21 Kasım 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul19°C
  • Ankara16°C

TÜRK SAĞLIK-SEN BOLU ŞUBE BAŞKANI HAKAN KOCA: “AİBÜ TIP FAKÜLTESİ'NDE SORUNLARA NEŞTER VURULMALIDIR”

Türk Sağlık-Sen Bolu Şube Başkanı Hakan Koca: “AİBÜ Tıp Fakültesi'nde sorunlara neşter vurulmalıdır”

28 Ekim 2010 Perşembe 00:00

AİBÜ Tıp Fakültesi yönetimi ile çalışanlar arasında yaşanan döner sermaye tartışmalarını değerlendiren Türk SağlıkSen Bolu Şube Başkanı Hakan Koca, üniversite hastanesinin her geçen gün kan kaybettiğini ve çok sayıda uzman doktorun yaşadıkları sorunlar nedeniyle Bolu'yu terk ettiğini söyledi. Tıp Fakültesi bünyesinde kutuplaşmaların yaşandığını ileri süren Koca, kurum içerisinde acil düzenlemelere ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

AİBÜ Tıp Fakültesi çalışanları, bildiğiniz üzere 6 aydır döner sermaye gelirlerini alamıyorlar. Çalışanların haklarını korumak adına sendika olarak nasıl çalışmalar yürüttünüz?

AİBÜ Tıp Fakültesi'nden 5 aylık döner sermaye gelirlerini alamadıkları gerekçesiyle yaklaşık 120 kişilik bir grup çalışan bize başvuruda bulunarak, haklarının aranmasını istedi. Biz de bunun üzerine kurum amirlerini ziyaret ettik. Hastanenin girdi noktasında profilini çıkardık. Hastanenin borçlu olduğunu gördük. Ve bu borçlarında geçmişten gelen borçlar olduğunu tespit ettik. Kurumun firmalara olan borçları bekletiliyor. Bu borçlarında yaklaşık 4,55 Milyon TL olduğunu bize telaffuz ettiler. Ayrıca bu fakülte hastanesinin kendisine olan ilgiyi kaybetmeye başladığını gözlemledik. Bunun nedeni de alanında uzman doktorların fakülte hastanesinde ayrılmaları. Bir önceki dönemde başlayan sorunlar var tıp fakültesinde. Kurumun yönetim tarzından dolayı çok sayıda hoca, Bolu'dan ayrılmak zorunda kaldı. Örneğin Prof. Dr. Cihangir Uyan, maddi nedenlerden dolayı ayrılmamıştır AİBÜ'den. Yönetim tarzındaki sıkıntılardan dolayı gitmiştir. Bence üniversite hastanesinde ciddi bir kutuplaşma var.

Peki, AİBÜ Tıp Fakültesi'ndeki döner sermaye sorunun giderilmesi noktasındaki görüşleriniz nelerdir?

Döner sermaye sorununun en önemli çözümü bizce, fakülte de bir defa düzgün bir otomasyon sistemi kurulmalıdır. Düzgün bir faturalandırma sistemi oluşturulmalıdır. Yönetim anlayışı düzgün bir şekle kavuşturulmalıdır. Mesleğinde deneyimli, branşlaşmış hocalarla yeniden güçlü bir yapıya kavuşturulabilir tıp fakültesi. Hastaların yeniden tıp fakültesine yoğunlukla çekilebilmesi için hastane yönetiminin derhal önlemler alması gereklidir. İzzet Baysal Devlet Hastanesi'nde 1000 tane poliklinik tedavisi yapılırken, neden tıp fakültesinde bu rakam 200'de kalıyor? Bunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Ancak bu şekilde sorunlara çözüm bulunabilir.

Hükümetin sağlık politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlkönce hastanelerimiz taşeronlaştırıldı. Nedir taşeronlar? Yemek firması, temizlik firması, veri hazırlama görevlileri, ameliyathanelerde görevli temizlik görevlileri… Bunların hepsi eskiden devlet memuruydu. Örneğin bir yemek firması hastanenin yemek işini alıyor. Buraya dışarıdan insanlar getirtip, burada çalıştırıyor. Devlet memuru değil ki bu insanlar, ne kadar güvenebilirsiniz? Bu da yetmezmiş gibi devlet memurluğu kavramını kaldırmak adına 4 B'li, 4 C'li 4924'lü sözleşmeli statü de memur alımına başladılar. Bu uygulamalar beraberinde sağlıkta birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Açıkçası siyasal iktidarlar devletin memurunu istemiyor, yerine sözleşmeli, taşeron kadroları tercih ediyor. Özelleştirmelerle devletin sosyal yanı yok edilmeye çalışılmaktadır. Bu sayede de devlet sağlıkta tam özelleştirmenin önünü açmayı hedeflemektedir.

Peki, sağlıkta özelleştirme uygulamasına yaklaşımınız nedir?

Özel hastaneler ilk açıldığında revaçtaydı. İlk açıldıklarında önce vitrinlerini süslediler. Fakat zaman zaman duyuyoruz özel hastanelerde yaşanan hasta vakalarını, ölüm vakalarını. Türkiye genelinde bir araştırıp baktığımızda özel hastanelerden hocaların devlete dönmeye başladıklarına şahit oluyoruz. Keza hasta açısından da durum aynı. Bugün vatandaşlarımız devlet hastanelerini daha çok tercih ediyor. Biz sendika olarak sağlıkta özelleştirmelere tamamıyla karşıyız. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. Ve sosyal devletin gereklilikleri ise, eğitim hakkı, sağlık hizmeti ve adalet. Devletin mutlaka sağlık hizmeti sunması gerekir. Bu devletin asli görevidir. Ancak gelen siyasi iktidarlar devletin memurunu istemiyor, yerine sözleşmeli, taşeron kadroları tercih ediyor. Özelleştirmelerle devletin sosyal yanı yok edilmeye çalışılmaktadır. Devlet artık kendisine yük geldiğini düşündüğü sağlık hizmetini üzerinden atarak, sağlığı özel sektöre emanet edip, sistemi kontrol etmeyi amaçlıyor. Farklı istihdam modellerinin oluşturulması da bu amacın bir göstergesi. Devlet elindeki uzman kadroların gitmesine göz yumarak, sağlıkta tam özelleştirmenin adeta önünü açıyor.

Sayın Koca, üyelerinize ve kamuoyuna iletmek istediğiniz son mesajınız nedir?

Biz diyoruz ki, düzgün bir şekilde, insanca yaşayabilecek bir ücret alan, sosyal haklarla donanmış bir sağlık çalışanı. Amacımız, hedefimiz sendika olarak bu. Şu an sağlık çalışanları gerçekten mağdur durumda. Bugün devletin uygulamış olduğu ücret politikalarında denge tazminatı adı altında döner sermayesi olmayan kuruluşlara her yıl paralar ödeniyor. Ama sağlık hizmetlerinde, kurumun döner sermayesi var diye denge tazminatı ödenmiyor. Bakın biz zamlardan yararlanamıyoruz. Neden? Döner sermaye var diye. Örneğin üniversitedeki gibi, kurumun döner sermaye dengesi bozuksa ne yapacaksınız? Döner sermaye gelirini alamadığı takdirde en düşük maaşı sağlık çalışanı almaktadır. Dolayısıyla kamuoyuna şunu söylüyoruz, sağlık çalışanları ne kadar refah içinde yaşarsa insanlarımız o kadar kaliteli hizmet alabilirler. Çünkü sağlık hizmeti önemli. Gelmiş geçmiş hükümetlerin devletin sosyal ayağını yok etmesine asla izin vermeyelim.

 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.