25 Eylül 2018
  • Bolu17°C
  • İstanbul17°C
  • Ankara23°C

SENDİKAYI GÜÇLÜ KILAN GREV HAKKIDIR

Sendikayı güçlü kılan grev hakkıdır

28 Eylül 2010 Salı 00:00

Anayasa değişikliğiyle, grev hakkının ellerinden alındığını belirten Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Fikret Başar, “Grev hakkı olmayan hiçbir düzenleme ne kadar iyi,ne kadar dolu olduğu kabul edilse de, sendika kanununu güçlü kılamaz. Ve bu uygulama hiçbir zaman çalışanın lehine olmaz” dedi.

Röportaj:Servet Yılmaz

Türk Eğitim-Sen Bolu Şube başkanı Fikret başar'la sohbetimize devam ediyoruz.

Anayasa değişikliğinin ardından sendikaların çalışmalarında, durumunda bir değişiklik bekliyor musunuz?

Olumlu yönde hayır. Hatta hak arama mücadelelerinde daha da zorlanacağımız kanaatindeyim.

Grev hakkınız var mı? Grev hakkı verilmeden yapılan toplu görüşmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

15 ile 30 Ağustos tarihleri arası kamu işvereni ile sendikalar bir sonraki yılın ücret zamlarını ve sosyal yardımlarını, sosyal haklarını, çalışma şartlarını, işe alınışlarını, işten çıkarılmalarını, disiplin uygulamalarını ve benzeri konuları konuşur, bunun pazarlığını yapar. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları yasasında bu pazarlık 'toplu görüşme' şeklinde yer almıştı. Bu görüşmede mutabakat sağlanamadığı takdirde konu 'Uzlaştırma Kurulu'na taşınıyordu. Uzlaştırma Kurulu'nun da kararları bağlayıcı değil, inisiyatif tamamen Bakanlar Kurulu'ndaydı.

Ancak bu yeni yasa ile 'TOPLU SÖZLEŞME' ye dönüştürülmüş olup, Uzlaştırma Kurulu'nun da kararları bağlayıcı olmuştur. Endişemiz Uzlaştırma Kurulu'nun asgari ücret komisyonu gibi oluşturulmasıdır. Buradaki üyelerin biri sendika temsilcisi, diğerleri de Kamu işveren temsilcilerini temsil ederlerse bu komisyondan kamu çalışanının yararına hiçbir karar çıkmaz. İşte tehlikede o zaman başlıyor. Çünkü Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası'nda grev hakkınız yok. Anayasamızın 54'üncü maddesi 'toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptir' hükmünün korunması, grevin yalnız işçiler için bir hak olduğu, memurların kesinlikle grev yapamayacağı hükmünü getirmiştir. Ancak Anayasamızın 90'ıncı maddesi, ülkemizin imzaladığı uluslar arası sözleşmeler gereği, İLO sözleşmelerine, Avrupa sosyal şartlarına ve insan hakları Evrensel Beyannamesine uygun olarak bu hakkımız vardı ve bunu kullanıyorduk. Bunun en güzel örneği de 25 Kasım 2009 tarihli bir günlük iş bırakma uyarı eylemimizdir. Korkarım bundan sonra bu haklarımızı yasa gereği kullanamayacağız. Çünkü yeni anayasada bu haklar verilmiş gibi görülmekle beraber 'içi boş' olacağı yönünde endişelerim var.

Grev hakkı olmayan hiçbir düzenleme ne kadar iyi, ne kadar doğru olduğu iddia edilse de, sendika kanununu güçlü kılamaz. Çalışanın lehine olmaz. Sendikanın olmazsa olmazı 'GREV' hakkıdır. Sendikayı sendika yapan, sendikayı güçlü kılan emekten gelen gücünü kullanması yani grev hakkıdır. Kanaatim sendikal boyutta daha alınacak çok yolun olduğudur.

Ana dilde eğitim konusunda sendikanızın görüşü nedir? Kişisel görüşünüz nedir?

Anayasamızın 42'nci maddesi çok açık ve nettir. Bakın şu şekilde düzenlenmiştir: “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetimin ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Özel, ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir. Devlet, maddi imkândan yoksun başarılı öğrencilerin öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımı yapar. Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez. Türkçe'den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dili olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı dil ve yabancı dil ile eğitim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir.” Bunun üzerine konuşmak anayasal suçtur.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bazı ailelerin çocuklarını okula göndermedikleri, bu nedenle bu bölgelerde okulların eğitime geç başlayacağı şeklinde duyumlar alıyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bir siyasi partinin telkinleri sonucu ortaya çıkmış olay diye düşünüyorum. Çok fazla bir ilgi göreceğini sanmıyorum. Katılanların da mahalle baskısından veya başka endişelerinden dolayı katıldıklarını sanıyorum. Ulusal çıkar ve menfaatlerde eğitimin çok kıymetli olduğunu, her işin başının eğitim ve eğitimli insan olduğunu, insanları diğer canlılardan ayrıcalıklı kılanın eğitim, bilgi birikimi, birikimini nesillere, kuşaklara taşıması olduğunu düşünüyorum. Bunu en iyi yapan milletlerin de diğer milletlere her düzeyde fark attığını görüyoruz. Ülkemizde iki bakanlığın önünde 'MİLLİ' sıfatını görürsünüz. Biri savunmadır, diğeri eğitim. Her ülke için bu iki bakanlık çok kıymetlidir ve her ülke bu iki bakanlığa çok önem verir. Ülke istikballerinin, kendi çıkar ve menfaatlerinin bu iki bakanlığa doğru orantılı olduğuna inanırlar. Bizde de öyledir. Sanırım bundan dolayı önüne bu milli sıfatı getirilmiştir. O zaman buna uyulmalı, yıpratılmamalı, özellikle siyasallaştırılmamalı ve siyaset bulaştırılmamalı, siyasi emeller doğrultusunda ise kesinlikle kullanılmamalıdır, diye düşünüyorum.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.