24 Eylül 2018
  • Bolu30°C
  • İstanbul26°C
  • Ankara31°C

BAKKAL, GIDA TOPTANCISI, TURİZMCİ, SPOR ADAMI, SİYASETÇİ...

BAKKAL, GIDA TOPTANCISI, TURİZMCİ, SPOR ADAMI, SİYASETÇİ...

23 Ağustos 2010 Pazartesi 00:00

Mehmet İnceayan'ı Bolu'da tanımayan yoktur. Çoğu insan sadece onun ticari yaşamını bilir ya da Boluspr'da başkanlık yaptığı zamanları, yaşı biraz ilerlemiş olanlar da onu Bolu siyasi hayatına yaptığı katkıları bilir belki de. Termal Otel'de görüştüğümüz Mehmet İnceayan'la yaşamını, ticari hayatını ve bugünlere nasıl geldiğini konuştuk.

Mehmet İnceayan kimdir?

1950 yılında Aşağısoku Mahallesi'nde doğdum. 8 yaşındayken annemi kaybettim. 3 kardeştik, sonra babam ikinci bir evlilik daha yaptı. Bir kardeşim daha oldu. 1958'de Aşağısoku'dan Tatarlar Mahallesi'ne geldik. Babam bakkaldı. Babamın bize bıraktığı en büyük miras o bakkal tezgahıdır. Sanat okulunu bitirdim. Liseden sonra dayım beni özel okulda okutmak istedi. İlle gel elektrik mühendisi ol dedi. O zamanlar babamın işleri yeni yeni büyüyordu. Bir tercih yaptım ve babamın yanında çalışmaya karar verdim. Askere gidinceye kadar işlerimiz biraz daha gelişti. 71 yılında askere gittim. Askerlik dönüşü tekrar işin başına geldim. Kardeşlerim ufaktı o zaman, o yüzden ben daha çok ilgileniyordum işle. Benden büyük abim vardı, ama onun eczanesi olduğu için onun pek ilgisi olmadı bu işle. Babamın işini ben devralmış oldum. Kardeşlerim hem okuyorlardı hem de işe yardım ediyorlardı.

İşinizi büyüttüğünüzü söylediniz. Nasıl oldu?

Bakkal işinden sonra nakliye, çimento işine girdik. Perakende satışla birlikte toptancılık da yapmaya başladık. Büyük bir dağıtım ağımız vardı, Bolu'da oldukça büyüktük. 1995 senesinde Seçkin Marketler zincirini kurduk. 2001 krizinden etkilendi ve 2003 yılında iflas etti. 1994 yılında ben ayrıca otelcilik işine de girdim. Ben biraz da işten kaçmış gibi oldum. Sosyal hayat insanı biraz tembelleştiriyor. Bu yüzden ben gıda işinden ayrıldım ve hissemi kardeşlerime devrettim. Ahmet ve Hayri bir süre daha devam ettirdiler işi. Üvey kardeşimiz Hayrettin var, ona da gıda işini bıraktık. O toptancılığa hala devam ediyor.

Seçkin Marketler neden tasfiye edildi?

2001 krizi bizi çok etkiledi. Bolu'da nüfus azaldı. 30-35 bine düştü. Cici Taksi kavşağında bulunan Seçkin Market'in üstüne bir kat daha çıkılması ve o kata yapılan yatırımlar, o dönemde yanlıştı. Piyasa sıkışıkken biz oraya 420 bin TL masraf yaptık. Geri dönüşümü olmadı, üstüne bir de kriz olunca vadeler kısaldı. Altı aylık vadesi olan malın vadesini 2 aya düşürdüler ya da peşin istediler. Parasal olarak zora girince piyasa da sıkıştırmaya başladı. Marketleri satıp piyasaya olan borçlarımızı ödedik ve market işini bıraktık. Kardeşle-rim Ahmet ve Hayri İnceayan şu anda Kö-roğlu Otel'in işletmeciliğini yapmaktadırlar.

Olayın hikayesi nedir?

Oteli almam tesadüf oldu. Necdet Gören ihaleye çıkardı oteli. İlk ihaleye girmedik, ilk ihaleyi alan arkadaşlar teminat yaktılar. İkinci ihalenin olduğu günden haberim yoktu benim. Belediye'de işim vardı, Necdet Bey'in yanına çıktım. Bana dedi ki, “Ya Mehmet, otelin ihalesi var. Şu ihaleye gir.” Ben, “Başkanım, benim yanımda para yok, teminat yok. Sadece mavi çekim var şahsıma ait. Çeki kabul edersen girerim” dedim. Başkan “Tamam” dedi, oteli öyle aldık.

Köroğlu'ndan önce Eskop Otel vardı.

Petro Club'ın sahibi olan Belgin Özer'in elindeydi otel. O zaman oteli Bolululara bırakmak istemiş. Otelin hissedarları esnaflar tabi. Önce kabul etmişler biz yapalım diye, sonra iş ciddiye binince bakmışlar olacak gibi değil, bu işi yapsa yapsa Mehmet İnceayan yapar demişler. Geldiler görüştük, ortaklıklarını kabul ettim. Beni Bolsan Tur'a ortak aldılar. 3 ay sonra genel kurulları oldu, Emin Semercioğlu ve ben girdik seçime. Başkan ben oldum. Sonra Emin şirket ortaklığından da ayrıldı. Biraz üzüldü tabi. Eskop 10 yıllık bir oteldi, aldığımda 10 yıl boyunca tek bir çivinin çakılmadığını gördüm. İlk önce oteli yeniledim, müşteri portföyünü yükselttim. Bolu'nun sayılı otellerinden biri oldu. Çok ortaklı bir oteldi. 91 krizinde pek çok üye ayrılmak zorunda kaldı. Bayağı sıkıntılı bir dönem geçirdik.

Termal Otel'i nasıl aldınız?

1993'te de burası ihaleye çıktı. O dönem özel yemekleri hep bizim otel, yani Köroğlu yapıyor. Daha kaliteli, daha akıcı bir hizmet veriyorduk. O zaman Özel İdare'nin çalışanları memur zihniyetiyle çalışıyordu. O sene 2,5 milyar zarar etmişler. Dönemin valisi Yener Rakıcıoğlu, “Mehmet, biz burayı ihaleye çıkaracağız” dedi. Ben de “Tamam, Sayın Valim” dedim. O zaman Boluspor'un da başkanlığını yapıyorum. Valiye, “Sayın Valim o zaman şartnameyi bize göre yapın. Bizde 3 yıldızlı bir otel var. Ona göre hazırlayın” dedim. Çünkü ulusala ilan verince Türkiye'nin her yerinden müracaatlar oldu, 27 firma katıldı. 13 firma girdik ihaleye. Bolu'dan bir ben, bir de Mazhar Murtazaoğlu var. Açık arttırma olarak yapıldı ihale. Biraz milliyetçilik duyguları ağır basınca 10 milyondan açılmıştı, 200 milyona kadar çıkardık. Oteli aldığımızda elini neye atsan dökülüyordu. İçindeki eşyaları da bize 1 milyar 700 milyona sattılar. Aldığımız o malzemelerin çoğunu bir yerlere verdik, büyük kısmını da çöpe attık.

Termal turizminden çok spor turizmine yöneldiniz, değil mi?

O zaman karar vermemiz gerekiyordu. Termal mi spor mu? Termal turizmini kaçırdık. Çünkü o günkü şartnameler tek taraflıydı, onu kabul edip de giriyorsun. Otelin kalbi olan kaplıca suyunu gündüz Özel İdare çalıştırıyor, gece bana devrediyor. Bize bunun bir faydası olmadı. O yüzden biz yönümüzü spora çevirdik. İlk defa biz başlattık tesisleşmeyi, saha yaptık. Bizden sonra Koru başladı spor turizmine. Şu an Bolu'da 20 takım var kamp yapan. Bunda benim büyük katkım vardır.

Bolu'da spor turizminin babasısınız diyebilir miyiz?

Elbette, öyleyim. Yıllar önce Bolu Türkiye'nin tek kamp merkeziydi. Takımlar Abant'a gelirdi. Öyle Avrupa'ya falan gitmezlerdi. Şimdi gidiyorlar ama bence yanlış. Oraya gidip 3. Lig takımlarıyla oynayana kadar burada kamp yapan takımlarla oynasalar daha iyi olur. Buranın doğası çok güzel, tesislerimiz çok iyi ve yeterli.

Biraz konuyu dağıtacağım ama özellikle merak ettiğim bir şeyi sormak istiyorum. Size Bolu'da Jr(jeyar, hani Dallas dizisinin ünlü karakteri) diyorlarmış. Nedeni nedir?

Şimdi Jeyar iki türlü olursun. Bir işini bilen, bir de etrafına zarar veren, başkalarının karısında kızında gözü olan Jeyar var. Bolu'da kimse benim için Mehmet İnceayan bana zarar vermiştir, karıma kızıma bakmıştır diyemez. Benim hiç o taraklarda bezim olmaz. İşimi iyi yaptığım için diyorlardır. Çok önemli bir şey söylemek istiyorum. Bolu'da Bolulu tek işletmeci benim. Şimdi ben burayı bırakacak olsam, ihale olsa 50 tane yabancı girer ihaleye. Burayı bir Bolulu alamaz ve Bolulular da bakar sadece. Burası Boluluların evi. Çoluk çocuk gelip burada vakit geçiriyorlar. Düğün olsun nişan olsun gelen hiç kimseyi kırmayız. Şu olsun derler onların gönlü olsun diye kabul ediyoruz. Ben Jeyar olmaktan sıkıntı duymuyorum. Siyasette de iyiyimdir. O zaman da herkese iyilik için koştum, insanlara yardım ettim. Bolu'da beni tanımayan yoktur. Herkese iyiliğimiz dokunmuştur. Süha Alparslan Boluspor'a başkan olduysa benim sayemde olmuştur.

Biraz anlatır mısınız?

Yusuf Yaman Boluspor Başkanlığı için aday Süha da onun listesinde. Yusuf Yaman Kaşmir Otel'in sahibi. Yusuf Yaman'ı ANAP'a ve kulüp yönetimine de ben almışımdır. Bir konudan dolayı beni bayağı bir üzdü. Ağzından çıkanı kulağı duymadığı için bana, “Sen ne anlarsın bu işten?” gibi şeyler söyledi. Ben de ona “Anlar mıyım anlamaz mıyım, gösteririm sana” dedim. Seçimin bir kuralı vardır. Seçim takvimini iyi bilmek lazım. Üyelerin zamanında aidatlarını yatırmaları lazım. Yatırmazlarsa seçimde oy kullanamazlar. Ben 76'dan 88'e kadar Boluspor'da sürekli çalıştım. Sadece 79'da ara verdim. Rahmetli Cemal Ağa'ya üyelerin listesini getirmesini istedim. Baktım hepsi benim yaptığım üyeler. Gittim üyelerin hepsinin aidatlarını bankaya yatırdım. Sakın benim paraları yatırdığımı söylemeyesin dedim. 300 tane üye yapmışım, hepsi benim delegem zaten. Yusuf Yaman bunu görünce tutmuş naylon üye yapmış. Yani resmi defterde tahribat yapıyor. Yusuf Yaman ne kadar Kındıralı, ne kadar Çorumlu varsa kaydetmiş. Kongre salonuna geldik, kıyamet gibi insan var, dışarılara taşmışlar. Ben hemen dilekçeyi Yener bey'e verdim. Yener Bey baro başkanıydı o zaman. Yener Bey, Süha'yla Yusuf Yaman'ı çağırdı. “Bak” dedi, “en az 3 ila 6 yıl arası yargılanırsın, resmi defteri tahribattan içeri girersin” dedi. Süha, “Ya yatarsak yatarız” dedi. Süha yattı ya alışkın o zaten. Ben “tamam, yatsınlar o zaman” dedim. Ben kongrenin açılışını bekliyorum artık. Girdim içeri, oturuyorum. Yanıma Ahmet Uslu geldi, Lassa Ahmet derler. O benim listemde, Süha Yusuf'un listesinde. Geldi bana, “Mehmetciğim gel yakma bu adamı. Bu adam cezaevine girerse senin hoşuna mı gidecek. Sen çekil, Süha başkan olsun. İki listeden de ortak liste yapalım” dedi. Böylelikle bunu kabul ettim ve Süha başkan oldu.

Başkanlıktan çekildiniz yani?

Evet ben çekilince Yusuf da çekildi. Süha'nın başkan olmasının nedeni benimdir.

NAİLE HANIM'LA DEVAM EDİYORUZ SOHBETİMİZE.

Nasıl evlendiniz Mehmet Bey'le?

Evliliğimiz görücü usulü oldu. Mehmet Bey 8 yaşındayken annesini kaybetmişti, benim teyzem de eşini trafik kazasında kaybetmişti. Akrabalar teyzemi Mehmet Bey'in babasıyla evlenmesi için ikna ediyorlar. Bir bakıma bir akrabalık oldu aramızda. Ankara'dan buraya ablamın yanına geldim. O zaman 17 yaşındaydım daha. Ben Mehmet Bey'i hiç tanımıyordum. Beni görmüş ve büyükan- nesine “Ablamın çok güzel bir kızı var. Ben çok beğendim” demiş. Onlar da gelip bakmışlar bana ama benim haberim yok bundan. Sonra ablama söylemişler. Ablam anlattı bana durumu. O ara Ankara'dan beni isteyenler de vardı. Ablam ne dersin diye sordu. Ben de kısmetse olur dedim. Sonra Mehmet Bey'le görüştük biz.

Nasıldı ilk görüşmeniz?

Onlar beni görmeye geldiler, halamdaydık biz o sırada. Kahve ikram ettim onlara. Tüm bunlardan benim hala haberim yok. Neyse beni çok beğenmişler. Sonra kalkıp gittiler. Ablam o zaman doğum yapmak üzere, çok az zamanı kalmıştı. Mehmet Bey'in abisi Abbas Bey, 6 ay önce bir eczane açmıştı. Halam dedi ki bana “Hadi eczaneye gidelim, göbek tozu, pamuk falan alalım, ablana dönelim.” Biz eczaneye gittik. Ben içeri bir girdim ki içerde dedesi, büyükannesi, dayısı, birçok akrabası ordaymış. Beni görmek için eczaneye gelmişler. Kapıdan içeri girince Mehmet Bey'le göz göze geldik. Ben hemen kafamı çevirdim. Halam çay içelim, kahve içelim diye ısrar edince bir şeyler olduğunu anladım. Olmaz dedim, eğer siz kalıyorsanız ben ablama gidiyorum dedim. Halam da kalmadı, ablama geçtik. Ablam yine sordu ne düşünüyorsun diye. Ben de abla sen buradasın, teyzem de Mehmet Bey'in üvey annesi. El olacağına burası olsun daha hayırlı olur belki dedim. Sonra da 3 ay içinde evlendik.

Mehmet Bey'i ilk gördüğünüzde bir elektriklenme oldu mu? Bir şey hissettiniz mi?

İlk gördüğümde öyle bir şey olmadı. Ama tabi istemem, etmem de demedim. Beğenme oldu tabi ki aramızda. 11 Mayıs 1973'te evlendik. Hep söylüyorum, bir daha dünyaya gelsem yine Mehmet Bey'le evlenirim. 36 sene bitti, şu güne kadar mutluyuz, huzurluyuz. Eşim ne kadar yoğun olursa olsun hiçbir zaman evini ve ailesini ihmal etmedi. Toplantısı da olsa, geç de bitse her zaman evine geldi. Eşimi ve çocuklarımı çok seviyorum. 3 kızım, 3 damadım,3 tane de torunum var.

DERYA ÖZTÜRK'ÜN RÖPORTAJI DEVAM EDECEK



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.