23 Eylül 2018
  • Bolu20°C
  • İstanbul25°C
  • Ankara24°C

A.İ.B.Ü. KURUCU REKTÖRÜ KEMAL GÜÇLÜOL; “MÜSTEŞARA ÇİÇEK GÖNDERİLDİ DİYE HAKKIMDA SORUŞTURMA BAŞLATTILAR”

A.İ.B.Ü. Kurucu Rektörü Kemal Güçlüol; “Müsteşara çiçek gönderildi diye hakkımda soruşturma başlattılar”

13 Aralık 2010 Pazartesi 00:00

A.İ.B.Ü. Kurucu Rektörü Kemal Güçlüol, yaptığımız röportajın devamında geçmişte yaşadığı ilginç olayları anlattı.

Aslına bakarsanız onlar ülkeye farklı bir pencereden bakıyorlar ve onların toplum algıları günümüz insanının toplum algısından biraz daha farklı. Örneğin Kemal Güçlüol Hoca'yla konuşurken Hocanın “Ülkenin daha iyi bir noktaya gelmesi için biz çile çekmek zorundaydık ve bu bizim görevimizdi” söylemi galiba bugünkü insanın yaşam felsefesine ve bakış açısına çok uygun değil. Bu gün aynı algı aynı üretkenlik tekrar oluşabilir mi bilmiyorum ama Kemal Güçlüol Hoca'nın anlattıkları ibret vericiydi. Güçlüol sorduğum soruları ve güncel gelişmeleri değerlendirdi. Geçmişte A.İ.B.Ü.'de yaşadığı olayları anlattı.

Evet, hocam türban sorununun çözümü için ülkede samimi adımların atıldığını düşünüyor musunuz?

Benim İran'da Arabistan'da ve farklı ülkelerde çalışma yapan arkadaşlarım var. Onlarla da zaman zaman Türkiye geldiklerinde mütalaa etme olanağımız oluyor. Bu mesele çeşitli öğrenci grupları ya da belli siyasi odakların karşılıklı birbirlerine karşı yürüttükleri tavırla çözümsüz hale getirildi. Hakikaten bu kızcağızların kendi istekleriyle böyle gruplara kendi istekleriyle girmediklerini de biliyoruz. Bu mesele tartışıldığından bu yana bu sorunun çözümü için samimi olarak her iki tarafında bir gayretinin de olmadığını düşünüyorum. Ben bu meselenin problem haline getirildiğini düşünüyorum.

Sizin rektörlük döneminizde bu tip problemler tartışmalar yaşanıyor muydu?

Ben toplam sekiz yıl rektörlük yaptım. Gördüğüm kadarıyla üniversiteler arası kururlarda bu günkünden farklı olarak bilimsel çalışma yöntemi ve bilgi alışverişi bugünkünden daha ileri noktadaydı.biz bu tip sorunalr yaşamamıştık. Daha doğrusu o günkü rektörler biraz daha iyiydi inşallah bugünkü rektörlerde aynı şekilde iyidir. Bugünkü durumları çok iyi bilemiyorum.

Sizce türbanlı öğrencilerin derse girmesinde öğrenim görmesinde herhangi bir sakınca var mı?

Bu konuyla ilgili düzenlenmiş yasalar var birde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce çıkmış onaylar var. Bu konuyla ilgili çözüme giderken ilerde yasa ve yönetmeliklere göre hareket etmek gerekiyor. Bu konuda bazı şeyleri değiştirdiğiniz zaman kötü bir örnek olarak çıkabilir. Kanun varken biz bunu değiştirdik diyebilirler. Mevcut kararları hiçe saymadan bir çözüm üretilebileceğine inanıyorum. Bu konuyla ilgili daha yumuşak geçişler sağlanabilseydi beklide daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

A.İ.B.Ü.'de kurucu rektör olarak görev yaptınız. Sizden sonra görev yapan çeşitli rektörler oldu. Bugün A.İ.B.Ü. sizin beklediğiniz istediğiniz noktaya ulaştı mı?

Ben üniversitenin çok daha iyi olmasını arzu ederdim. Mutlaka bizden sonrakilerde kendi çapında bir şeyleri başarmak için uğraş verdi. Bu konuda daha önce yaşadığım bir şeyi hatırlıyorum. Benden daha yaşlı yardımcım rahmetli Prof. Yahya Özsoy vardı. Zaman zaman onu hatırlıyorum. Daha önce kendisi Eskişehir Üniversitesi'nde görev yapıyordu. Bolu'ya da hatır için gelmişti. Oda köy öğretmenliğinden gelen bir insandı. Dedi ki bana bir gün 'Biz dedi sıkıntı çekmeye alışkın ve sıkıntı çekmeye görevliyiz Türkiye'de. Bir gün bu üniversite gelişecek daha iyi bir üniversite haline gelirse sakın unutma bizi bu üniversiteye sokmayabilirler” demişti. Bir iki defa onun bu sözünü hatırladım. Her zaman değilse de birkaç defa hatırladım.

Nasıl yani hocam sizi üniversiteye almadılar mı? Doğru mu anladım?

Ben tabi bu konuları gündeme getirmek istemiyorum ama evet böyle durumlarla karşılaştım. Ben Çankaya Üniversitesi'ni kurduğum zaman benim yanıma iki tane YÖK denetçisi geldi. Birini de tanıyorum. Üzülerek geldiler. Benim hakkımda soruşturma açılmış. Beni Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nden şikayet etmişler. Yapılan soruşturmayla ilgili bana dediler ki ben üniversitenin bütçesinden kendime kol saati almışım. Hatta o saati hala hatıra olarak saklarım. Ben üniversiteden ayrılırken arkadaşlar bana bir yemek tertip ettiler ve küçük bir kutunun içinde bana bu saati hediye ettiler. İkinci olarak ta Kültür Bakanlığı Müsteşarına üniversite bütçesinden çiçek gönderilmiş. Üçüncü iddiada böyle bir şey. Buna benzer şeyler çok üzüldüm tabi.

İzzet Baysal'ın sağlığında üniversiteyi kurmakla ilgili söz verdiniz ve ardından yaşanan olaylar ilginç tabi…

İzzet Amca Bana demişti ki 'Oğlum sen bu Tıp Fakültesini kurarsan bütün masraflarını karşılayacağım' dedi. 'Amca' dedim 'Ben buraya hem Tıp Fakültesi kuracağım hem de birde mimarlık mühendislik fakültesi kuracağım' dedim. Bu iki fakültenin kuruluşu için çok uğraştık ama sonunda kurduk ve ilgili kanunu çıkarttırdık. Ama ben o fakülteleri açmadan ayrıldım.

Siz ayrıldıktan sonra sizden sonra görev yapan rektörlerle görüşme yaptınız mı?

Benden sonra görev yapan arkadaşlarımın benimle görüşmek gibi bir talepleri olmadığı için bende böyle bir şeye yeltenmedim. Yıllar önce Mengen'de Aşçılık Yüksekokulu'nun açılışına gittik. İki profesör arkadaşımla birlikte açılış töreni için Ankara'dan geldik. Bizden sonra gelen arkadaşımız bize hoş geldin bile demedi. Bizde tören bitimini beklemeden orayı terk ettik. Daha sonra dönemin Belediye Başkanı yardımcılarıyla birlikte Çankaya Üniversitesi'nde beni ziyaret edip dediler ki 'Hocam kusura bakma töreni biz düzenlemediğimiz için herhangi bir şey söyleyemedik'. Ben de dedim ki 'Biz bu fakülteleri birileri bizi görsün diye kurmadık biz bu fakülteleri memleketimize hizmet etmek için kurduk' Yani geçmiş günlerde bu tip olaylar yaşandı. Üzüldüğümüz durumlarda oldu ama İnşallah üniversitemiz beklediğimiz ölçülerin dışında çok daha iyi bir noktada olur.

Röportaj: Zeki ercivan


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.