21 Kasım 2018
  • Bolu10°C
  • İstanbul13°C
  • Ankara8°C

GÜNDEM KÜLTÜR - SANAT - EDEBİYAT

GÜNDEM KÜLTÜR - SANAT - EDEBİYAT

09 Ekim 2010 Cumartesi 00:00

Elbette kent yaşamını zenginleştiren unsurların başında kültür, sanat, edebiyatın gelmesi özlenir, beklenir.

Yerel yönetim, kentte varsa üniversite yüksek okul demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, kent yaşamına bu bağlamda katkı sağlamayı görevleri arasında kabul ederler.

Tabii yerel ve görsel basının da gerek değerlendirme gerek etkinlikleri duyurma ve yayınları takip etme, halka bu konularla ilgili haberleri en seri bir şekilde sunma anlamında sorumlulukları vardır.

Bolu Gündem Gazetesi Cumartesi günleri Bolu tarihine dair bilgi ve belgeleri Bolu'da çıkan basılı yayınları tanıtan, değerlendiren çalışmaları öteden beri yapmakta idi.

Bu kez, bu çalışmayı derli toplu yapma kararı aldık.

Ve Cumartesi günleri Gündem /Kültür/Sanat/Edebiyat köşesini düzenli hale getirmek üzere çalışmalara başladık.

AİBÜ öğrencisi Ali Erdönmez arkadaşımız, kitap kurdu olduğu hemen anlaşılan arkadaşımız. Genç yaşta elde ettiği birikimleri Bolu Gündem okurları ve Bolu ile paylaşacak.

Bunun dışında Çanakkale'ye tayini çıkan Sayın Vali Yardımcımız Cemal Yıldızer'in veda ederken Bolu Gündem Gazetesi'ne armağan ettiği kimi derlemelerini de sizlere ileteceğiz.

Tabii Bolu'da sergi, tiyatro, konser, panel gibi etkinlikler de programımız içerisinde.

İlk çalışmamızı bugün gerçekleştiriyoruz.

Konu ile alakalı olan yurttaşlarımızın, sanatseverlerin sayfamıza katkı sunmasını, eleştiriler yapmasını umut ediyoruz.

Saygılarımızla.

BEN VE ÖTEKİ

Kim olduğum gerçeğini basite indirgeyebilece-ğim cümlelerim sanırım mevcut değil. Varoluşun özden önce geldiğini iddia eden Sartre gibi ben hala özünü arayan bir yabancıyım.. Tokat doğduğum şehrin adı.. Bolu'da yeniden adlandırdığım bir kimliğim,fikirlerim ve zihnim..Anın dışında kalan hayal kırıklıkları, pişmanlıklar ya da geleceğin belirsiz flu görüntüsü yaşamaya gem vuramaz.. Burada İngilizce Öğretmenliği son sınıf öğrencisi olarak bulunuyorum. Bolu Gündem gazetesinde kültür, sanat ve edebiyat köşesinde artık sizlerleyim..

Ali Erdönmez

***

ORHAN PAMUK ve MANZARADAN PARÇALAR

Serüvenin ilk soluğu işitildi geçen Eylül ayında. Beklenen ayak sesleri duyulan o kitap artık raflarda. Orhan Pamuk'un son kitabı Manzaradan Parçalar İstanbul'un devamı niteliğinde. İlk akla gelen soru ise şu: İstanbul'dan farkı ne? İçinde New York, Venedik ve yaşadığı şehrin ücralarını barındıran yeni bir yürüyüş sanki..

Hayatın işleyen çarklarının arasında hapsolmuş bir İstanbul gezgini Nobel ödüllü yazarımız. Duyumsadığı şeylerin özünde farklı lezzetler arayan bir yabancı. İlk aşkını, suçluluk duygusunu ve özlemlerini aynı potada erittiği şehrin insanı Pamuk..

Şöyle bir itirafı vardır kendinden bile gizlediği.“Yazarın en sevdiği ve üzerinde söz söyleme hakkını bulduğu yazar, ölü olan ve ününü yapıtlarına terk eden yazardır" der. Kıskanmak ve onun üstüne söylenebilecek ufak bir haykırış adeta.

Manzaradan Parçalar, yeni olduğunu iddia ettiği, her daim kendini yenilediğini savunduğu dünyanın dünyanın somurtuk gerçek nesnelerini ve yaşantılarını dile getiriyor.

Tıraş olmak, asansörde vaktin insanın üzerinden geçtiği dakikaları saymak ve annesinin börek yapışı ve buna tanık olan Pamuk'un dışa açılan gözlemleri, Manzaradan Parçalar..

Orhan ve gençlik serencamı

Biraz ilk gençliğine ışık tutulursa aslında bizi ona götüren işaret taşlarını bulabiliriz. Ressam olma hayalindeki düşler soğuk İstanbul sokaklarında yitivermesi.. Büyük ailelerin bayram yemekle- ri.. Paşabahçe vapurun ihtişamında büyülenen gözler.. Yalnızlığın azar azar büyümesi, mimarlık yıllarında. Edebiyatın keşfi ve sosyal reddi kimi normların. Anne ve babasının küçük ama yıpratıcı kavgaları.. Fransa seyahatine tesadüfi tanık oluş ve ardından aldığı rüşvetin dayanılmaz hafifliği..

Hayat, edebiyat ve sokaklar

Manzaradan Parçalar bu şekilde tasnif edilmiş olarak çıkıyor görücüye.. Büyüteç tutulduğunda iç dengemize bu üçlemin amansız birlikteliğini görürüz. Bir şeylerden. birilerinden yakınan koca güruhun, terazinin bir kefesini eksik bırakmasıdır bu yakarış.. Elbette yetmeyecektir edebiyat ya da hayat.. İdelojilerin, yanılsamala-rın, ilaveten ölümünün kol gezdiği sokaklar olması zaruridir, birlikteliğin ahengini taçlandırmak adına.. Basit, silik ve etkisiz kareler bağıntılı kişinin kendisiyle zannımca.. Orhan Pamuk içine estetik, yaşam, edebiyat, melankoli ve kendisini koyduğu her şeyin üstündeki söylenmemişlik hissini kaldırıyor bir bir..

Referandum ve Pamuk

Ntv'de uzun bir söyleşi yapıldı kendisiyle Eylül başında.. Referandumun hararetli günlerinde konuşma döndü, dolaştı kendisinin fikrine geldi.. Bütün içtenliğiyle özgürlüklerin önündeki engellere karşı olduğunu,12 Eylül'ü toptan reddettiğini söyledi.. Tercihinin Evet yönünde olduğunu belirtti.. Sırtında ifade özgürlüğü çarmıhını taşıyan, ülkesinde yabacı ilan edilen ve ölüm tehditlerinin hedefindeki Pamuk, bu değişiklerin yeterli olmadığını da açıkça ifşa etti

Yeni Romanı

O söyleşiden hatırımda kalanlar arasında yeni romanının alt orta tabakadan bir bozacının hikayesi olacağını duyurdu..Asıl olan o söyleminde, gündemin yoğunluğundan duyduğu yorgunluğu, roman yazmayı ne kadar özlediği kendini açıkça belli ediyordu.. O, yazmayı bir ritüel haline getirebilen,her adımının hesabını iyi yapan ince bir dost..

Son söz

Onda her şeyin varoluşunu görmek mutlu ediyor insanı.. Şehirler ve kitaplar.. Serüvenler ve hikayeler.. Aralandığında zamansız ayrılıkları, bir Dostoyevski, Flaubert, Camus ve Orhan Pamuk bulabiliyorsunuz.. İstanbul gibi kozmik ve çok sesli.. Venedik misali ince, elemli ve yalnız.. Paris'in ihtişamındaki vakur duruş ve banliyöler.. Siz aradığınızda bazen yitiriverdiğiniz, kimi zamansa şaşkınlıkla yakaladığınız, henüz tanımlanmamış bir tat var Pamuk'ta..



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.