19 Eylül 2018
  • Bolu13°C
  • İstanbul21°C
  • Ankara14°C

ESKİ BAŞKANLAR DA 'KILIÇDAROĞLU' DEDİ

Eski Başkanlar da 'Kılıçdaroğlu' dedi

19 Mayıs 2010 Çarşamba 00:00

CHP Genel Kongre öncesi süren tartışmalar ve CHP Genel Başkanlığı için adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olması durumunda, parti içinde ne tip değişiklikler ortaya çıkarabileceğini, geçmiş dönemde CHP'de İl Başkanlığı yapmış eski yöneticilere sorduk. Eski başkanlar,Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık için doğru isim olduğunu söylediler.

Yener Bandakçıoğlu, CHP içindeki sıcak gelişmeler ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan adaylığı için şu açıklamayı yaptı: “CHP'deki bu kaynaşmayı, partinin hayatiyeti bakımından olumlu görüyorum. Türkiye'de demokrasiyi kuran yaşatan ve bu gün de yaşatmaya çalışan CHP'de her üyenin genel başkanlığa aday olma hakkının var olduğunu düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu bence doğru isim. Bu tartışmalar olurken Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun doğru kişi olduğuna inanıyorum. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu 29 Mart yerel seçimlerde büyük ölçüde başarılı olan ve halk desteğini alan bir isimdir. Benim kişisel görüşüm Sayın Baykal'ın artık Genel Başkanlığı bırakması yönündedir.”

KILIÇDAROĞLU DOĞRU BİR İSİM

Necdet Gören gelişmeler hakkında, “Deniz Baykal Genel Başkanlığa aday olmayacaksa Kılıçdaroğlu bence doğru bir isim. Tabi ki Deniz Bey'in genel başkanlık deneyimi tecrübesi ayrıydı, daha farklıydı. Fakat anladığım kadarıyla komployla birlikte ortaya çıkan durumlar çözümlenmeden tekrar geri dönmeyi düşünmeyeceği için bence şuanda Kılıçdaroğlu doğru bir isim. Kılıçdaroğlu ile parti içinde bazı konularda bakış açısı değişebilir. Parti demokratik bir yapıya kavuşabilir” dedi.

EN BÜYÜK SIKINTIMIZ PARTİ İÇİ DEMOKRASİNİN OLMAMASI

Gören açıklamasının devamında, “Kılıçdaroğlu'nun bugün vermiş olduğu demeçte de belirttiği gibi tüzük tertibatı ile partiyi demokratikleştireceğini vaat ediyor. Bizim en büyük sıkıntımız Cumhuriyet Halk Partisi içinde demokrasinin olmaması. Yani yapılan siyasi çalışmalarda ön seçimlerin kaldırılması, milletvekillerinin, belediye başkanlarının atamayla getirilmesi doğru bir olay değil. Sosyal demokrat bir partide bu tip olayların olmaması gerekiyor. Sanıyorum bütün bu özlemlerimiz demokrasinin parti içinde yeniden gerçekleşmesiyle birlikte partinin toplumsal karşılığının daha da fazlalaşacağını düşünüyorum. Kılıçdaroğlu ile CHP'nin demokratik bir yapıya kavuşacağını arzu ediyorum. Baykal'ın son dönemdeki çıkışlarını takdir ediyordum. Son dönemde bayağı çıkış sağlamıştı. Ancak bir komployla karşılaştı. Yapılan komplonun aksini ispat edebileceği bir zaman dilimi olmadığı için, zaman yetmediği için genel kurulda Sayın Baykal'ın aday olacağı kanaatinde değilim. Adaya da, seçilecek genel başkana da destek olacağı kanısındayım” diye konuştu.

EMANETÇİ GENEL BAŞKAN İSTEMEYİZ

Ahmet Özcan tartışılan konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Birbirimize kırgın olma zamanı değil. Bölünme zamanı değil. Ülke bir yerlere gidiyor. Bu sürecin içersinde uzlaşılma sağlanması lazım. Deniz Bey aday mı değil mi? Onu da bilemiyorum. Ama bir emanetçi genel başkan da istemeyiz. Deniz Bey çok değerli bir genel başkan. Onu da korumak kollamak kanaatindeyim. Kılıçdaroğlu ile ilgili kamuoyu yoklamalarında olumlu neticeler ortaya çıkıyor. Toplum bu konuda bir değişim istiyor. Böyle algılanıyor. Böyle bir değişime de kulak vermek gerekiyor. Ama bütün bunların kavgasız gürültüsüz birbirimizi severek ve sarılarak götürmekte fayda var diye düşünüyorum.”

BAYKAL PARTİ İÇİ DEMO0KRASİYİ ÇALIŞTIRMADI

Özcan açıklamasının devamında, “Televizyonda gözlemediğimiz haliyle tarafların birbirilerini suçlar tarzda söylemlerini kabul etmiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu seçildiği zaman elbette parti içinde bir değişiklik olacaktır. Kamuoyu yoklamaları bayağı ciddi bir şekilde yapılıyor. Bütün mesele bence şudur; Cumhuriyet Halk Partisi olmadan bir Türkiye düşünülemez. Parti içi demokrasiyi sağlayabildiğimiz ölçüde gerek Baykal olsun, gerekse Kılıçdaroğlu olsun bu durum sağlandığı takdirde, milletvekilliği seçimlerinde o ilin bütün üyeleri marifetiyle yaptıkları takdirde bütün bu sorunları çözeriz diye düşünüyorum. Parti içi demokrasi gerçekleşmediği zaman kim gelirse gelsin istenilen neticeyi alacağımız kanaatinde değilim. Ama Deniz Bey'in Genel Başkanlık yaptığı süre içersinde parti içi demokrasiyi çalıştırmadığını düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu parti içi demokrasiyi düzgün şekilde işletirse Cumhuriyet Halk Partisi'nin çok daha ileriye doğru gideceğini tahmin ediyorum. Umut ediyorum” dedi.

BAYKALİST BİR DİKTATÖRLÜK VARDI

Konuyla ilgili Mehmet Süha Alparslan ise şu değerlendirmeyi yaptı: “CHP eski il başkanı olarak benim partiden istifa etmemin ana sebebi, parti içi demokrasinin olmaması ve Baykal hizbinin CHP içindeki keskin, kadri mutlak hegomonyası idi. Parti delagasyonu, merkez ilçe ve il başkanlıkları, milletvekili, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri bu hegemonya çerçevesinde yukardan aşağıya Baykalist yöntemlerle saptanıyordu. Sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP'de aslında Baykalist bir diktatörlük vardı. Ben bu diktatörlüğe karşı mücadele ettim, yenildim ve istifa ettim. Hatta istifa etmemi bizzat Deniz Baykal, Adnan Keskin ve Eşref Erdem istediler.”

RÜZGÂR NERDEN ESİYORSA ÖYLE HAREKET EDİYORLAR

Alparslan açıklamasının sonunda, “Benim gibi bir çok isim de zaman içinde ya istifa ettiler, ya da eriyip gittiler. Baykal'ın hegemonyasının kırılabilmesi için Kılıçdaroğlu, formülasyonu ülke için sosyal demokrasi için, sol için hatta sosyalist sol için çok yerinde bir formülasyondur. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, dünün hızlı Baykalist'lerinin birden bire 'Akıntıya kürek sallayarak' Baykal'a tavır almaları, rüzgâr nereden esiyorsa oraya göre kıvrılıp, dans etmeleri gözlerden kaçırılmamalıdır” dedi.

 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.