18 Eylül 2018
  • Bolu23°C
  • İstanbul24°C
  • Ankara25°C

TANJU ÖZCAN; “FATİH METİN’İ ALAADDİN YILMAZ’A BEN ÖNERDİM”

Tanju Özcan; “Fatih Metin’i Alaaddin Yılmaz’a ben önerdim”

22 Aralık 2010 Çarşamba 00:00

CHP İl Başkanı Tanju Özcan, Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’la ilgili geçmişte yaşanan ilginç anılarını gazetemiz okurlarıyla paylaştı. Özcan çok ilginç açıklamalar yaptı.

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN

Şuan birbirleriyle neredeyse kanlı bıçaklılar. Tanju Özcan’a Alaaddin Yılmaz’la başlayan siyasi ilişkisinin geçmişten bu güne uzanan ayrıntılarını sordum. Özcan çok ilginç anılarını paylaştı.

Siz Alaaddin Yılmaz’ı ne kadar süreden beri tanıyorsunuz?

Alaaddin Yılmaz’la tanışıklığımız 1999 yılındaki seçimlerden sonra oldu. Kendisi o zaman Refah Partisi’nden Belediye Meclis Üyeliğine seçildi. Bende Demokratik Sol Parti’den Belediye Meclisine seçildim. Tabi bugünlerden çok farklı olarak o günlerde Alaaddin Yılmaz ile Tanju Özcan belki de belediye meclisinde en iyi anlaşan belediye meclis üyelerinden ikisiydi. Bu durumu paylaşınca bazı insanlar şaşırıyorlar. Biz birçok toplantıda Alaaddin Yılmaz’la yan yana otururduk. Meclis konularıyla ilgili istişareleri de birlikte yapardık. Hatta İmar Komisyonu seçimleri vardı ben teknik adam olmadığım halde hukukçu olduğum halde İmar Komisyonu’nda görev almış biriyim. Bununda sebebi Alaaddin Yılmaz’ın ısrarla aramızda bir hukukçu bulunsun söylemidir. Beni İmar komisyonuna davet etmesiyle ilgiliydi. Onun sayesinde de imar komisyonunda üç yıl görev aldım. Biz birlikte meclis üyesiyken zannediyorsam 2001 yılında Refah Partisi içinde bir bölünme gerçekleşti. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında AKP kuruldu. AKP Kurucu İl Başkanı da Alaaddin Yılmaz oldu. O zaman Alaaddin Yılmaz ilişkimize binaen “Hadi gel Bolu’da bu oluşumu birlikte gerçekleştirelim. Sende bu çatı altında ol dedi. Beni yönetime almak istedi. Bende dedim ki ‘Ben ailemden başlayarak sosyal demokratım. Bu benim genlerimde var’ dedim. Birde espri yaparak ‘Senin ve Tayyip Erdoğan’ın peşinden kim gitsin Allah’ını seversen’ dedim. Daha sonra yönetimi oluştururken kendisi benden bir vitrin oluşturmaya çalışıyoruz. Değişik meslek gruplarından insanlar alıyorum. Bir avukata ihtiyacım var dedi. Bende söylerim ama dedim hangi avukat senin peşinden Tayyip Bey’in peşinden gidecek bu durumu anlamak ta güçlük çekiyorum dedim ve nitekim bulamadı yardım etmeme rağmen. Bana bir gün telefon etti “Fatih Metin diye bir avukat varmış” dedi. “Nasıl biridir?” dedi. O günlerde de Fatih Metin yeni avukatlığa başlamıştı. Zaman zaman benim yanıma gelip “Ya şu siyaseti nasıl yapıyorsunuz anlamıyorum? Ne işiniz var siyasette gibi söylemlerde bulunuyordu ama iyi niyetli olarak tanıdığım bir arkadaşım. Ben Fatih Metin’le ilgili olumlu şeyler söyledim kendisine. O zaman Alaaddin Yılmaz’a “Seni tebrik ederim iyi bir arkadaş bulmuşsun” dedim. “Siyasetle pek alakası yoktur ama temiz bir arkadaştır” dedim. Belki de benim referansımla Fatih Metin’i yönetime aldı ve hatta Fatih Metin o yönetimde ikinci başkan veya başkan yardımcısı konumuna ulaştı. Hemen akabinde de bir iki yıl içerisinde de boşalan il başkanlığı koltuğuna oturdu. Sonra 2004 yılında gelen seçim başarısı ve il başkanlındaki gayreti bugün Fatih Metin’i milletvekili olarak Ankara’ya gönderilmesine vesile oldu.

Peki, siz bu sürecin içinde ilk defa Alaaddin Yılmaz’la ne zaman karşı karşıya gelmeye başladınız?

Alaaddin Yılmaz, AKP’nin Kurucu İl Başkanı olduktan sonra özellikle 2002 seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidara gelmesinden sonra bazı insan oturduğu koltuğu hazmedemez ya Alaaddin Yılmaz’da Belediye Başkanı olmadan önceki zamanıyla olduktan sonraki zaman dilimi arasında çok ciddi değişiklikler oldu. O ana kadar cana yakın sempatik insanlara tepeden bakmayan bir Alaaddin Yılmaz varken 2002 yılında AKP’nin tek başına iktidara gelemsinin ardından kendini yerel anlamda kral gibi gören bir Alaaddin Yılmaz tablosuyla karşılaştık. Zaten ondan sonra da Alaaddin Yılmaz’la da ilişkilerimiz bozuldu. Birkaç ay dargın kaldık belediye meclis üyesi iken. Daha sonra Yeniçağa’da bir cenaze töreninde cenaze sırasında barıştık. Ondan sonraki süreçte kendisi belediye başkan adayı olduğunda da ilk belediye başkanı seçildiğinde de meclisteki o tartışmalarımıza rağmen zaman zaman birbirimize telefon edip sohbet ettiğimizi hatırlarım. Ancak sonraki süreçte özellikle benim il başkanı olmamdan sonra Sayın Alaaddin Yılmaz benimle polemiğe girerek yıpratmak için büyük gayret gösterdi. 2009 seçimlerinde de birlikte yarıştığımız dönemde yürüttüğü kirli kampanya ilişkimizin bu şekilde bozulmasına neden oldu.

Eleştiri siyasetin olmazsa olmazı. Bugün siyasiler zaman zaman birbirlerini sert bir dille eleştirseler de daha sonra karşılaştıklarında yada bir araya geldiklerinde sohbet ediyorlar. Ama siz galiba Alaaddin Yılmaz’la hiç konuşmuyorsunuz?

2009 yılı seçimlerinden sonra galiba sizin dediğiniz gibi oldu. Ama ben Alaaddin Yılmaz’la karşılaştığımda konuşmamazlık yapmıyorum. Düğünlerde törenlerde karşılaşıyoruz aynı zatı muhterem sürekli size sırtını döndüğünde veya karşılaşmamak için her şeyi yaptığında belli bir zamandan sonra sizin de bu konuda mücadele etme azminiz kalmıyor. Bana kendine kendine darıldı. Seçim öncesi dönemde de bana bir kere daha böyle kendi kendine darılmıştı. Kendi kendine barıştı. Hatta biz daha önce Almanya’ya gidecektik bana gideceğimiz gün darıldı. Almanya’da yedi gün yirmi dört saat birlikteydik deve inadı gibi bir inat var benimle konuşmadı. Sonra Türkiye’ye geldik bir iki ay sonra kendiliğinden barıştı. Neye darıldı neden barıştı anlayabilmiş değilim. Aynı tepsiden içecek aldık birlikte ama yine konuşmadı. Ben bu durumdan hoşnut olmadığımı tüm samimiyetimle söylüyorum. Şehrin ana muhalefet partisi il başkanıyla geçmişte birlikte çalışmış bir belediye başkanıyla konuşmaması beni her şeyden önce bir yurttaş olarak üzüyor. Hele hele belediye başkanının herkesin belediye başkanı olduğunu düşünürseniz ben bu konuda belediye başkanın kimseyle dargın kalma hakkının olmadığını düşünüyorum. Hatta geçtiğimiz günlerde arkadaşlarım engellemesiydi Sayın Başbakan’a bir mektup yazmıştım. Mektupta “Sayın Başbakanım Sayın Belediye Başkanım benimle konuşmuyor bana dargın lütfen bir araya gelinde bizi barıştırın” diye istekte bulunmuştum. Hatta geçmiş dönemde yaşananları kaleme alarak bir mektup hazırladım ama arkadaşlarımın bu yanlış olur demesiyle geri adım atmak durumunda kaldım.

Peki daha önce sizin Başkan Yılmaz’ı ya da Başkan Yılmaz’ın sizi eleştirdiğinde “Bu defa ölçüyü biraz fazla kaçırdık” diyerek sizin Başkan Yılmaz’ı yada Başkan Yılmaz’ın sizi telefonla arayıp görüştüğünüz durumlar oldu mu?

O beni hiç aramadı. 2004-2009 yılları arasında çok sert muhalefet yaptığım belediye meclis toplantılarının bazılarında yanına gidip ya bugün ölçüyü biraz fazla kaçırdık kusura bakma hakkını helal et dediğim zamanlar olmuştur. Ancak ikili tartışmalarımızda ben hukukçu olmamın da etkisiyle ağır eleştiri ile hakaret arasındaki çizgiyi doğru tutturdum ama kendisi bunu tutturamadı. Kendisi çoğu kez ağır hakaretle eleştiriyi birbirine karıştırdı. Bana çok hakaret etti. Ama bir kere dönüp ya kardeşim ben sana haksızlık etmişim bu konuda sana çok ağır şeyler söylemişim dediğin hiç duymadım. Biz zaman zaman geçmiş dönemde Fatih Metin’le de karşı karşıya geldik. Fatih Metin’le sonra farklı ortamlarda çok oturup yaptığımız eleştirilerden dolayı birbirimizden özür dilediğimiz zamanlar oldu. Birbirimizle helalleştiğimizi bilirim. Metin Yılmaz’la keza öyle. Ama Alaadin Yılmaz beni bir kez olsun aramamıştır.
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.