22 Eylül 2018
  • Bolu14°C
  • İstanbul24°C
  • Ankara19°C

OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE

OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE

24 Ocak 2011 Pazartesi 00:00

“Biz askeri paktlarımızı kurmayı ve sağlamlaştırmayı hedef alan tedbirlere devam etmeliyiz… Büyük ölçüde politik ve askeri nüfusu garantileyecek genişlikte bir ekonomik yayılma planını ASYA, AFRİKA ve diğer az gelişmiş bölgelerde uygulamak zorundayız… “YARDIMDA” birinci gruba, bizimle dost olan ve bize uzun süreli askeri paktlarla bağlanmış olan ülkeler girer. Bu ülkelere yapılacak yardımlar ve açılacak krediler öncelikle askeri nitelikte olmalıdır. OLTAYA YAKALANMIŞ BALIĞIN YEME

İHTİYACI YOKTUR.

Bu noktada dışişleri bakanlığı ile aynı fikirdeyim, genişletilmiş iktisadi yardım. Örneğin TÜRKİYE’ye bazı hallerde düşünülenin tersi sonuçlar verebilir. Yani BAĞIMSIZLIK eğitimini artırıp, mevcut askeri paktları zayıflatabilir. Bu tip ülkelere TÜRKİYE gibi doğrudan doğruya iktisadi yardımda yapılabilir. Ama bu bize uygun ve bağlı hükümetleri iktidarda tutacak ve bize düşman muhalifleri zararsız bırakacak biçim ve miktar da olmalıdır.

Bunlarla bağlantılı olarak özel sermaye yatırımlarını da ayarlamak gereklidir. Hükümet, özel sermaye yatırımlarını cesaretlendirmeli ve onlardan AKILLICA yararlanmasını bilmelidir. Bu yatırımlar yardımıyla birçok politik amaca ulaşabilir.
Bu tip özel sermaye yatırımları zamanla bütün gayri meşru muhalefeti ve politikamıza karşı mukavemeti ortadan kaldırabilmeli veya nötralize edebilmelidir.

Aynı zamanda ABD ile işbirliğine hazır yerli işadamlarına yardımı artırmalı ve böylece bu iş adamlarının, İLGİLİ ÜLKENİN EKONOMİSİNDE kilit noktaları ele geçirmeleri, buna dayanarak politik etkilerinin artması sağlanmalıdır.”
 

NELSON A. ROCKEFELLER’in Başkan Eisenhower’e yazdığı mektuptan
 

Mektubun ilk paragraflarındaki askeri pakt askeri yardım aşaması ile “Laik Ordu” çerçevesinde 60’lı, 70’li, 80’li, 94’lü, yıllarda, 28 Şubatlarda resmi elbiseler işlevlerini gördü ve bitirdi…
Sırada diğer paragraflardaki siviller var…

Türkiye’nin İslam ülkelerine, Afrika’ya uzanması ile asker-sivil dengesinde daha doğrusu dengesizliğinde siviller kefesinin ağır basması zamanlama olarak çakışması bir tesadüf mü? Yoksa mektubun adım adım yaşama geçirilmesi mi?

Yıllardır Amerika’ya kızardım, ateş püskürürdüm, imkanım olsa bir kaşık suda boğardım ama şimdi bakış açım değişti. Onlara hiç kızmıyorum. Çünkü, onlar kendi insanının, toplumunun devletinin menfaatlerini koruyor, kendisini hakim kılmaya çalışıyor.

Peki sen, ben, o kızmaktan ya da küçük Amerika hayalleri kurmaktan başka ne yapıyoruz…?

Senin, benim, onun ülkemizin, insanlığın yaşamını haklarını düşünmeyi ABD’ye mi bırakacağız ? yoksa sorumluluk mu alacağız?...

Başkalarına kızmayı bırakıp, birazcık kendimiz bir “haltlar” yesek fena olmaz sanırım…

Seçimlere beş ay kalmışken tartıştığımız konuştuğumuz konulara bir baksak da, ayaklarımız yere basabilse…!
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.