16 Kasım 2018
  • Bolu4°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara3°C

ÇOK ÇİRKİNİM, EŞİMİ TELEVİZYONDAKİ BAYANLARDAN BİLE KISKANIYORUM

ÇOK ÇİRKİNİM, EŞİMİ TELEVİZYONDAKİ BAYANLARDAN BİLE KISKANIYORUM

18 Aralık 2010 Cumartesi 00:00

Merhabalar ..

Bir hafta daha geçti. Mailleriniz ve ilginiz için tüm okurlarıma teşekkür ediyorum.

Soğuk havalar hepimizi evlerimize kapattı. Uzun geçen kış akşamlarının en güzel tarafı, kitap okuyabilmek için bizlere bol zaman bırakması. Çağımızın hastalığı televizyon bağımlılığı. Hepimiz gözlerimizi dikip bir dikdörtgen kutuya, fasa fiso programların beyinlerimizi yıkamasına maalesef izin veriyoruz. Elbette televizyon seyredeceğiz. Ama daha seçici olarak bizler, televizyona ayırdığımız zamanın bir kısmını kitap okumaya ayırsak, hem kendimiz için bir şeyler yapmış oluruz. Hem de ruhsal ve düşünsel anlamda gelişiriz. Ben tüm okurlarımdan bir kitap seçerek okumalarını istiyorum.

Bu arada mevsim hastalığı nezle de sarmış ortalığı. Hepiniz kendinize çok dikkat edin ve c vitamini bol meyveleri bol bol tüketin…

Sakın hasta olmayın..

Haftaya görüşünceye kadar sevgi ile kalın…

Bana yazın..

Yazınki paylaşalım….

Sevgilerimle...

Perihan

boluluperihanabla@hotmail.com

Rumuz: Çirkin Ördek

Merhaba Perihan Abla; Size kısaca sorunumu anlatacağım, yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Ben evlenmeden önce hep kendimi çirkin bulurdum, bana teklif eden olmuştu ama başka sebebi vardır diye düşünüyordum. Şimdi evliyim, hala kendimi çirkin buluyorum. Eşim çok iyi biri. Benim güzelliğimi değil, huyumu sevdiğini düşünüyorum ve onu tv'deki kadınlardan bile kıskanıyorum. Bir de onun abisi arkamdan şunu söylemiş, "Kardeşim daha güzel kadınlara layıktı" demiş ve beni çirkin bulduğunu söylemiş. Şimdi iyice komplekse girdim. Ya ileride eşim benden bıkarsa? Bir buçuk yıl oluyor evleneli. Bu kompleksimi nasıl yeneceğim ne olur yardım edin!!!

Sana kendi başımdan geçen bir hikayeyi anlatmak istiyorum. Bir süre önce evimize yeni evli bir çift geldi misafirliğe. Gelin kızımızı ilk kez görüyordum ki zaten onu tanıştırmaya getirmişlerdi. Kızın yüzüne bakınca “Aman Tanrım ne kadar çirkin, ama Allah yaratmış?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Birlikte yemek yedik, biraz sohbet ettik. Kızcağız çok sempatik ve güler yüzlü bir kızdı. Neyse aradan zaman geçti ortam biraz kaynaştı. Kız bize biz ona alışmaya başladık. İlk gördüğümde bana “Aman Tanrım!” dedirten o kızla vedalaşma vakti geldiğinde, ona bakarken aklımdan geçen cümle artık “Allah mesut etsin, ne kadar tatlı ve güzel bir kızmış” oldu. Ama kız artık gözüme gerçekten güzel görünüyordu. Hani derler ya, güzellik insanın içindedir, o da tüm vücuda yansır diye.. Çok da güzel derler. Belki ilk bakışta bir takım insanlar fiziksel anlamda daha şanslı doğuyor olabilirler, belki ilk anda göze diğerlerine göre daha dikkat çekici ve güzel de görünebilirler. Ama önemli ve geçerli olan güzellik süreklilik sağlayabilen güzelliktir. O da ruhtan kişiye yansıyan güzelliktir. Gülümseyerek, çevreye pozitif enerji saçan, temiz ve bakımlı olan, üstelik özgüven sahibi her kadın zaten güzeldir. Eşin seni seviyor ki seninle birlikte. Sakın kendi saçma komplekslerin yüzünden kıskançlık yapıp onu bunaltma, kendine güven. Bakımlı bir kadın ol, pozitif düşünmeye çalış ve güleryüzünü insanlardan esirgeme. Çünkü güzellik aslında bakanın gözünde anlamlıdır.

RUMUZ: İş Yokki

Merhaba Perihan Hanım. Ben bir yıldır işsizim. İşsiz geçirdiğim günler, hatta aylar birbirini takip ettikçe, kendimi her gün bir öncekinden daha da yorgun hissediyorum. Oysa dişe dokunur bir şey de yapmıyorum. Artık her günüm bir öncekinin aynı geçmeye başladı, sabah yataktan kalkmak istemiyorum. Nadir olarak erken kalktığım sabahların birinde, pencereden baktığımda sokaktaki koşuşturmacayı seyirci gibi izlemek içimi acıtıyor. İçinde "iş" kelimesi geçen bütün cümleler içimi sıkıyor, konuşmalar sırasında birisinin yeni bir işe girdiğini duymak ya da bir başkasının yoğunluktan şikayet ederken lafın arasında çok çalıştığından bahsetmesi bile canımı sıkıyor. Kenarda köşede birikmiş param da yok ki yeni bir dil öğreneyim, spora yazılayım, gezip tozayım kafanızı dağıtacak şeylerle uğraşayım. Gerçi zaten içimden bir şey yapmak da gelmiyor ya, bir şeyler yapmadıkça da kendini gittikçe işe yaramaz hissediyorum. Ama sürekli kendimle baş başayım. Sürekli düşünüyorum, bazen fazlasıyla umutsuzluğa kapılıyorum.

İşsizlik sürecinin bir getirisi olan psikolojiye yenik düşmüş görünüyorsunuz. Kendinize enerjinizi harcayacak hiçbir alan da yaratamamışsınız. Spor yapmak için illa salona yazılmak gerekmez ki. Uzun uzun düşüncelere dalıp, kendinize acımak yerine verimli, masrafsız hobiler edinmeye çalışabilirsiniz bence. İçinde bulunduğunuz psikolojinin içaçıcı olduğunu ya da size acımasız davrandığımı düşünebilirsiniz ancak, ben hissettiklerinizin normal olduğunu sadece bu psikolojiye yenik düşmemenizi istiyorum. Bundan sonra hep işsiz kalacakmış gibi ifade etmişsiniz kendinizi. Ama öyle olmayacak. Bu boşluk dönemi biraz uzun bile sürse, elbet yakın gelecekte bir gün yeni bir işe başlayacak ve her şeyin yavaş yavaş yoluna girdiği ve eski yoğun günlerinizi aratmayan yeni bir sürece yeniden adapte olacak, büyük ihtimalle de içinde bulunduğunuz yoğunluktan şikayet etmek için bana yeniden yazacaksınız.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.