13 Kasım 2018
  • Bolu6°C
  • İstanbul14°C
  • Ankara4°C

MÜCAHİT SANDIK BAŞINA GİTMEYECEKMİŞ

Mücahit sandık başına gitmeyecekmiş

06 Eylül 2010 Pazartesi 00:00

Mücahit ve arkadaşlarının umurunda değil referandum.

Zaten oy da kullanmayacaklarmış.

Evet-Hayır fark etmiyormuş onlar için.

Sandığa hiç gitmeyeceklermiş ki zaten.

Bir nevi boykot diyebiliriz.

***

Geçtiğimiz cumartesi ziyaretine gittik,

Mücahit ve arkadaşlarının.

Ben, Aydan ve Hakan ile.

Oturduk sohbet ettik biraz.

Havadan sudan konuştuk.

Ama bu havadan sudan muhabbetin,

hiç bu kadar önemli ve ciddi olacağı

aklımın ucuna gelmezdi.

Ve şunu söyleyebilirim.

Bazı muhabbetlere, 'havadan sudan muhabbet' şeklinde yaptığımız yakıştırmaların ne kadar anlamsız olduğunu anladım.

Hele ki,

İnsan vücudunun ¾'ü su iken,

ve günde nerden bakarsanız 10 bin nefes alırken

hava ve suyu nasıl böyle küçümseriz.

Ben anladım.

***

Elbette Mücahit referandumla ilgili bir şey söylemedi.

Başlıkta yazılanlar benim içsel konuşmalarımdı.

Zaten kimse de onlara bir şey sormamış şimdiye kadar düşünceniz ne diye.

Hissettiklerini, yaşadıklarını anlayamamışlar ki

Düşüncelerini öğrenebilsinler.

Ama ben anladım.

***

13 Eylül 2010 Pazartesi gününden sonraki günler de

onlar için farklı olmayacak zaten.

İşte ben onu çok iyi anladım.

***

Mücahit engelli…

Tekerlekli sandalyeye mahkum.

Ama gözlerindeki ışıltıyı görmelisiniz.

Belki bedeni sandalyeye mahkum,

ama hayalleri ve umutları bir o kadar özgür.

Hayallerini kimse engelleyememiş.

O polis olmak istiyor.

Arkadaşlarının kiminin bedensel engeli,

kiminin akli melekeleri yeterli değil hayatlarını tek başlarına idame ettirmeye.

Ama inanın sizin 'havadan sudan muhabbet' diyerek küçümsediğiniz sohbetlere, o kadar ihtiyaçları var ki.

Hele hatırını soran birileri ziyaretine geldiğindeki coşkuları.

İnanın görülemeye değer.

Ben anladım.

Ama asıl anlaması gerekenler?

Onların üzerinden siyaset yaparak oy avcılığına soyunanlar

Acaba kaç kere ziyaretlerine gitmişlerdir ki?

Dostlar alışverişte görsünler hariç, kaç kişi başını okşayıp elini tutmuştur ki?

Kaçımız Mücahit'in elindeki sıcaklığın yüreğinden geldiğini anlamıştır ki?

Ama ben anladım…

Anayasal düzenlemelerle onların hayatlarında hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi, hele kafalarımızı ve onlara yaklaşımımızı düzeltmediğimiz, yaşamlarını kolaylaştırmadığımız sürece, anayasayı değiştirmek yerine, davranışlarımızı değiştirmediğimiz sürece bu düzenlemelerin sadece anayasa kitapçığında kalacağını,

Ben anladım.

Onların adına konuşmak, nutuk atmak kolay da,

Asıl onlarla konuşmak yürek ister.

İşte ben o an ağladım…

06.09.2010


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.