22 Eylül 2018
  • Bolu22°C
  • İstanbul27°C
  • Ankara26°C

ABANT MESELESİ MEMLEKET MESELESİ OLDU

Abant meselesi memleket meselesi oldu

18 Nisan 2010 Pazar 00:00

Geçen yıl Kasım ayında doğa harikası Abant Tabiat Parkı'nda başlanan “Uzun Vadeli Gelişme Planı” artık memleket meselesi haline geldi. Ulusal basında sıkça yer bulan ve Abant'ta geri dönüşümü olmayan tahribatlara yol açan çalışmalara, ulusal gazetelerin yazarları da duyarsız kalmadı. İşte basından kısa kısa Abant…

BİLGİM, İZNİM YOK

Hürriyet'te Cahit Akyol imzalı yayınlanan haber şöyle: “Bölgede Kültür Turizm Bakanlığı'nın izni ile yapılması planlanan oteller bulunmadığını söyleyen Günay, şöyle konuştu: “Bolu Valiliği'nin, Bolu Abant Gölü Tabiat Parkı yakın çevresinde turizm tesisi yapılması ve Turizm Merkezi ilan edilmesi talebi üzerine Bakanlık teknik personeli yerinde inceleme yapmış. Söz konusu alanın bir kısmının tabiat parkı içinde kalması ve alana ulaşımın tabiat parkı içinden sağlanmasından dolayı parka ilişkin 1/10 bin ölçekli Uzun Devreli Gelişme Planı'nda konunun değerlendirilerek taleple ilgili düzenlemenin yapılması gerektiği ve Uzun Vadeli Gelişme planındaki düzenlemeyi takiben değişikliğe ilişkin sürecin Valilikçe sonuçlanmasının ardından, Bakanlığımız konuyu inceleyecektir. Kararlar incelemelerimiz sonucunda verilecektir. Bizim yollar açılması için verdiğimiz bir izin yoktur.”

KÖROĞLU GİBİ…

Hürriyet gazetesi köşe yazarı Oktay Ekşi, 17 Nisan 2010 tarihinde yazdığı “KÖROĞLU GİBİ...” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi: “Sonunda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da başına buyruk Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar'ın, Abant Gölü ve çevresini “düzenleme” gerekçesiyle mahvetmesi karşısında sessiz kalamadı ve “Çalışmaları Valilik yürütüyor. Bu konu ile Bakanlığımızın ilgisi de, bilgisi de, izni de yok” dedi. Konuyu 12 Nisan tarihli Hürriyet'ten özetleyelim. 'Tek dal kırmanın bile yasak olduğu Abant Tabiat Parkı şu günlerde dev bir şantiye halinde... Kamyonlar göl kıyısına toprak döküyor, dozerler yolları genişletiyor. Yeni yol için ağaçlar kesiliyor. Gölün seviyesi 2 metre yükseltilince piknik alanları su altında kaldı. Küçük bir göl daha oluşturuldu. Nesli tükenen su samurlarının, yeryüzünde sadece bu bölgede yetişen Abant Çiğdemi, Mavi Çiğdem ve Kar Çiçeği'nin bulunduğu alanlar hafriyat altında kaldı.' Tüm bunlar oldu çünkü, iddiaya göre bir süre önce bu yöreden geçen Başbakan Tayyip Erdoğan, bir yeri göstererek Vali Bey'e, 'Şurada bir otel güzel olur' gibisinden bir laf etmiş. Nitekim Abant Tabiat Parkı'nda yaptıklarının “yanlış” olduğunu Orman Mühendisleri Odası eski Genel Başkanı söylüyor, Makina Mühendisleri Odası Bolu İl Temsilcisi söylüyor, Abant'taki su seviyesinin yükselmesine yol açan müdahaleler üzerine bizzat Vali Bey'in, kendi yaptırdığı beton bendi üç kere kesip delmek zorunda kalması söylüyor. Yükselen Abant sularının, mevcut kır gazinosuyla, iskeleleri su altında bırakması söylüyor. Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği'ne bağlı Odaların Bolu'daki İl Temsilcileri söylüyor. Bolu'daki Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü resmi raporları da söylüyor. “Çevre” âşığı herkes söylüyor. Ama Vali Bey, “Ferman padişahın, dağlar bizimdir!” diyen Köroğlu gibi bildiğini okuyor.”

ABANT NASIL KURTULUR?

Milliyet'te Önay Yımaz tarafından yapılan haber ise şöyle yer aldı: “Abant Tabiat Parkı'nda yapılan 'çevre düzenlemesi' Bolu Valiliği, sivil toplum örgütleri ve doğa bilimcileri karşı karşıya getirdi. Bolu Valisi Akpınar, “Biz yuvalara zarar vermedik. 200 dönümlük arazi zarar görmüş olabilir. Burayı Davos'tan güzel yapacağız” dedi. Sivil toplum örgütleri ve doğa bilimciler yapılanı doğa katliamı olarak nitelendirerek Abant'a özgü 4 türün tehdit altında olduğunu söyledi. Abant'ta çevre düzenleme adına doğa tahribatına yol açan uygulamaları başlatan olay, Vali Halil İbrahim Akpınar'ın, hakkında yöneltilen suçlamalara karşı savunması da ilginç oldu. Akpınar, “10 yıldır kimse bir şey yapmıyor, sadece laf üretiyorlardı. Biz geldik bu çevre düzenleme planını yaptık. Eğer çiğdemler yok olacak diye düşünülseydi, Atatürk Barajı da yapılmazdı. Gezi yolunun otel projesiyle bir ilgisi yoktur. Bizim uygulamamız tamamen Tabiat Parkı'na yöneliktir. Otel projesi parkın dışındadır. Biz burayı Davos'tan daha güzel yapacağız” dedi.

SU ALTINDA KALAN AĞAÇLARIN ALTI TOPRAKLA DOLDURULUYOR

Bolu DHA muhabirleri tarafından yapılan haberde ulusal gazetelere taşındı: “Abant Tabiat Parkı'nda göl seviyesinin yükselmesi sonucu su altında kalan ağaçların altı toprakla doldurulmaya başlandı. Dozer ile ağaçların altına toprak taşındı. Sular çekilmeye devam ederken, Abant'ta sular altında kalan ağaçların altına bugün dozerle toprak taşındı. Kepçe ile ağaçların altına toprak atılırken, işçiler küreklerle toprakları dağıttı.

PLAN VE PROJE OLMADAN ÇALIŞMA YAPILIYOR

Abant'ta yapılan çalışmalara başından beri tepki gösteren Bolu İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cahit Çıngı, Abant'ta yapılan çalışmaların otel için yapıldığı haberleriyle ilgili olarak, "Edindiğimiz bilgilere göre, burada daha önceden plan ve proje yok. Geniş zamanlı bir çalışma olmadığı düşüncesindeyiz. Eğer böyle bir çalışma varsa da bize söylenmiyor. Yapılan çalışmaları doğru olarak kabul etmek tekniğe ve mantığa aykırı. Türkiye'de başka bir Abant yok. Abant, Türkiye'nin ve Bolu'nun gözbebeği. Burada yapılacak çalışma önceden hazırlığı yapılmış uzun süreli bir çalışmanın ürünü olmalıydı. Gördüğümüz kadarıyla bunlar yok. Projesiz çalışmanın sonunda da yapılan yanlışlıklar birbirini takip ediyor. Bir otel için bu kadar yol yapılması bize mantıklı gelmiyor. Bolu Valisi, sivil toplum örgütleri ve meslek odalarıyla yaptığımız gezide laf arasında otel projelerinden bahsetmişti. Ama bu kadar yapılan çalışmaların bir otele dönük olması mantıklı gelmiyor" dedi.

ABANT'I BOZMAYIN

17 Nisan 2010 tarihinde Milliyet köşe yazarı Derya Sazak konuyu köşesine böyle taşıdı: “Çevreye duyarlı muhabirler de olmasa Türkiye'nin nehirlerine, göllerine, Ege ve Akdeniz'in eşsiz koylarına yönelik otel, motel, elektrik santralı kurma, yeşili, maviyi yok etmeye dönük projelerden haberimiz olmayacak! Cahit Akyol'un Hürriyet'te dün çıkan haberi uyarıcıydı. Abant Gölü ve çevresinde ağaç kesilerek başlatılan “yol açma” çalışmalarının altından bölgeye otel yapılması planı çıkmış! Bolu Valiliği'nin bu yazışmalara eklediği otel ve turizm tesisi amaçlı 1/25 binlik plan taslaklarında da Abant Gölü'ne bakan tepelerde otel için 9 hektarlık yer ayrılmış. Böylece gölün vahşi güzelliği, Türkiye'nin başka pek çok yöresinde olduğu gibi bozulacak, zamanla betonlaşacak. Bu katliam da sözde turizm adına, devlet eliyle gerçekleştirilecek. Haberi okuyunca Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ı aradım. Günay'ın “çevreciliği” siyasetten önde gelir. Bu köşede de, politikadan çok “doğa” yazıları çıkmasını yeğler. Abant'ta otel ve yol açma haberlerini sorunca, “Okudum, bizim izin vermemiz söz konusu değil. Abant'ta ormanı ve doğal çevreyi bozacak bir projeye olur vermem” diye tepki gösterdi.

İsmail Cem de, çevreye çok duyarlıydı, Dışişleri Bakanlığı'nın yoğun temposu arasında yazları fırsat buldukça Göcek'te dinlenirdi. Bir gün telefonla aradı ve Sarsala Koyu'na karadan yol açıldığını haber verdi. Gazeteciliği baskın çıkmıştı! Araştırdık, orman yangınlarına karşı, yol açıldığını söylediler. Şimdi Dalaman'dan Sarsala'ya taksiler çalışıyor.

Günay'ın iyi niyetli sözleri nedense Cem'i çağrıştırdı. Abant'ı bozmayın!”
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.