15 Kasım 2018
  • Bolu1°C
  • İstanbul12°C
  • Ankara-2°C

MUSTAFA KEMAL'İN KALEMİNDEN CUMHURİYET'İN İLANI

MUSTAFA KEMAL'İN KALEMİNDEN CUMHURİYET'İN İLANI

29 Ekim 2010 Cuma 00:00

Cumhuriyet'in ilanı kararını nerede ve kimlere söyledim

Yemek sırasında: “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz.” dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim.

Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz!

Efendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü onların da aslında ve tabii olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Hâlbuki o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyet'in ilan edilmiş olmasını gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar.

“Cumhuriyet ilanı ile ilgili kanun tasarısını İsmet Paşa'yla birlikte hazırladık”

O gece birlikte olduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya'da misafirdi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir kanun tasarısı müsveddesi hazırladık. Bu müsveddede 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu “Anayasa)'nun devlet şeklini tespit eden maddelerini şu şekilde değiştirmiştim: Birinci maddenin sonuna “Türkiye Devleti'nin Hükümet şekli Cumhuriyet'tir.” cümlesini ekledim. Üçüncü maddeyi şu yolda değiştirdim: “Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, Hükümetin ayrıldığı idare kollarını Bakanlar vasıtasıyla yönetir. Bundan başka Teşkilat-ı esasiye Kanunu'nun temel maddelerinden olan sekizinci ve dokuzuncu maddelerle de değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:

“Madde: Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi, yeni cumhurbaşkanının seçilmesine kadar devam eder. Görev süresi biten cumhurbaşkanı yeniden seçilebilir.”

“Madde: Türkiye Cumhurbaşkanı, devletin başkanıdır. Bu sıfatla, lüzum gördükçe Meclis'e ve Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder.”

“Madde: Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından ve Meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer bakanlar, Başbakan tarafından ve yine Meclis üyeleri arasından seçildikten sonra Cumhurbaşkanı tarafından hepsi birden Meclis'in onayına sunulur. Meclis, toplantı halinde değilse, onaylama, Meclis'in toplantısına bırakılır.”

“28/29 Ekim gecesi hazırladığım kanun müsveddesini teklif ettim”

Saat 13.30'da Parti Genel Kurulu yeniden Fethi Bey'in başkanlığında toplandı. İlk söz bendeydi. Kürsüye çıktım ve şu konuşmayı yaptım:

“Saygıdeğer arkadaşlar, üzerinde durduğumuz meselenin çözümünde karşılaşılan güçlüklerin sebebi, bütün arkadaşlarca anlaşılmıştır sanırım. Eksiklik ve yanlışlık, uygulamakta olduğumuz usul ve şekildedir. Gerçekten de yürürlükteki Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'na göre, bir hükümet kurmaya teşebbüs ettiğimiz zaman, bütün arkadaşların her biri, bakanları ve hükümeti seçmek mecburiyeti ile karşı karşıya kalıyor. Hepinizin birden hükümet üyelerini seçmek zorunda kalmanızda görülen güçlüğün giderilmesi zamanı gelmiştir.

“Hükümetimizin şekli mutlaka Cumhuriyet olacaktır”

İsmet paşa söz alarak şu yolda bir konuşma yaptı:

“Parti Başkanı'nın teklifini kabule ihtiyaç kesindir. Bütün dünya, bizim bir hükümet şekli görüştüğümüzü biliyor. Bu görüşlerimizi bir sonuca bağlayıp açıklamamak, güçsüzlüğü ve karışıklığı sürdürmekten başka bir şey değildir. Bir tecrübemden söz edeyim. Avrupa diplomatları bu konuda beni uyardılar. Devletin başkanı yoktur, dediler. Şimdiki idare şeklinize göre başkan, Meclis Başkanı'dır. Demek ki siz, bir başka başkan bekliyorsunuz. Avrupa'nın düşüncesi işte budur. Oysa biz böyle düşünmüyoruz. Millet, hakimiyetini ve mukadderatını fiili olarak eline almıştır.
Abdurrahman Şeref Bey'in konuşmasında şu sözler yer alıyordu:

“Hükümet şekillerinin teker teker sayılmasına gerek yoktur. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” dedikten sonra: “Kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.”

Teklifim parti grubunda ve hemen arkasından mecliste görüşüldü ve “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleri arasında kabul edildi

Abdullah Azmi Efendi'nin: “meselenin önemi meydandadır. Görüşme devam etsin.” diye yükselen itirazına rağmen, yeterlik teklifi kabul edildi. Ondan sonra, teklifimin bütünü ve arkasından da maddeler birer birer okunarak görüşüldü ve kabul edildi.

“Efendiler, Parti Grubu toplantısına son verildi ve hemen Meclis toplantısı açıldı. Saat 18.00 idi. Kanun teklifi, Kanun-i Esasi Encümeni, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda değişiklikler yapılması ile ilgili tasarının öncelikle ve derhal görüşülmesini teklif ediyor.” “Kabul!” sesleri üzerine, tutanak okundu. Teklif edildiği gibi öncelikle görüşüldü. Nihayet, kanun, birçok konuşmacının “Yaşasın Cumhuriyet” sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı'na Türkiye Büyük Millet Meclisi oy birliği ile beni seçti
Ondan sonra, Cumhurbaşkanı seçilmesi için Meclis'te oylamaya geçildi. Toplanan oyların sonucunu başkanlık kürsüsünde oturan İsmet Bey (Paşa) Genel Kurul'a şu şekilde bildirdi:

“Türkiye Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamaya, yüz elli sekiz kişi katılmış ve Cumhurbaşkanlığına yüz elli sekiz üye, oy birliği ile Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ni seçmişlerdir.”
Efendiler, seçimin hemen arkasından Meclis'te yaptığım konuşmayı tutanaklarda okumuşsunuzdur. Ancak, tarihi bir hatıranın canlandırılması için, müsaade ederseniz, o konuşmamı burada aynen tekrar edeyim:

“Saygıdeğer Arkadaşlar, dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında, saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından, yüksek heyetinize teklif edilen kanun tasarısının kabulü dolayısıyla, Türkiye Devleti'nin zaten bütün dünyaca bilinen, bilinmesi gereken mahiyeti milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabii bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığı'nda bulundurduğunuz arkadaşınıza yaptırdığınız bu görevi, Cumhurbaşkanı unvanıyla yine aynı arkadaşınıza, bu aciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle şimdiye kadar hakkında gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle, yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce heyetinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim.

Efendiler, asırlardan beri Doğu'da haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk Milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetinden yoksun zannediliyordu. Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış, kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değerleri, Hükümetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir. 1 Mart günü, Büyük Millet Meclisi'nin beşinci çalışma yılı dolayısıyla verdiğim nutukta, şu üç noktayı özellikle belirttim:

1- “Millet, Cumhuriyet'in bugün ve gelecekte bütün saldırılardan kesin ve ebedi olarak korunmasını istemektedir. Milletin isteği, Cumhuriyet'in denenmiş ve olumlu sonuçları görülmüş olan bütün esaslara bir an önce ve tam olarak dayandırılması şeklinde ifade edilebilir.”

2- “Millet kamuoyunda tespit edilen eğitim ve öğretimin birleştirilmesi ilkesinin bir an önce uygulanmasını gerekli görüyoruz.”

3- “Müslümanlığın, yüzyıllardan beri yapıla geldiği üzere, b,r siyaset vasıtası olarak kullanılmaktan kurtarılmasının ve yüceltilmesinin şart olduğu gerçeğini de görmüş bulunuyoruz.”

Kaynak: Nutuk, Kemal Atatürk, S. 642-643-647-649-650-65.

CUMHURİYETİN KÖK SALDIĞI O YILLARDA, BOLU'DA CUMHURİYET COŞKUSU HER YURTTAŞIN KALBİNDE ASIRLIK ÇINAR GİBİ…

   Cumhuriyetin ilanı bütün yurtta olduğu gibi Bolu Merkez ve ilçelerinde coşkuyla karşılanmıştır. Cumhuriyetin modern insan yaratma mücadelesi Anadolu'da da kabul görmüş, ülkeyi emperyalist işgalden kurtaran ve işgalcilerle ittifak kuran saltanatı ve hilafeti tasfiye eden Mustafa Kemal ve arkadaşlarına yurtta büyük bir güven duygusu oluşmuştur.

   Mustafa Kemal Atatürk'ün her on yılda bir cumhuriyet kutlamalarının daha da coşkulu kutlanması düşüncesi doğrultusunda , cumhuriyet sevdalıları Anadolu'nun her bir köşesinde giderek artan bir coşkuyla cumhuriyeti kutlarlardı. Günlerce öncesinden hazırlıklar yapılır ,o günkü olanaklar çerçevesinde caddelere 'tak'lar kurulur ,yoksul ama onurlu Türk insanı belki eskimiş ama tertemiz giysilerini giyer , bayram alanlarına koşardı. Bolu'da ilk kez bu netlikte yayınlayacağımız fotoğraflardan da görüldüğü gibi Bolu ve çevre ilçelerinde cumhuriyet kutlamalarına özel önem verilir, coşku her bir köşeye hakim olurdu. 1920 hilafetçi –gerici ayaklanmalarda fedakarca ulusal kurtuluşçu güçlerin yanında yer alan Mudurnu havalisi ,halkı büyük, küçük; genç, yaşlı bayram kutlamalarına katılır . İşte size o günlerden kareler .
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.