18 Kasım 2018
  • Bolu4°C
  • İstanbul11°C
  • Ankara4°C

BOLUSPOR'UN TÜRKİYE 1. LİGİNDEKİ İLK SEZONU (1970-1971)

BOLUSPOR'UN TÜRKİYE 1. LİGİNDEKİ İLK SEZONU (1970-1971)

14 Nisan 2010 Çarşamba 00:00

Boluspor, 1. ligdeki ilk sezonunda, 3 ay boyunca Mustafa Çizmecioğlu Başkanlığında yönetilmiş. Daha sonra, tekrar Kamil Bilgihan'ın başkanlığında yola devam kararı alınmış.

16 takımı Türkiye 1. Liginde Boluspor ilk sezonunu 13. sırada tamamlamış.

Zorlu geçen bir sezon olmuş.

Ancak, tecrübesiz Boluspor'un ligde tutunması dahi büyük bir başarı olarak kabul edilebilir.

Galatasaray'ın lig şampiyonu olduğu 1970-71 sezonunda iki Ankara takımı küme düşmüş.

Ankara Demirspor ve PTT.

Boluspor'un maçlarına bir göz gezdirdiğimizde, 3 büyüklerden ancak bir beraberlik koparabilmişiz.

Beşiktaş'la kendi sahamızda 0-0 berabere kalmışız. Diğer 5 maçı da kaybetmişiz.

En ağır mağlubiyeti İzmir'de Altay'a karşı almışız 5-1.

Genellikle Ankara takımlarından puan ve puanlar alarak, ligde tutunabilmişiz.

"Boluspor'un Şanlı Tarihi" yazı dizimiz için Boluspor'da Genel Sekreterlik görevini ilk kez üstlenen Yener Bandakçıoğlu ve sezon başında başkanlık görevini üzerine alan Mustafa Çizmecioğlu'nun görüşlerine ve anılarına başvurduk.

Bir de Türk basın hayatının unutulmazı maç spikeri olarak büyük üne kavuşan Halit Kıvanç'ın bir hatırasına da yer verdik. Şimdi isterseniz sözü eski başkanlarımız-dan Yener Bandakçıoğlu'na bırakalım.

Bandakçıoğlu: 8 yıl Genel Sekreterlik yaptım

1969 – 1970 sezonu bilindiği gibi Boluspor'un şampiyon olarak Türkiye 1. Ligine çıktığı yıldır. Boluspor, Balıkesirspor'la çok büyük bir mücadele vererek, son maçında Tarsus'ta Tarsus İdmanyurdu' nu 2 – 0 yenerek averajla çıkmıştır.

Bu olay Bolu'da coşkun bir bayram sevinci ile karşılandı. Çünkü ilk kez şampiyon olmuştuk. Bolu'da günlerce süren şampiyonluk kutlamaları yapıldı. Yukarı Çarşı'da, şu an kız öğrenci yurdunun bulunduğu yerde ve Belediye meydanında çok büyük kutlamalar yapıldı. Bu kutlamaların önderliğini rahmetli cennet mekan berber Fadıl Özcan yapmıştır. Berber Fadıl'ın her akşam bir programı vardı. Köylülerimiz de ormanlarımızdan kestikleri ağaçları getirir, gerek o dediğim kız yurdunun önünde, gerekse Belediye meydanında Tak-ı zaferler kurulur, bunlar yakılırdı. Davullar zurnalar çalardı. Boluspor işte böyle büyük bir coşkunun içindeydi.

O sezonun sonunda her zaman olduğu gibi Boluspor genel kurul yaptı. Ancak o genel kurulda çok enteresan bir şey oldu. Bu olayı ben hala çözebilmiş değilim. Takımı şampiyon yapmış Başkanımız Kamil Bilgihan ve Genel Kaptanımız Altan Doyran, kongre üyelerinden yeterli oyu alamadıkları için liste dışı kalmışlardır. Bu çok önemli bir olaydır. Neticede Mustafa Çizmecioğlu'nun Başkanlığında yeni bir yönetim kuruldu. Ben de bu yönetime üye olarak katıldım. Bu benim ikinci üyeliğimdir. 1969 – 1970 sezonunda Başkan Kamil Bilgihan, Zeki Baltacıoğlu'nun tavsiyesiyle beni yönetime almıştı. Bu dönem altı ay sürdü. Ocak ayında yapılan kongrede Kamil Bilgihan aykırı davranışlarım nedeniyle beni yönetim kurulundan çıkardı, denetleme kurulu üyesi yaptı. Yani ben ilk şampiyonluğu denetleme kurulu üyesi olarak yaşadım.

Mustafa Çizmecioğlu Başkanlığında kurulan yönetimde ikinci Başkan hatırladığım kadarıyla Orman Başmüdür Yardımcısı Hayrettin Turan ağabeyimizdi. O da Boluspor'a yıllarını veren çok değerli bir büyüğümüzdü. Kendisi şu an hayatta değil. Bu yönetimde Genel Sekreterliğe Haluk Karabörklü seçildi. Ben de o dönem yavaş yavaş Genel Sekreterliğe ısınmaya başlamıştım. Çünkü Haluk Karabörklü ağabeyimizin işleri biraz yoğundu. Bu sebeple Kulübün bazı yazışmalarını ben yapmaya başladım.

Mustafa Çizmecioğlu'nun Başkanlığı çok kısa sürdü. Ben bunun nedenini açıklayacak pozisyonda değilim. Kendisi halen sağdır, kendisinden öğrenebilirsiniz. Ancak şu kadarını söyleyebilirim, o zaman kulübün hiçbir gelir kaynağı yoktu. İşler ancak idarecilerin verdiği paralarla yürüyordu. Başkanımız kulüpten bir miktar alacaklı hale gelmişti. Bu alacaklarının fazlalaşmaması için görevi bırakmış olabilir. Tahmin ediyorum üç ay sonra, Eylül ayında Başkanlıktan istifa etti. Bu olaydan sonra Boluspor yeniden bir genel kurula gitmek zorunda kaldı.

Takımı şampiyon yapmasına rağmen, kongrede yeterli oyu alamadığı için seçilemeyen Kamil Bilgihan, Başkanlığı yeniden aldı. Ben de o kongrede Genel Sekreter olarak görevlendirildim. Bu görevim o tarihten 1978 yılının Kasım ayına kadar kesintisiz 8 yıl devam etti. Sayın Kamil Bilgihan, Sayın İbrahim Mısırlıoğlu, Sayın Hulki Avlacıoğlu Başkanlarımızla tam 8 yıl Genel Sekreter olarak Boluspor'a hizmet ettim. Aynı zamanda Basın Sözcüsüydüm. Benim Türkiye'de tanınmamı sağlayan bu devre olmuştur. Boluspor Genel Sekreterliğine seçilmem, benim hayatımı etkileyen en önemli olaylardan biridir.

Türkiye 1. Liginde yaşayacağımız ilk sezonda antrenörümüzün kim olacağını belirlemek amacıyla, yönetim kurulunda çeşitli değerlendirmeler oldu. Bizi başarıya götürecek yerli bir Hoca bulamadık, bunun üzerine yönetim kurulu yabancı bir antrenör getirilmesine karar verdi. Bu iş için eski Belediye Başkanımız İsmail Özer ve şimdi hatırlayamadığım bir arkadaşımız görevlendirildi ve Romanya' ya gittiler. Romanya Futbol Federasyonu'ndan bir antrenör talep edildi. Sonuçta İsmail Özer, Romen Dinka'yı Boluspor'a getirdi.

Dinka bir hayli yaşlıydı. Sanıyorum o tarihte 60 yaşlarındaydı. Son derece sempatik ve kültürlü bir insandı. Hatta kendisinin futbol antrenörlüğünden önce Üniversitede Hoca olduğu söyleniyordu. Hukukçuymuş. Terbiyeli ve dürüsttü. Boluspor'a çok faydalı oldu. O sezonun sonunda, Dinka ile yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Çünkü Türkiye Futbol Federasyonu yerli antrenörlerle çalışılmasını teşvik etmek amacıyla, yabancı hoca çalıştırma kurallarını çok ağırlaştırmıştı. Bu sebeple sezon sonunda Dinka ile Boluspor'un yolları ayrıldı. Özellikle frikikten gol atma ve üç pas ile rakip ceza sahasına girme konusunda o güne kadar yapılmamışları Boluspor'a ve Türk futboluna Dinka getirmiştir.

Çizmecioğlu: O zamanlar idarecilikte acemilik vardı

Ben şampiyonluk yaşadığımız 1969-70 sezonunun ilk devresinde, yönetimde vardım. İkinci yarısında resmi olarak yönetici değildim. Fakat, dışarıdan Boluspor için çalışıyordum.

Ben ilk kurulduğu tarihten itibaren Boluspor'da yöneticilik yaptım. Daha sonra kendim Başkan oldum. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra, yöneticiliği bıraktım. O zamanlar idarecilikte acemilik vardı. Kendi grubunu oluşturmayınca, başkanlık yapmak zordu.

Benim başkan seçildiğim kongrede, üyeler Kamil Bey'i bazı sebepler yüzünden istememişti. Benim Başkan olmamı istediler. Bunun sonucunda da, ben Başkan seçildim. Üç ay bu görevde bulundum.

Hem kulübe, hem de kendi işime vakit ayıramadığım için, Başkanlığı bıraktım.

Kulübü idare etmek çok zor bir işti. Öyle kolay işler değildi. Zor günlerdi o günler, ancak Bolu için büyük bir şerefti.

Boluspor'a maddi bakımdan da yardımlarım olmuştur. Boluspor'da paramız da kalmıştır, hepsini helal ettik.

Benim Başkanlığımda Hulki Avlacıoğlu, Hayrettin Yalçın, Reşat Kırmusaoğlu, Zeki Baltacıoğlu, Doğan İleri gibi isimlerle hep beraber çalıştık. Saip Garipoğlu da yönetici olmamasına rağmen, dışarıdan bir idareci gibi çalışırdı.

O tarihte antrenör bulunması için lisan bilen Orhan Samancıoğlu'nu ve Arif Özkan'ı Romanya'ya gönderdik. O zamanlar haberleşme bugünkü gibi değildi. Telefon bile azdı. Bir ay süre geçti. Biz Bolu'da meraktan çatlıyoruz. Orhan Samancıoğlu oradan Almanya'ya geçmiş. Arif Özkan daha sonra Bolu'ya döndü. Orhan Samancıoğlu, Romen Dinka'yı Bolu'ya getirdi. Dinka, çok zeki bir insandı. İyi bir antrenördü. Fransa'da santrfor oynamış, aslen hukukçuymuş. Bize çok faydası oldu.

Şimdi Boluspor maçlarına gitmiyorum. Çünkü yaşlandım, heyecanı kaldıramıyorum.

1970-71 SEZONUNDA TÜRKİYE KUPASI ÇEYREK FİNALİNDE KARŞILAŞAN BOLUSPOR-FENERBAHÇE MAÇINI RADYODAN SUNAN HALİT KIVANÇ'IN BİR ANEKDOTU

Aslında Bolu'da bir kazaya daha uğruyordum. Bir başka biçim kaza...

Maçı anlatırken, spiker kulübesinin kapısı açıldı. Bir elimle kapıyı örtmeye çalışıyordum öbür elimle girmek isteyen gence işaret ediyorum. "aman çıkın" gibilerden bir işaret.. Tabii konuşmamı da kesmeden sürdürüyorum mikrofonda.. Gözlerim bir sahada, bir kabine girmeye çalışan gençte... Uzandı bana doğru "sağol Halit ağabey" dedi, "yaşşa.. ağzına sağlık.. Ne güzel anlatıyorsun."

Başımla teşekkür ediyorum. Maç yayınıyla ilgili sözler dışında bir şey söyleyecek halde değilim ki... Sait Çelebi usta olsa, "Bakın şimdi kapıdan bir genç girdi... ooo hoş geldiniz, safalar getirdiniz," der, rahat rahat kurtarırdı durumu... Ama benim için böyle bir şans yok... Fakat genç oralı değil... Başımla teşekküre razı olmadı, daha sokulmak istiyor. Yanımdaki teknisyen arkadaş da, her an kontrol altında tutmak zorunda olduğu aygıtları bırakıp kalkamıyor. İçeri zorla giren genç birden önümüzdeki mikrofona hamle yaptı. Ve başladı bağırmaya: "Anlat be Halit ağabey, anlat! Şu.. hakemi de anlat. şu..." derken, iki elimle mikrofona kapandım. örttüm üstünü... Kendim de kapandım mikrofona... Varsın yayın aksasın, sözler kesilsin. Fakat o gencin sözleri de duyulmasın.

Çünkü veryansın ediyor, tüm hakemlere kızgınlığını o gün bizim masum mikrofonu alet ederek bütün memlekete duyurmaya çalışıyor. Beni o durumda gören teknisyen arkadaşım da kontrol ettiği düğmeleri filan bırakıp fırladı. Genci kolundan tuttuğu gibi çıkardı kabinden...

Bir gün o genç bu satırları okursa, herhalde şimdi epey yaşlanmış olacağı için, "ne yapalım, cahillikten yapmışız. Gençtik o zaman." der sanırım. 4 Mart 1971 tarihli Milliyet'ten;

Hakemler: Macit Sarıdana (**), İlhan Tuna (***), Yaşar Marmara (***)

Fenerbahçe: Datcu (*****), Levent (***), Yılmaz (***), Ercan (***), Serkan (***), Selim (***), Ziya (**), Fuat (**), Ogün (**), Nedim (**), Zeki (***)

Boluspor: Mehmet (**), Bilgin (***), Vadi (***), Lütfü (***), Eyüp (***), Refik (**), Ahmet (**), Rıdvan (***), Cengiz (***) (Mendoza (**), Salim (**), Çetin (**)

Gol: Zeki dk. 14



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.