23 Eylül 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul21°C
  • Ankara14°C

EY OĞUL

EY OĞUL

31 Aralık 2010 Cuma 00:00

“Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin..

Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.”

Aleykümselam Sayın Valim. Şeyh Edebali'nin yurdundan gönderdiğin selam ve saygıyı aldık. Haddimiz değil ama, size Şeyh Edebali'nin o ölümsüz dizeleriyle seslenmek istedim. Hesap kitaba aklım ermez benim. Fakat gazetede yayınlanan konuyla ilgili resmi tutanağa göre, “Herhangi bir resmi görev ya da davet olmaksızın izninizi geçirdiğiniz Kahramanmaraş ilindeki konaklama giderleriniz, hukuka aykırı şekilde Kahramanmaraş İl Özel İdare Bütçesi'nden ödenmiştir.” Burada önemli olan ne rakam, ne de bir Vali ile ilgili yapılan bu harcama.

Fakat önemli olan üç şey var ki bu devletin valisine yakışmamıştır. Şahsınıza demiyorum, çünkü sizin de söylediğiniz gibi şahıslar değil, kurumlardır önemli olan. Ve Vali Baba imajı bu toplumun en önemli sarsılmaz kurumlarından biridir. Siz bu üç şeyle bu kuruma zarar verdiniz. Üzücü olan bu.

Birincisi, Devletin Valisi sıkışınca kendini kurtarmak için asla bir başkasını tehlikenin önüne atmaz.

Gazeteye gönderdiğiniz açıklamada diyorsunuz ki: “Kahramanmaraş Valisinin ısrarı ile otelde iki veya üç gün kaldım. Ayrılırken de hesabı ödemek istedim. Ama Sayın Valinin talimatı olduğu gerekçesiyle kabul ettiremedim.” Oldu mu Sayın Valim? Size güzellik yapan bir meslektaşınızı, arkadaşınızı, devletin başka bir valisini topun ağzına atmak size yakıştı mı? Bu açıklamayla siz böyle bir olayın sorumluluğundan kurtulmuş mu oldunuz, kamu vicdanında aklandınız mı?

İkincisi, devletin valisi temsil ettiği devlet kurumuyla ilgili bilgileri sıkışınca değil, zamanında ilgililerle paylaşır ve gerekli yasal işlemleri yapar.

Gazeteye gönderdiğiniz açıklamada diyorsunuz ki: “2009 yazında bir kişi, makam odamda, Özel İdareye ait Karacasu Kaplıcasındaki bir villada 3 ay boyunca ailesi ile birlikte bedavaya yakın fiyata kalmak istedi. Önce yalvarma modunda, sonra kaba bir şekilde talebinde ısrarcı oldu. Bu kişiye önce nezaketimi bozmadan sonra anlayacağı dilde “hayır” dedim. Talebine olur demenin Özel İdareye maliyeti en az 10 bin TL olacaktı. Bu şahıs ve onun destekçisi bir başkası, bu kararıma çok bozuldular. O günden beri kuyruk acısıyla kapı kapı dolaşıp hakkımda olmadık iftiralarda bulunuyorlar. Mertçe ortaya çıkıp bir cümle söyleyemiyorlar.”

Sayın Valim, devletin valisine bu şekilde gizemli konuşmak yakışmaz. Ben vatandaş olarak bilmek istiyorum. Kim bu devletin sırtından geçinmek isteyen keneler? Niçin zamanında bunu kamuoyuyla paylaşmadınız? Niçin mertçe zamanında bu açıklamayı yapmadınız da, şimdi böyle bir olayla karşılaşınca bunu dile getirme ihtiyacı hissediyorsunuz? Hemen ve derhal Bolu kamuoyuna kuyruk acısıyla kapı kapı dolaşan ve hakkınızda olmadık iftiralarda bulunan, devletin imkanlarından hukuksuzca ve ahlaksızca yararlanmak isteyen keneleri açıklayın. Açıklamazsanız, biz üzülerek böyle bir olayın olmadığı sizin böyle bir durumdan kurtulabilmek için böyle bir senaryoyu dile getirdiğiniz sonucuna varacağız. Bunu da asla arzu etmeyiz.

Üçüncüsü, devletin Valisi çamur atmaz. Devletin Valisi zanda bulunmaz. Devletin Valisi devleti harekete geçirir ve sorumlular hakkında gerekeni yapar.

Gazeteye gönderdiğiniz açıklamada: “Kamu harcamaları ve özellikle temsil ve ağırlama giderleri konusunda merakı olan değerli Bolulular ve cesaret timsali araştırmacı gazeteciler, ayrıntılı bir araştırma ile illerdeki durumu ortaya çıkarabilirler” diyorsunuz.

Ben hiç sizin gibi lafı dolandırmadım. Direk bununla kast ettiğiniz kişi olan Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz Bey'e sordum. Cevabı “Ben Bolu Belediye Başkanı olarak hukuk ve kanunlar çerçevesinde devletin misafirlerini ağırladım. Fakat annemi, babamı, karımı, çocuklarımı, eş ve dostumu, arkadaşlarımı ağırlamadım. Hele hele özel otellerde kalıp hukuksuz bir şekilde parayı devlete ödetmedim. Devletin Valisine çamur atmak yakışmaz” dedi. Alaaddin Bey devamla dedi ki: “Sayın Valim Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e vasiyetini iyi okusun. Orada der ki; “Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.” Eğer kastettiğiniz Bolu Belediye Başkanı değil de bir başka kurumsa, bunu da açık bir şekilde açıklamak size düşer.

Sayın Valim, gazeteye gönderdiğiniz açıklamada “Geçmişte söylemiş olduğum sözlerden dolayı gurur duyuyorum. Ülkemizin demokratik gelişimine çok mütevazi de olsa katkıda bulunduğumu bir kısım tabuların yıkılmasında emeğimin olduğunu düşünüyorum.”

Bu konuda ben de aynen sizin gibi düşünüyorum. Yürekli çıkışlarınızın bu ülkenin demokratik hayatına derin izler kattığını ve demokrasinin önündeki engellerin aşılmasında çok büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Hatırlarsanız bu konuda sizi ilk tebrik edenlerden biri olmanın da onurunu taşıyorum. Dün bu konuda ne düşünüyorsam, bugün de aynı şeyleri düşünüyorum.

Sayın Valim, yiğitliğin ve mertliğin timsali Köroğlu'nun memleketi güzel Bolu'dan size kucak dolu selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Düşüncelerimi dürüstçe ve mertçe ifade ettim. Kalp kırdık gönül yıktıksa affola. Fakat bilirim ki siz yalakalık yapan değil, gerçeği yüzünüze ifade eden dostları seversiniz. Bundan sonraki meslek hayatınızda temennim odur ki, memleketimize ve milletimize büyük hizmetler yaparsınız. Yolum Bilecik'e düşerse bir acı kahvenizi içmek isterim.

Sayın Valim, bunlar küçük şeyler, büyütmeye gerek yok. Biz Valisine 740 bin lirayı değil, 740 milyonu feda edecek kadar gani gönüllü, aziz bir milletin fertleriyiz. Yalnız sizden son ricam, üzerinde görev yaptığınız topraklarda Osmanlı İmparatorluğu gibi bir aziz imparatorluğun manevi banisi Şeyh Edebali'nin şu sözlerine kulak vermeniz:

“Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana.

Güceniklik bize; gönül almak sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize;

adalet sana.

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.

Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.”

Saygılarımla.

31.12.2010



 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.