıyorum. Kulübün muhasebesine ben bakıyorum. Yanımda bir yardımcıya ihtiyacım var. Cemal' de benim bu teklifimi kabul etti. “Tamam Başkanım” dedi. İşte o gün Cemal'i Boluspor'a işe aldım.

Arkasından rahmetle analım. Cemal birçok hasletleri olan bir insandı. Ama okunması yazması biraz kıttı. Herhalde ilkokul mezunu idi. Belki ilkokul terkte olabilir. Ben ona bir öğretmenin öğrencisini yetiştirdiği gibi yaklaştım. Bir müddet sonra Cemal bu işlerde çok başarılı olmaya başladı. Kendisini geliştirdi. Bilhassa futbolcuların transfer işlerinde, federasyondan lisansların çıkarılmasında, vize işlemlerinde tam bir otorite oldu. Benden sonra kaç tane başkan değiştiyse, hiçbir başkan Cemal' in işine son vermeyi düşünmedi. Hayatının sonuna kadarda Boluspor'a yararlı oldu. Son derece ketumdu. Yani kessen kulübün sırlarını vermezdi. Son derecede namusluydu. Kulübün bir kuruşunu dahi heder etmezdi. Böyle üstün vasıfları olan bir kardeşimizdi.

Kendisini ölmeden son Salı günü şeker kontrolüm için hastaneye gittiğimde gördüm. Cemal'de oraya dahiliye servisine muayene için gelmiş, eşi ile beraber. Konuştuk, görüştük. Anormal bir durumu yoktu. Hastanenin kantininde de görüştük. Ama ondan sonra komaya girmiş, kendisini kaybettik. Boluspor gerçekten çok büyük bir kayıp yaşamıştır. Kendisine gani gani rahmetler diliyorum. Tekrar söylüyorum Cemal'i yetiştiren, onu Boluspor' da olmazsa olmaz hale getiren kişi benim.

MUHARREM DEMİREL: “BİR İKİ HAFTA SONRA GÖNDERİRLER”

Boluspor' da bir ara boşluk olmuştu. Tevfik Türesin zamanında. Biliyorsunuz Sayın Türesin çok kısa bir dönem görev yapmıştı. Boluspor'un fetret devri. O dönemde Hoca olarak Sinan Engin' i getirmişlerdi. Fakat Tevfik Türesin işi olmadı. Türesin gitti, Hoca olarak Sinan Engin devam etti. O zaman, şu anda başkanın kullandığı odada teknik direktör bulunuyordu. Rahmetli Cemal Bey'in odası hali hazırdaki yerdi. Dışarıyı telefonla aramak istediğimizde, 9'a basıp hat alıyorduk. Bir gün Sinan Hoca bu konuyu bilmediği için direk numarayı çevirdi. Karşısına Cemal Bey çıktı, Sinan Engin sesinden onu tanıdı. Sinan Hoca sordu: “ Cemal Bey oraya bir hoca gelmiş. Sinan Engin miymiş ne, nasıl bir Hoca? “Rahmetlinin cevabı aynen şöyle: “Yahu Tevfik Türesin mi gönderdi, ne yaptı? Onun zamanında alındı. Bir iki hafta sonra gönderirler” Sinan Engin' in kafası kıpkırmızı oldu, gözleri büyüdü. Ben hadiseyi anladım.” Hayırdır Sinan Hocam “dedim. “Muharrem Hoca bu adam ne diyor?” dedi.

Ben hemen izin istedim, öbür tarafa geçtim. Cemal Bey'e “Biraz önce telefonda kiminle konuştun?” dedim. “İdarecinin biri aradı, Sinan Hocayı sordu. Bende böyle böyle dedim” dedi. Bende “İyi yaptın. O idareci değil, Sinan Engin' in kendisiydi” deyince rahmetli kıpkırmızı oldu, eli ayağı koyverdi. Ben kendisine bir akıl verdim. Gittim öbür tarafa oturdum. Biraz sonra geldi, kapıyı tıklattı. Girdi içeriye, başladı gülmeye. “Sinan Hocam tanımadı zannettin değil mi? Ben senle kafa buldum. Seni tanıdım” dedi ve işi çözdü.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.