21 Kasım 2018
  • Bolu9°C
  • İstanbul13°C
  • Ankara9°C

BÜLENT AKFİDAN: “ÖRGÜTSÜZ ÇALIŞTIĞIMIZ İÇİN HAKLARIMIZI SAVUNAMIYORUZ”

Bülent Akfidan: “Örgütsüz çalıştığımız için haklarımızı savunamıyoruz”

30 Eylül 2010 Perşembe 00:00

Bolu'da merkeze bağlı köylerle birlikte 67 ilköğretim kantin işletmesinin olduğunu belirten Bülent Akfidan, kantin işletmecilerinin yeteri kadar haklarını bilmediğini ve bu yüzden savunmasız kaldıklarını söyledi. Örgütlenmenin bir güç olduğunu belirten ve meslektaşlarına dernekleşme çağrısında bulunan Akfidan; “Türkiye'de 33 ilde örgütlü kimlik kazanan kantin işletmecileri, hak arama mücadelelerini başarıyla sürdürüyorlar. Bolu'da da derhal örgütlenmeye gidilmeli” dedi.

RÖPORTAJ: MEHMET KORKUSUZ

60'ıncı Yıl İlköğretim Okulu kantin işletmecisi Bülent Akfidan'la bir araya geldik. Kantin işletmecilerinin yaşadıkları sorunların temelinde örgütlenememenin yattığını ifade eden Akfidan, meslektaşlarının örgütlenmeye duyarsız kalışından şikâyetçi. Örgütlenmenin bir hak arama yöntemi olduğunu vurgulayan Akfidan, örgütsüz kalındığı müddetçe sorunlara çözüm bulunamayacağından endişeli.
 

Sayın Akfidan, kantin işletmeciliğine ne zaman başladınız?

Kantin işletmeciliğine 2009 yılında başladım. 60'ıncı Yıl İlköğretim Okulu'nda kantin işletmeciliği yapıyorum. Eşim de Halk Eğitim Müdürlüğü'nde kantin işletmeciliği yapıyor ve orayı yaklaşık 4 yıldır çalıştırıyor. Eşimle birlikte toplam iki işletme sahibiyiz, anlayacağınız ailece kantinciyiz.

Sayın Akfidan, dernekleşmek istediğinizi söylüyorsunuz. Amaçlarınız nelerdir?

Kantincilik bir meslek dalı haline geldi. Bu aşamada diğer meslek dalları gibi kantinlerin de odaları kurulmaya başladı. Şu an Türkiye Kantin İşletmecileri Esnaf Dernekleri Federasyonu'na bağlı 33 il var. 33 ilin birleşmesinden federasyon oluştu. Ancak Bolu'da kantin işletmecileri arasında böyle bir örgütlenme çalışması yok. Ben de kantinci arkadaşlarımızı tek çatı altında toplayıp bu federasyona bağlanmak istiyorum. Bolu'da 67 ilköğretim kantin işletmecisi var. Bu rakama merkeze bağlı köyler de dahil. Bu rakamı göz önünde bulundurduğumuzda bir örgütlenme gerekiyor.
Örgütlenmekteki amacımız, kantinci arkadaşları tek çatı altında toplamak. Öğrencilerimizin, gelişen ihtiyaçlarına yönelik açılımları tek bir noktadan uygulamak. Ülkenin temel beslenme politikaları doğrultusunda düzenli ve sağlıklı beslenme ile ilgili adımları hızlı bir şekilde uygulamak. Mesleki gelişi, eğitim, yasal mevzuatların tüm kantin işletmecilerine ulaştırmak için gerekli hizmetleri sağlamak. Kantin işletmecilerinin sadece bugünü için değil, geleceği içinde çalışmalar yapmak, vizyonu geniş bir misyon üstlenmiş işletme sahibi ve çalışanlar yetiştirmek ve eğitmek. Sorunları tek bir noktadan ivedilikle çözmek. Dernek üyeleri arasında dayanışmayı sağlamak. İhtiyaçların karşılanmasını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alarak bu konuda gereken kurs, seminer, fuar ve benzeri kültürel ve sosyal faaliyetlerde bulunmak.

Çocukların, yani tüketicilerin korunması adına yaptığınız bir çalışma var mı? Varsa, içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

Kantinimde 'Bul Kazan' adı altında bir kampanya başlattım. Benim gözümden kaçan son tüketim tarihi geçmiş, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın izni olmayan bir ürünü, öğrenciler benden aldıklarında ve bunu görüp bana geri dönüş yaptıklarında, ben o öğrenciyi para ödülüyle ödüllendiriyorum. Ödül miktarını 10 lira olarak belirledim. Bu ödül, alınan ürünün fiyatı ne olursa olsun geçerli. Öğrencilerimize de bunu sanırım aşılamış olmalıyım ki, alışveriş yapan öğrenciler hemen aldıkları ürünün son tüketim tarihine bakıyorlar. Ben bu yıl Bolu'da bir ilke imza attım. Öğrenci velilerine kantinimi denetleme izni verdim. Çocuklarının okulda ne yedikleri konusunda meraklı olan velilerin içlerini rahatlatmak amacıyla velilerimiz mutfak bölümümüzü gezebiliyor, tezgahlarımızı kontrol edebiliyorlar. Hangi ürünleri kullandığımızı, nasıl ve hangi ortamlarda ürünleri hazırlayışımızı velilerin görebilmeleri için bu uygulamaya gittim.

Peki, bu uygulamaların size ne gibi getirileri oldu?

Bizim çocukluk dönemimizde merdiven altı kantincilik uygulaması vardı. Veliler bunun üzerine okula gönderirken çocuklarına telkinlerde bulunurlardı ve fast food ürünlerini yememelerini söylerlerdi. Benim şeffaf kantincilik işletmeciliğim ve velilerin nasıl ortamda çalıştığımızı diledikleri gibi gördükleri için kantinimizde fast food satışlarında bir artış yaşandı. Açıkçası bu uygulamalar bize hem güven hem de ekonomik getiri olarak geri döndü.

Daha önce dernekleşmek için girişimlerde bulundunuz; ancak başarısız oldunuz. O dönem dernekleşememenizin nedenleri neler oldu?

Benim ön ayak oluşumla bir dernekleşme girişimi oldu. Ancak başarısızlıkla sonuçlandığı doğrudur. Nedeni ise bazı kantin işletmecilerinin bana yönelik, “Biz 10 yıllık kantinciyiz. Sen daha yenisin bu meslekte” şeklindeki düşüncelerle bu yapılanmaya sıcak bakmamaları. Yani kantin işletmecileri arasında bir ayrışma oldu.

Peki, sizin çağrınıza kayıtsız kalan işletmeciler bir örgütlenme yoluna gittiler mi?

Hayır, hayır. Onlar bu konuda daha sonra herhangi bir adım atmadılar. Konu kapandı gitti. Ama sonuçta işletmeciler arasında bir bütünlük sağlanamadı. Ama ben mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Ve ben bu dernek altında işletmeci arkadaşları tek çatı altında toplayacağım. Başkan olmak gibi bir niyetim yok, sıradan bir üyesi olayım ama bu dernek kurulmalı. Dernekleşme işleri özveri işidir. Maddiyatla bir ilişkisi yoktur. Özverili çalışacak arkadaşlar çıkarsa sonuna kadar onları desteklerim. Haziran ayında ben kantinci arkadaşlarıma toplantı çağrısında bulundum. İlk toplantımız yoğun ilgi gördü. İkinci toplantıda ilgi biraz düştü, üçüncü toplantıda ikinci toplantıdaki bölünmeden dolayı sayımız yok denecek kadar azdı. Hal böyle olunca toplantıların arkası gelmedi. Tüm girişimleri ben yapmıştım.

Sayın Akfidan, kantin işletmecilerinin karşılaştıkları sorunlar nelerdir?

Öncelikle pek çok meslektaşımız haklarını bilmiyor. Yönetmeliklere göre, okul saatleri içerisinde öğrencilerin okul dışına çıkmaları yasak. Ama pek çok okulda bu yasakların çiğnendiğinden meslektaşlarım şikayetçi. Okul kapıları ardına kadar açık. Büyük şehirler kadar olmasa da kötü alışkanlıklar bölgemizde de öğrenciler için bir tehdit oluşturuyor. Velilerin içleri rahat değil. Anne babalar çocuklarını okula gönderiyorlar ama okula gidiş gelişlerde olsun, teneffüslerde ya da boş derslerde çocuklarının okulda olup olmadıkları konusunda velilerin şüpheleri var. Biz örgütlenirsek, Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileriyle birlikte hareket ederek öncelikle bunun denetimini sağlayacağız. Ayrıca kantin kira artışları TÜFE oranının çok üzerinde seyrediyor. Kantinci arkadaşlar yalnız kalıyor bu durumlarda. Örgütlenme olduğu takdirde tüm dernek yetkilileri kantini haleye çıkan arkadaşımızın yanında yer alacak ve hakkını sonuna kadar savunacak. Çünkü örgütlenme bir güçtür. Dernekleşmemiz halinde işletmeci arkadaşların daha ferah ve rahat ortamlarda çalışmalarını sağlayabiliriz. Bugüne kadar kantin işletmecilerinin yaşadıkları mağduriyetlerin altında örgütlenmenin olmamasının etkili olduğuna inanıyorum.

Röportajın devamı yarın.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.