17 Kasım 2018
  • Bolu6°C
  • İstanbul12°C
  • Ankara8°C

BOLU İÇİN NEFES ALAN BİR ADAM

BOLU İÇİN NEFES ALAN BİR ADAM

05 Ağustos 2010 Perşembe 00:00

Bolu'nun mimarisinde büyük emeği olan, röportaja başlarken sizi tanıyabilir miyiz? Dediğim de “Benim üç eşim var” diyerek beni şaşırtan Bolu için daha çok projesi olan Mimar Orhan Bilen ile görüştüm.

RÖPORTAJ: AYŞEGÜL TOPCU

Sizi tanıyabilir miyiz?

1938 yılında Bolu'da doğdum. Bolu'nun ekmeğini yedim hala da yemeye devam ediyorum. İlkokulun dördüncü sınıfına kadar Gerede'de okudum. Daha sonra ilk ve ortaokulu Bolu'da, liseyi İstanbul Kabataş Lisesi'nde okudum.

Mimar olmaya ne zaman karar verdiniz?

Liseyi bitirdim o zaman üniversite sınavları böyle değildi. Yıldız Teknik Üniversitesi o zaman Teknik Okuldu. Ağabeyim, “Senin için inşaat mühendisliği iyi olur” dedi. Sınavlara başvurdum imtihan neticesinde benim kabiliyetimi mimarlığa daha uygun buldular, mimarlığa seçildim ve okudum.

Bolu'ya ne zaman geldiniz?

1960 yılında Bolu'ya geldim. Bakırcılariçi Çarşısında küçük mütevazı bir ofis açtım. Üç, beş ay askere gidene kadar çalıştım. Eskişehir'de askerlik vazifemi tamamladım. Devlet çeşmesinden içtiğim tek su budur.

Bolu'da hangi binaların projesini çizdiniz?

Kadın ve Doğum Hastanesinin arkasındaki diş polikliniği binasını, Eratay Oteli, Ziraat Odası Binası şimdi Uğur Dershanesinin bulunduğu yer, PTT karşı köşesindeki İbrahim Mısırlıoğlu'nun apartmanı çok var daha…

Bolu'nun ilk mimar mısınız?

Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümü mezunuyum. Bolu'da serbest çalışan ilk mimarım.1960 yılında üniversiteden mezun oldum, bu sene meslekte ellinci yılım. Benim üç eşim var. Birincisi resmi ve imam nikâhlı eşim, ikinci eşim mesleğim, üçüncü eşim Bolu. Bolu sevdalısıyım.

Üniversiteyi bitirince hemen Bolu'ya mı döndünüz yoksa başka bir yerde çalıştınız mı?

Sadece Bolu'da mesleğimi icraat ettim. Devlette çalışmadım. Elli yıl boyunca serbest çalıştım. Mesleğimi çok seviyorum.

Bolu'da ilk yaptığınız proje hangisi?

Op. Dr. Rıfat Ersoy Başhekimliği zamanında şimdi ağız ve diş polikinliği binası ilk mezun olup yaptığım binalardan bir tanesidir. Gelişmelere açık değiliz. Bolu'da değil sadece Türkiye'de de bu böyle. Örneğin ben ilk mimar olduğumda Hükümet Meydanından baktığınız da Belediye Meydanı görünüyordu. Başkalarının menfaatleri derken şehir merkezini rezil ettiler.1956–1960 yılları arasında imar planında hamam şehir merkezini ikiye bölüyordu.

Daha sonra…

Tabaklar Hamamının önünde tarihi tescilli soyunma kabinleri vardı. Ben Belediye Başkanı İsmail Özer, zamanında Belediye Meclis Üyeliğine ısrarla gel dedi. Biz 'Kasaplar, bakkallar şehrin mimarisini konuşuyoruz, madem bu işin eğitimini aldın gel bize faydalı ol” dedi.

Belediye Meclis üyeliği mi yaptınız?

Evet, İsmail Bey belediye başkanıyken kısa bir süre meclis üyeliğim devam etti.

O proje hayata geçseydi…

Tabaklar Hamamı şehrin ortasında kalacak, şehrin iki yanından gidiş- geliş yol geçecekti. Tam bir tarih hazinesi şehrin ortasında milli birliğimizin misali bunlardır. Geçmişine saygısı olmayan istikbalinden fazla bir şey beklemesin. Arzum Bolu'nun tarihine sahip çıkmasıdır. Mesleğimiz yönünden öğrendiklerimizi Bolu'ya verebilelim. Bolu'ya bir şeyler yaparsam şahsım adına vicdanımı rahatlatmış olurum. Benim vicdanımı rahatlatmam da yeterli değil. Topluma bir şeyler kazandırmamız lazım.

Bolu'da mimar olarak gördüğünüz yanlışlıklar var mı?

Katlı otoparkın olduğu yer başlı başına bir hatadır. Bir tarafında Saraçhane camisi bir tarafta İmaret camisi var. İki tane mümtaz tarihi eseri hiçe sayarak oraya katlı otopark yapıldı. Yedi tane yolun birleştiği yerde katlı otoparkın işi yok. Minibüsleri kaldırdılar bir ara, Muzaffer Işın zamanında patates deposu olarak kullandılar. O patatesler çürüdü, koktu kimsede almadı. Dozerle çöpe gitti patatesler. Bana gelselerdi o proje için ben yapmazdım. Onun vicdani sorumluluğu var. Yollar çok karışık otopark yüzünden. Gazi Üniversitesi'nde Prof. Zuhal Hanım Bolu'ya geldi, sanki öğretmişim gibi o da “Bu otopark buraya yapılır mı” dedi.

Antinoos mabedinin hikâyesi…

Bu bina buraya yapılmaz. Sekiz katlı binayı oraya yaparken yapma Reis Bey yapma dedim.”Belediyeye gelir lazım çarşı yapacağım” dedi. Prof. Bedri Yalman Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı çalışmalarımın dolayısı ile bana teşekkür mektubu yolladı. Dinamit atarak yaptılar o su depolarını, ikinci su deposu yapılırken müteahhit Kültür Bakanlığına müracaat ediyor. ”Buradan kazı yaparken bir şeyler çıkıyor” diye. Onlarda Prof. Bedri Alman görevlendiriyor, burada bir buçuk ay kazı yapıyorlar. Yeni su deposunun altına kalıntılar rapor halinde Bedri Yalman, Türk Tarih Kurumuna veriyor. Bu raporlar ben de var. Buradan çıkan mabedin parçaları su deposunun altında duruyor. Oradan alınan eserlerin bir kısmı şuan müze bahçesinde sergileniyor.

Siz o zaman kaç yaşındaydınız su depoları yapılırken hatırlıyor musunuz?

Beşinci sınıfa gidiyordum. Çok iyi hatırlıyorum. Ben çok meraklıydım kazıya bakardım.

BOLU'NUN ANTİK TARİHİ

Bolu'nun antik tarihi MS.100 yıllarına kadar dayanıyor. Başka bir deyişle elimizdeki bulgular MS.100'üncü yıllarda Bolu'nun Doğu Roma İmparatorluğu'nun gözde şehirlerinden biri olduğuna kaynaklardan ulaşıyoruz. Cladiopolis antik Roma tarihindeki Bolu'nun ismi, Hadrianus ise MS.50- 150 yılları arası yaşadığı bilinen Doğu Roma İmparatoru, Doğu Roma İmparatorluğunun gözde kentlerinden biri olan Bolu'ya civar kentlerden kaplıcalardan şifa bulmak için insanlar gelmektedir. Hatta Anatolia'da (Anadolu'da) Romalı olma, Roma yurttaşı statüsüne, ayrıcalığına sahip olan tek kent Cladiopolis, yani Bolu.

Yazıtlara göre şimdi Termal Otel'in olduğu yerde muazzam bir yapı bulunmaktadır. Bir yazıtta bir başka antik kent olan Mikaya'da tedavi için Cladiopolis gelen Fruzilla adındaki bir bayan hayatını burada kaybeder mezar yazıtına da şöyle yazılmasını vasiyet eder “Memleketime götürülmeden yaban ellerde yatıyorum ben” Ayrıca antik Bolu sakinleri şairlere şiirlere çok düşkün ayrıca Cladipolis hitabet sanatı oldukça güçlü Cladiopolis'te neredeyse üniversite düzeyinde felsefe okutuluyor. Dışardan insanlar eğitim için Bolu'ya geliyorlar.Gladyatör savaş sporu Bolu'da çok meşhur, dört yılda bir dört gün Bolu'da Gladyatör savaş oyunları oynanıyor, bir Gladyatör savaşında eşini kaybeden kadın bir yazıta şu dizeleri yazıyor,”Ben Anatolya (Anatolya o zaman bir kadın ismi) eşim bir Makodonki elli altı kez sahnede savaşırken hiç yenilmedikten sonra elli yedinci savaşında yenildi toprağın altına girdi.Beni de burada çaresiz bir şekilde bıraktı” daha buna benzer bir çok buluntu ve yazıtlar var. Gelelim mimar Orhan Bilen'in projesine konu olan Stadion ve Antinoos tapınağına bu Doğu Roma İmparatorluğu tapınağına, Doğu Roma İmparatoru Hadrianus o devrin liman kenti olan İzmit'te Antinoos ile karşılaşırlar. Yine Hadrianus ava çok meraklıdır.

Bolu'nun çevre dağları sık ormanlarla kaplı olduğu için Hadrianus yabani hayvan avlamaya gelir. Hadrianus av esnasında genç yakışıklı Antinoos ile karşılaşır. Ona âşık olur her seyahatinde onu yanında götürür. Milattan sonra yüz otuz yılında Antinoos bir Mısır Seyahatinde Nil Nehri'nde boğulur. Hadrionus perişandır. Hadrianus, Antinoos anısına Nil Nehri'nin kenarında Antinospolis kurar. Cladiopoliste ise Antioos adına mabet yaptırır. Burada çeşitli yarışlar festivaller düzenler. Bu sikkelerden buluntulardan Hisartepe'de 1978 yılında Bolu Belediyesi'nin yaptığı su deposunun kazısında tarihi kalıntılar ortaya çıkar.

Bolu Belediyesi'ne ait dükkânların yıkımı esnasında stadion ortaya çıkar, Bolu tarihi ile Sayın Mimar Orhan Bilen de gazetemize konu olan projeyi hazırlar. Bolu antik tarihi daha birçok çalışmaya ihtiyaç duyuyor, daha çok çalışmamız gerekiyor.

Yararlanılan Kaynaklar:

*Sanat Sokağı Dergisi Mart 2009 sayısı

*”Hadrianus'dan Alaaddin'e” M.S. Alparslan Bolu Gündem Arşiv

*Bolu Hisartepe kazısında bulunan tapınak kalıntısı T.T.K 1986 Bedri Yalman
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.