15 Kasım 2018
  • Bolu7°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara8°C

PROF.DR. OKAN KÜLKÖYLÜOĞLU: SARIALAN'IN SONU KİMİN AYIBI?

PROF.DR. OKAN KÜLKÖYLÜOĞLU: SARIALAN'IN SONU KİMİN AYIBI?

18 Eylül 2010 Cumartesi 00:00

AİBÜ Biyoloji Bölümü, Prof. Dr Okan Külköylüoğlu, Bolu Özel İdaresi'nin “gölet sevdasını” şiddetle eleştirdi. AİBÜ Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr Okan Külköylüoğlu çevreye karşı olan duyarlılıklarını bilimsel verilerle destekleyerek, kamuoyunu zaman zaman bilgilendiriyor. Abant'ta önceki vali döneminde yapılan bilimdışı müdahalelere de tepkisini gazetemiz aracılığı ile iletmiş, kendisi ile yaptığım röportaj okunma rekorları kırmıştı. Bu kez Prof. Külköylüoğlu, Bolu Özel İdare Müdürlüğü'nün, 2010 yılı itibariyle, 110 tane irili ufaklı göletin olacağını, bu yapay göllerin oluşturulmasını doğaya müdahale olarak değerlendiren Prof.Dr Külköylüoğlu'nun açıklamaları şu şekilde;

Son 10 yılı aşkın bir dönemde gerek yerel ve gerekse ulusal basında birçok yazı, demeç, açıklama ve sunum yaparak Bolu'daki çevre sorunları ve gelecek için çevrenin öneminden bahsetmekteyiz. Bütün bu açıklamalar bilimsel temelli araştırmalar ve uzun dönemli çalışmalarımız sonucu elde edilen sonuçlara dayanmaktadır. Söz konusu çevre sorunlarından önemli bir tanesi olarak da doğal alanlara (mera, çayır, taşlık, ormanlık vb.) yapılan veya yapılması planlanan göletlerin (Hayvan İçme Suyu, Hayvan İslah Sahası, Hidroelektrik Sahası, Baraj göleti vb. isimler ile bilinir) durumudur. Gölet yapma alışkanlığı (özür dileyerek 'çılgınlığı') göründüğü ve bilindiği kadarıyla Türkiye'nin ve dünyanın hiçbir yerinde olmayacak boyutlarda Bolu'da ciddi bir şekilde artmaktadır. Özellikle son zamanlarda İl Özel İdaresi tarafından yapılan açıklamalar, Bolu'da 2010 senesi itibariyle 110 tane irili ufaklı HİS ve sulama göleti olacağını gösteriyor. Yakın zamanda açıklanan haberlere göre, Bolu'nun ve Türkiye'nin (hatta dünyada eşi bulunmaz halde) önemli bir alanı daha gölet alanı olarak yapay ortamda suyla doldurulacaktır. Burası kendine özgü doğal bitki örtüsüyle bilinen ve adını o güzel bölge için endemik olan bitki örtüsünden alan Aladağlar mevkiindeki “Sarıalan” yaylasıdır. Burası meralık bir alandır. Bitkilerden başka yüzlerce hayvan, mantar ve diğer canlının barındığı ve bazılarının ise sadece bu bölgeden bilindiği eşsiz bir yerdir.

“Güç bende, yetki bende, ben en iyisini bilirim ve çukur gördüğüm her yere gölet yaparım fikri yanlış”

Sarıalan aynı zamanda en az yedi köyün hayvanlarının otlamak için kullanıldığı önemli bir yerdir. Oysa tıpkı daha önceleri nedeni tam olarak açıklanmadan yapılan birçok gölet gibi bu alan da sular altında kalacak ve bütün bu “sarı güzelliği” ismi ile beraber sonsuza dek yok olacak. “Güç bende, yetki bende, ben en iyisini bilirim ve çukur gördüğüm her yere gölet yaparım” fikrinin yanlış olduğunu Abant Gölü üzerinde yapılmaya çalışılan küçük gölet örneğinden bilirsiniz. Bu uygulamadan yetkililer bir şekilde kısmen de olsa hatasını anlayıp vazgeçti (geçirildi?). Demek ki olur olmaz yere gölet yapılması yanlışmış. Ancak hala bu fikir görünüşe göre değişmedi ve başka doğal alanlarda hırsla devam ediyor. Devletin ve milletin paraları akıp gidiyor bu çalışmalarda. Sıra Sarıalan'a geldi. Buradaki biyoçeşitliliğe geldi. Buradaki doğallığın bozulmasına geldi. Buradaki yaşanılan anılara geldi. Gölet yapılmasıyla beraber kim bilir kaç tane kendisinden ilaç, ürün, besin, fikir ve benzeri şekilde fayda görebileceğimiz/gördüğümüz canlı sonsuza dek yok olacak? Kim bilir henüz tam olarak sayısı bile tespit edilememiş türlerden kaç tanesi bizi aslında sağlığımıza kavuşturacakken, şifa verecekken sulara gömülüp gidecek?

“Meranın ürettiği yem ile merada otlatılacak hayvan sayısı arasında bir denge vardır”

Bu işin son yıllarda gündemde olan et ve süt fiyatlarındaki artışla da yakın ilişkisi var. Şöyle ki: otlak hayvanlardan alınan verim mera (otlak) alan büyüklüğü arttıkça artar. Bir başka deyişle bu ilişki OTLATMA KAPASİTESİ olarak bilinir: Meranın ürettiği yem ile merada otlatılacak hayvan sayısı arasında bir denge vardır. Örneğin, 1 adet kültür ırkı büyükbaş hayvanı 5,5 ay süreyle iyi sınıf bir merada otlatmak için en az 37 dekar (3,7ha = 37,000 m2) büyüklünde bir mera alanı gereklidir. Buna göre otlak bir hayvanın meradan alacağı günlük yem ihtiyacı ağırlığının 1/10'u olarak kabul edilir. Örneğin 50 kg'lık bir koyunun günlük mera yem ihtiyacı 5 kg'dır. 200 kg'lık bir sığırın ise günlük yem ihtiyacı en az 20 kg'dır. Kültür ırkı sığırların günde 5 (kimi yerde 10 lt ve daha çok) litreye kadar süt verdiği bilinmektedir. Ayrıca sığırların ırklarına göre ürettikleri et miktarı da meralardan aldıkları yeme göre değişebilir. Montofon, Simentel Hereford, Angus, Şorthorn, Şarole, Sığır Irkının ağırlığı dişi ve erkekte 500 ile 900 kg arasında olurken, et randımanı ise % 70'e kadar (yani yaklaşık 550kg et) çıkmaktadır. Şimdi basit hesaplama yapalım:

Bu hayvanlara günde yaklaşık 4 ha meralık (otlak) alan gerekli. Eğer bu alan olmazsa hayvanların süt ve et verimi ciddi şekilde düşer. Şimdi Sarıalan merasındaki yapılması planlanan gölet alanı en basit hesapla 300 dekar (30ha) olsa, bu durumda en az 10 (ki bu sayı küçükbaş hayvan için 100ü geçebilir) hayvan buradan yararlanamayacaktır. Bu da yine basit bir hesapla 10x550kg (yaklaşık hayvan et ağırlığı) = 5500 kg (5,5 ton) dır. Bu gün et fiyatı ortalama 25TL ise, 25 x 5500 kg = 137,500 TL eder. Yani sadece 5,5 aylık gibi kısa bir dönemde bu kadar kayıp olacaktır. Yani en basit hesapla 10 hayvan için, gölet yapılarak Sarıalan'dan faydalanamayıp burada otlayamayarak kayıp edilen para 137,500 TL'dır. Bu hesaba süt üretimini de katarsak: Yine basit hesaplarla Sarıalanın gölet olması durumunda günde en az 5 litrelik süt üretiminde azalma olacaktır. Bu günde 5lt, bir ayda (30gün) 150lt ve 6 ayda ise (en az arazi kullanım süresi) (6ay x150 lt) 900lt (yaklaşık 1ton) süt üretiminde kayıp demektir. Bunun ekonomik anlamı ise 1lt süt yaklaşık 1TL ise, bu da bir hayvan için 6 ayda yaklaşık 1000TL,10 hayvan için ise 10,000TL yapacaktır. Burada verilen hesaplama ve sayılar sadece en basit şekilde ifade edilmiş, kimi yerde yuvarlak rakamlar verilmiştir. Ancak yapılan (planlanan) 110 göletin toplam alanı hesap edilirse (ki bu sayı yetkililerden sorulabilir), gölet yapımından dolayı hayvancılığın nasıl meraların yok olmasıyla gerilediği, et ve süt fiyatlarının arttığı ilişkisi kolayca ortaya çıkar. Sade bir örnekle, Seben Taşlıyayla göleti 833 hektarlık (8330dekar) bir mera-otlak alanda oluşturuluyor.

“Mevcut göletler neden iyileştirilmiyor da, yenilerinin yapılmasına hız vererek doğa katliamına girişiliyor?”

Sadece hayvancılık düşünüldüğünde bu alanın yapılmasıyla binlerce hayvanın otlama alanı yok oldu. Bu da sadece et ve süt üretiminde milyon TL'ye varan ekonomik kayıba yol açtı. Yani kayıp edilecek olan biyolojik, coğrafik, ekolojik, doğallık, arkeolojik, sosyal ve kültürel öğelerin yanında, ekonomik olarak bile Sarıalana gölet yapılmasındaki kayıp çok büyüktür. İnsanın şimdi aklına şu soru geliyor: Neden? Neden bu yanlış fikrin peşinde koşuluyor? Nedir bu işin getirisi? Kime, ne kadar yararı olacak? Bir başka amaç, diyelimki turizm, o halde mevcut göletlerin durumları neden iyileştirilmiyor da, yenilerinin yapılmasına hız vererek doğa katliamına girişiliyor? Dediğim gibi insanın ister istemez aklına başka şeyler geliyor. Buradan Bolu halkını bu konuda duyarlı olmaya çağırmak istiyorum. Çünkü bu fikirle yola çıkanların ne zaman duracakları belli değil.
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.