21 Eylül 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul20°C
  • Ankara14°C

EŞİM BENİ DELİLER GİBİ KISKANIYOR

EŞİM BENİ DELİLER GİBİ KISKANIYOR

22 Ocak 2011 Cumartesi 00:00

Merhabalar sevgili okurlarım..

 

Hepinize sevgilerimle  iyi haftalar dilerim.

 

Son zamanlarda gelen maillerin çoğunda kıskançlık duygusu ön planda geliyor. Gündelik yaşamdaki zorluklar, iş yaşamındaki stresin hıncını galiba en çok nazımızı çeken ve bize en yakın olan , sevgisinden emin olduğumuz kişilerden çıkarıyoruz. Yanlış olduğunu bile bile sevdiklerimizi üzüyoruz. Galiba bunu hepimiz yapıyoruz. Bıçak yarasının iyileşebildiği ama dil yarasının ömür boyu kanayabildiğini sakın unutmayalım dostlarım.sevdiklerimize biraz daha özen gösterelim…

 

Bana yazın..

 

Yazınki paylaşalım….

 

Paylaştıkça çoğalalım…

 

Sevgilerimle...
Perihan

 

boluluperihanabla@hotmail.com

 

RUMUZ: Nazan

 

Merhaba Perihan Hanım, ben ilgili sayılabilecek, çocuğu için pek çok fedakarlık yapabilecek bir anneyim. Çalışan bir anne olmama rağmen oğlum dört yaşına gelene kadar evde onunla ilgilenmeyi tercih ederek mesleki yaşantıma ara verdim. Ama çalışma hayatına alışkın olduğum için evde geçirdiğim sürenin beni ruhsal bunalıma sürüklediğini fark ettim. Karşıma da çok cazip bir fırsat çıktı. Bir ay önce yeniden iş hayatına dönüş yaptım. Bu süreçte evde olmadığım zamanlarda oğlumla annem ilgilendi. İş hayatına yaptığım doğuş sanki yeniden bir doğuş gibi oldu benim için. Yeniden kendimi yararlı hissediyorum. Artık bu duygudan vazgeçemem. Fakat ; oğlumu bir hafta önce zorunlu olarak kreşe yollamaya başladım. İlk üç gün çok  iyiydi, fakat, şimdi oraya gitmek istemediğini söylüyor..Neden istemediğini sorduğumda orada sıkıldığını söylüyor. Öğretmeni ile  konuştum. Oğlumun kreş aktivitelerinde oldukça katılımcı olduğunu, bütün etkinliklere katıldığını söyledi. Birlikte geçirdiğimiz zamanı ve evdeki alışkanlıklarını özlediğini düşünüyorum. Ama yeniden işi bırakmam gibi bir olasılık mümkün değil.. oğlumu zorla , ağlayarak okula bırakmak istemiyorum, ona okulu sevdirmek için neler yapabilirim, gitmek istemediği zaman göndermesem alışma sürecini uzatmış mı olurum.... Bunları düşünüyorum. Varsa bir tavsiyeniz sizden yardım rica ediyorum..

 

Allah bağışlasın. Maşallah, oğlunuzu dört yaşına kadar büyütmüşsünüz. Günümüz şartlarında, ekonomik durumlar malum, pek çok annenin çocuğu ile bu kadar zaman geçirebilecek fırsatı olmuyor. Elbette kariyerinize dönecek ve kendiniz içinde, kendinizi iyi hissedeceğiniz bir şeyler yapacaksınız. Bir çok yeni dönem psikologlarımız, annelere; çocukları ile birebir zaman ayırmak sureti ile , göz teması kurarak geçirdikleri bir saat kaliteli zamanın tüm gün yan yana durmaktan çok daha etkili bir paylaşım olduğunu iddia ediyorlar. Kendi işinize zaman ayırıyor olmanız, çocuğunuzla ilgilenmeyen bir anne olduğunuz anlamına gelmiyor. Bu konu da suçluluk hissetmeniz çok yersiz. Ancak, elbette geçiş dönemlerinde biraz sancı yaşamak muhtemeldir. Büyük insanların bile yeni durumlara alışmaları zaman alabiliyor, dört yaşındaki oğlunuzun intibak süresinde ona sevgi ile büyük insan gibi karşınıza alarak durumu izah etmeniz sizin için faydalı olacaktır. Bu geçiş döneminde, evdeki alternatif oyunları geçici bir süre azaltabilirsiniz, evde biraz sıkılırsa okulu özleyecektir, Gün içerisinde keyifli vakit geçirebiliyor olması okula devamlılığı için önemli kriterdir, çocuğunuzun duygularını anlattırmaya çalışıp yeni durumu ona basitçe izah etmeye çalışın. Neden okula gitmeyi istemediğinin nedenlerini öğrenmek, süreci takip ederek okulda/kreşte sevdiği oyun ve arkadaşları ona anlattırarak yeni bir paylaşım sürecini başlatabilirsiniz. Bu süreçte öğretmenlerin yaklaşımlarının da olumlu olması da çok önemlidir, öğretmenine de durumu izah ederseniz size yardımcı olacaktır.

 

Rumuz:medcezir

 

Sevgili Perihan Abla; ben yirmi altı yaşındayım. Eşimle iki sene önce birbirimizi severek evlendik. Ondan önce ise dört yıllık bir flört dönemi geçirdik. Evlenmeden önce beni sahiplenmesi, dışarıya karşı koruması şeklinde algıladığım, ufak tefek kıskançlıkları çok hoşuma gidiyordu. Sevildiğimi hissediyordum. Bana sahip çıkıyordu.şimdi iki yıllık evliyim.evlenmeden önce sahiplenme olarak adlandırdığım ve çok hoşuma giden duygu, bugün nefret ettiğim kıskançlık olarak yeniden karşımda.benim mesleğim  öğretmenlik..ister istemez okuldaki öğretmen arkadaşlarımla ve öğrenci velileri ile görüşüyorum. Bunların sorun olduğu yetmiyor, yedi yaşındaki yeğenimden bile kıskanabiliyor. Bana,”sevme onları!” diyor. Okula gittiğimde her teneffüs telefonla konuşuyoruz ki, kimseyle iletişim kuramayayım. Ben artık çok bunalıyorum, yaşamdan tat almaz hale geldim. İşin en kötü yanı bugün yaşanan bir kıskançlık krizinde ilk kez bana eli de kalktı. Çok canımı yakan, dayak boyutunda bir şey değildi ama buna cürette etmiş oldu. Devamının gelebileceği düşüncesi beni deliye çeviriyor. Ne yapmalıyım lütfen yardım edin bana.

 

Güzelim, geçmiş olsun. Yaşadığın duygu halini anlıyorum.senin adına çok üzüldüm. Ama yazdıklarından halen eşini sevdiğini de hissedebiliyorum. Bu kıskançlık krizleri yersiz ve anlamsız. Büyük ihtimalle eşinde bu durumun farkında fakat kendisine engel olamıyor. Eşin adına profesyonel destek almanız , eşinin ruh sağlığı açısından bence çok önemli. Sende onun en yakını olarak onu yardım almaya ikna etmeli ve ona yardımcı olmalısın. Ama bu süreçte yaşanılan olaylar seni de biraz hırpalamış olmalı. En yakın zamanda aile ve evlilik terapisi alırsanız eğer hem aranızdaki anlaşmazlıkları da çözersiniz diye düşünüyorum. Çünkü henüz çok yeni evlisiniz ve birbirinize altı sene emek harcamışsınız. Ben problemi anlayış ve destekle girdiği kısırdöngüden kurtarabileceğinize eminim.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.