16 Kasım 2018
  • Bolu2°C
  • İstanbul8°C
  • Ankara1°C

ATMOSFER

Atmosfer

28 Ağustos 2010 Cumartesi 00:00

Bolu'da 12 Eylül 2010 öncesi siyasi atmosferin değerlendirmesini yapalım isterseniz.

Ben Bolu Gündem gazetesinin nabzını tutmak için yaptığı incelemeleri sizler gibi takip ediyorum. Direkt seçmene yönelik yapılan Evet- Hayır yoklaması,

Gazetemizin düzenlediği ankete internet kullanıcılarının ilgisi,

Bolu'da yazdığı okunur, söylediği dinlenir kişilerin gazeteye verdiği demeçler.

Ve yine Bolu Gündem'in şimdiye dek Bolu'da yapılmayan bir çalışmayı başlatarak devam etmekte olan, “12 Eylül tanıkları anlatıyor” nehir röportajı.

Tabii bir de siyasi partilerin propaganda faaliyetleri…

Bütün bu verileri teker teker inceleyelim.

Direkt seçmene yönelik yaptığımız yoklamalardan çıkardığım sonuç şu, öncelikle seçmenin bilinçsiz olduğunu iddia edenlere katılmıyorum. Anayasa değişikliği ilgili maddeleri sanılanın aksine seçmenlerin en az yarısı yorumluyor. HSYK, Askeri Vesayet, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilme koşulları. İnanın seçmenin konuya anayasa değişikliği bağlamında ilgisi var. Onun için siyasi partilerin özellikle CHP'nin propaganda faaliyetlerini referandum konularının dışına taşırmasını seçmenler olumlu karşılamıyorlar.

İkinci olarak Bolu Gündem Gazetesi'nin düzenlediği ankete tahminimden fazla internet kullanıcısı katıldı. Katılmaya da devam ediyor. Bu yazıyı kaleme alırken 4179 okurumuzun ankete iştirak ettiğini gördük.

Bizzat AKP İl Başkanı kendileri bilgisayar uzmanı olduğu için anketimizin güvenirliğini test etti ve tabi alnımızın akı ile çıktık. Bolu'da 4179 seçmenin yüzde altmışı “Hayır” diyor.

Tabii anayasa referandumu da internet kullanıcıları arasında yapılmıyor.

Ancak şöyle bir değerlendirme yapabiliriz ve şunu da söyleyebiliriz.

Şehir merkezinde Evet-Hayır dengede yüzde elli yüzde elli gibi, Tabii ilçelerden gelecek oylar dengeyi “Evet” lehine değiştirecek.

Yine Bolu'da yazar-çizer ve düşünen insanlar arasında yaptığımız araştırmada ve karşılıklı görüş alışverişlerinden çıkardığımız tespit ise çoğunlukla “Hayır“ şeklinde.

Dördüncü olarak biliyorsunuz, 12 Eylül'e tanık olmuş, bedel ödemiş işkence görmüş mapushanelerinde uzun yıllar geçirmiş yurttaşlarımızla görüştük.

Amacımız kesinlikle eski yaraları kaşımak değil. Ya da tarafların birini aklamak değil. Şimdiye dek gün ışığına çıkmamış, söylence olarak kalmış otuz senelik kişisel anıları kayıt altına almak ve 12 Eylül sürecini yaşayan insanlar mağdur mu, muhatap mı, pişman mı bu tespitleri yapmak bunları kamuoyu ile paylaşmak.

Tabii, en son olarak da 12 Eylül tanıklarının yine bir 12 Eylül de, 12 Eylül 2010'da sandık başında ne gibi tavır göstereceklerini kendilerine sormak.

Bir de siyasi partilerin propaganda faaliyetleri, el altından dağıtılan ramazan paketleri vs. vs.

Bu tempoyu sürdürenler ise CHP ve AKP.

MHP'yi pek ortalıkta görebilme olanağını bulamadık bu süreçte, velhasıl süreç böyle çalışıyor. Atmosfere ilişkin saptamalarımda böyle, sizinle paylaştım.

Sağlıcakla kalın…

28.08.2010


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.