23 Eylül 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul22°C
  • Ankara15°C

FATİH METİN: BİR DAHA BU SİYASİ CESARETİ GÖSTEREMEZLER

FATİH METİN: BİR DAHA BU SİYASİ CESARETİ GÖSTEREMEZLER

28 Eylül 2010 Salı 00:00

AK Parti Milletvekili Fatih Metin, referandum süreci sonrasında alınan sonuçların ülke genelinde faaliyet gösteren bütün siyasi partiler açısından anlamlı bir mesaj taşıdığını ifade etti. Metin, anayasa değişikliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından beklenen bir değişikliği kapsadığının altını çizerek bu sürecin önüne geçmeye çalışan partilerin sonuçlardan kendilerine bir ders çıkartmaları gerektiğini söyledi.Metin,referanduma muhalefet eden siyasi partileri işaret ederek,“Bir daha bu siyasi cesareti gösteremezler” dedi.

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN

Fatih Metin'le birlikte son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığımız röportajımız devam ediyor.

Aynı siyasi gövdeden ayrılan ve AK Parti ile siyasi paralellikler taşıyan Saadet Partisi'nde son dönemde ilginç gelişmeler yaşandı. Saadet Partisi'nin daha önceki yönetim kadrolarında bulunan “Ak saçlılar grubu”, diğer adıyla Erbakan kurmayları, 11 Temmuz'da Atatürk Spor Salonu'nda gerçekleşen olağanüstü kongrede Numan Kurtulmuş'un sandıktan çıkmasının doğru yöntemlerle olmadığını söyleyerek seçimi yargıya taşıdılar ve kongre ile ilgili mahkeme tarafından kayyum kararı alındı. Alınan kararı ve parti içinde gelenekçi ve yenilikçi kadrolar arasında yaşanan gerilimi bir siyasetçi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir başka siyasi partinin iç işleyişiyle ilgili ya da sıkıntılarıyla ilgili yorum yapmak çok doğru değil. Öncelikle bu esası ortaya koyalım. Bu konuda bir de medya aracılığıyla yanlış ve kasıtlı bir yönlendirme yapıldığını düşünüyorum. Alınan kararla birlikte Saadet Partisi'nin parti teşkilatları değil gerçekleşen olağanüstü kongre kayyuma devredilmiştir. Saadet Partisi'nin siyasi parti kimliği ile ilgili çalışmaları ve yönetim kadroları aynen çalışmalarına devam etmektedir. Diğer taraftan elbette Necmettin Erbakan Türkiye siyasetinin çok önemli bir ismidir. Bu anlamda çok saygı duyduğum bir isimdir. Aynı şekilde Erbakan'ın yakınında bulunan insanlara da son derece saygı duyuyorum. Numan Kurtulmuş da Türkiye siyasi hayatının son döneminin çok önemli bir siyasi soluğudur. Türkiye siyasi hayatı açısından önemli bir insandır. Çok değerli fikirleri olan ve bu görüşlerini yansıtmak isteyen bir insandır. Dolayısıyla iki önemli şahsiyetin bu anlamda karşı karşıya gelmesi en azından Türkiye siyaseti açısından çok büyük talihsizliktir. Bugün ülkeye, ülke siyasetine çok büyük hizmetleri dokunmuş “Milli Görüş” hareketinin sağlıklı bir biçimde birlik beraberlik içersinde çalışması en büyük dileğimizdir. Bütün bu yaşananlar üzüntü vericidir. Daha önce o saflarda siyaset yapmış ve o durumu çok iyi bilen biri olarak bizim bildiğimiz, gördüğümüz, anladığımız siyasi yapının tersine bir süreç yaşanmaktadır. İnşallah bu durum uzun sürmez ve birlik beraberlik ortamı içersinde hareket edebilirler.

AK Parti 28 Şubat'ın ardından Milli Görüş Hareketi'nin içinden doğdu. Aynı paralellikte bugün yaşanan siyasi durumu göz önünde bulundurursak, Numan Kurtulmuş önümüzdeki günlerde gerçekleşecek kongrede tekrar sandıktan çıkarsa, Saadet Partisi'nde yeni bir AK Parti dönemi başlayabilir mi?

Ben öyle bir duruma ihtimal vermiyorum. Ben bu sürecin Saadet Partisi açısından sağlıklı bir şekilde sonuçlanacağını düşünüyorum. Beklentilerimiz de o yönde. AK Parti'nin kuruluşu doğrudur. Milli Görüş hareketinin içinden çıkmıştır, ancak o günkü siyasi konjektürle bu günkü siyasi konjektür arasında dağlar kadar fark var. Dolayısıyla bizim beklemediğimiz, istemediğimiz bir durum olsa dahi böyle bir oluşum olacağını tahmin etmiyorum. Bu duruma ne Necmettin Erbakan'ın, ne de Numan Kurtulmuş'un müsaade edeceğini zannetmiyorum.

Yaşananlarla ilgili çok da fazla değerlendirme yapmak istemiyorsunuz anladığım kadarıyla…

Evet, çünkü bizim bu konuda değerlendirme yapmamız yanlış bir tutum olur.

Referandum sonuçları her ne kadar anayasa değişikliği ile ilgili bir oylamanın esası olsa da, referandum gününe kadar yaşanan siyasi atmosfer muhalefet ve iktidar arasında bir siyasi çekişmeye ya da taraflaşmaya dönüştü. Referandum sonucu hem muhalefet hem iktidar açısından sürpriz sayılabilecek rakamlarla sonuçlandı. Referandum sonrası ortaya çıkan tablo, vatandaşın hayatında ne tip değişiklikler ortaya koyacak, bu karar vatandaşa nasıl yansıyacak?

Biz bu konuyla ilgili referandum öncesinde çok detaylı bilgiler vermiştik. O zaman da hep aynı şeyleri söyledik. Bu karar ülkemiz açısından bir başlangıç. Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokrasideki hukuk devleti olarak işlemesinde ve güvence altına alınmasıyla alakalı bir sürecin başlangıcı olarak yorumluyoruz. Burada esas amaç tamamen sivil bir anayasanın oluşturulmasıydı. Buradaki toplumsal mutabakat dün olduğu gibi bugün de bizim arzumuz. Muhalefetimiz dün olduğu gibi bu gün de uzlaşamaz bir tavır içersinde olursa bu durum bizi hiçbir zaman yıldırmaz ve bu konudaki emelimizden vazgeçirmez. Muhalefetin tamamen popülizme dayalı uzlaşmaz tavrı ile kendine zarar verdiğini görüyoruz. Tabanının git gide eridiğini görüyoruz. Dolayısıyla muhalefetin Bu siyasi cesareti bir daha bulamayacakları kanaatindeyiz. Çünkü Sayın Başbakan da bu konuda ifade etti, bu süreç 2011 yılından itibaren başlayacak. 2011 yılındaki seçimlerde kullanacağımız en önemli propaganda araçlarından biri yeni Anayasa olacaktır. Yeni anayasa özlemi toplumun bütün kesimlerinde hangi siyasi görüşte olursa olsun bütün vatandaşlarımızın beklentisindeydi. Ama bu anayasa değişikliğinin bu anlamda bir kapı olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda toplumsal ayrışmayı da kabul etmiyoruz. Çünkü alınan oya baktığımızda, yedi bölgenin yedisinde de 'Evet' oyu çıkmıştır. Ülkemizde bu konuda bir fikir birliği vardır. Dolayısıyla olayı mikro seviyede değerlendirmenin çok doğru bir bakış açısı olmadığı kanaatindeyim. Olayı makro ölçekte değerlendirmek gerekir. İnşallah bu işe 'Hayır' diyen muhalefet partileri de, özellikle ana muhalefet partisi CHP'de yavru muhalefet partisi MHP'nin uzak kalmayacağını düşünüyoruz. 2011 yılından sonra bu husus çok daha sağlıklı ve aklıselim bir biçimde tartışılır ve ülkemiz açısından olumlu bir şekilde neticelenir.

Röportajımız devam edecek…


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.