14 Kasım 2018
  • Bolu3°C
  • İstanbul11°C
  • Ankara0°C

PERİHAN ABLA’NIN PENCERESİNDEN

PERİHAN ABLA’NIN PENCERESİNDEN

05 Şubat 2011 Cumartesi 00:00

Bu hafta arasında gazetemiz yazarlarından Sn Mustafa Nuri Gürsoy “Perihan abla” başlıklı yazısına çok teşekkür ederim. Yazının bütününün altına imzamı atarım. Ama şimdi bana cevap hakkı doğdu. İzninizle bir şeyler karalayarak, haddimi biraz aşmak istiyorum.

Sn Mustafa Nuri Gürsoy,

TV'ler de var olan evlendirme programlarının, yalvartma amaçlı yarışma programlarının, saçma sapan örf ve adetlerimize uygun olmayan dizilerin ve hatta şarlatanca hazırlanmış, amacı sadece huzur kaçırmak olan ve felaket tellallığı yapan haber programlarının varlığından her ne kadar kişisel olarak rahatsızlık duysam da, ister istemez izlemek zorunda kalıyor, hatta yakın çevrem tarafından bazen olması gerekenden çok fazla ilgi ile izlendiğini hayretle gözlemliyorum. Ama içkinin, sigaranın zararlarını bu kadar net bilip, önlemlerini başarı ile almaya çalışan büyüklerimizin de bu tür programların varlığından haberdar olduklarını biliyorum. Daha yapıcı, geliştirici, öğretici programların desteklenmemesi de beni fazla şaşırtmıyor. Çünkü bu durumun bir vatandaşın hipnotize olmasını sağladığını ve böylelikle, yaşamında karşılaştığı zorluk ve anlamsızlıkları daha kolay es geçebilmesini sağlıyor, diye yararlı bulduklarını düşünüyorum. Ben, kulaktan duyma bilgilerle, hiçbir alt yapıya sahip olmadan, herkesin her konuda ahkam kesebildiği, gerçek bilgininde bütün bu hurafeler arasında kaybolup gittiği bir ülke de yaşıyorum. Bunun en net örneğini Bolu da yaşadığımız deprem sonrasında gördüm. Deprem sonrasında herkes Riether ölçeği gibi gezen jeoloji uzmanıydı. Herkesin ne zaman nerede ve nasıl deprem olacağına dair bir fikri vardı. Şimdi onlarca jeoloji mühendisi nerede, acaba işsizler ordusunda kendilerine yer mi arıyorlar diye düşünüyorum. Dolayısı ile ben Karşıma çıkan her bilgiyi, her haberi büyük bir ciddiyetle anlamaya çalışmak, doğruluğunu sorgulamak ve önünde, arkasında neler olabileceğini de düşünmek zorunda olduğumun bilincindeyim. Bu nedenledir ki, bu tür programların varlığı benim de işimi kolaylaştırıyor. Çünkü onlar beni hiç yormuyor.

Bana köşenizden sorduğunuz soru benim için çok anlamlı açıkçası. Aslında bunun bana sorulabileceğini hiç düşünmemiştim. Açıklamayı da düşünmüyordum. Ama madem ki sordunuz, cevaplayayım. Kendimce bir kinayedir o söz. “Okuyarak çoğalamıyoruz, bari paylaşarak çoğalalım.” cümlesinden kendimce kesinti yaptım. Çoğalmak bilgi edinmek anlamındadır. Sn Başkanımızın “her kadın en az üç çocuk doğurmalı” söylemi ile uzaktan yakından alakası yoktur. Kanaatimce ben kadınların bakabilecekleri, gelişimi için yeterli emek ve para harcayabilecekleri kadar çocuk doğurmalarından yanayım. Bana gösterdiğiniz farkındalığa ve takibinize çok teşekkür ederim. Bugün Bolumuzda hepimizi tedirgin eden pek çok olay olmaktadır. Küçücük stadyuma bir sürü para ödenerek alınan, kuş kondurmuşçasına stadyum kenarında duran ve olası bir depremde tedirginlik yaratmaktan başka bir işe yaradığını henüz görmediğim direkler, projektörler, meydan hayali vaadi ile rezil edilmiş şehir trafiği ve yer yokmuşçasına şehrin tam ortasına kurulmaya çalışılan alışveriş merkezi söylentileri, yine kuş kondurmuşçasına cadde ortasına yerleşmiş radyasyon yaymaktan başka bir işe yaramayan, üstelik sürekli lüzumsuz elektrik tüketen plazma ilan panosu, Bolu şehir merkezinin anlamsız girişi ve yağmur yağdığında şehrin havuz ihtiyacını karşılayan alt geçitler. Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler. Bana ve yazıma gösterdiğiniz farkındalığı, bu sorunlarımız için de köşenizde gösterebilirseniz, ben “vatandaş Perihan abla” olarak çok sevineceğim. Ben bunları yapamam. Çünkü ben sadece Perihan ablayım. Paylaşırım ve çoğalırım.

Bana köşenizden yazdığınız, şirin göndermeye sanırım biraz saldırganca cevap verdim ama inanın niyetim bu değildi. Sadece bugün ben, bardağın dolu tarafından bakamadım sanırım.

Tepkim kesinlikle şahsınıza değildir. Bir hata, kusur yaptıysam affedilmeyi dilerim.

Saygılarımla
Perihan abla
boluluperihanabla@hotmail.com

Sevgili okurlarım,bu hafta izninizle, okur mektuplarına ara vermek istiyorum. Ama önümüzdeki hafta devam edeceğime söz veriyorum.İnternet de eğlence sitelerinde rastladığım anonim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer bir erkek, “Perihan abla” içerikli bir köşeyi yazarsa sorulara acaba nasıl cevap verirdi?.. yazı bunu sorguluyor.

Rumuz: bozuk motor

Sevgili Erkan Ağabey..
Bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum..

Geçen gün ise giderken kocamı her zamanki gibi evde TV seyrederken bıraktım.Arabamla daha 500 metre gitmedim ki, motoru stop etti. Hayli uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardım almak için eve geri döndüm.
Eve girince gözlerime inanamadım. Kocam komşumuzun kızı ile yatağımızda..
Ben 32, kocam 34 yaşında. Komşumuzun kızı ise 22…Biz on yıldır evliyiz. Kocam yakalanınca resmen çöktü. Ve itiraf etmek zorunda kaldı. Altı aydır birliktelermiş. Ne yapmalıyım. Lütfen bana yardım eder misiniz?
Sevgilerimle
Ayşe

Sevgili Ayşe,
Hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafeler de motor ısınmadan bastıysan, arabalar genelde bunu yapar.Kaputu aç,yakıt borularına şöyle bir bak, ezilme, çöküntü gibi bir şey var mı? Manifold bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçir.eğer bunlar sorunu çözemezlerse, sorun yakıt pompasında olabilir. Bujilere yeterli benzin gelmiyordur.(araban tüplü mü, benzinli mi dizel mi yazmamışsın) yoksa daha da yardımcı olabilirdim.
Erkan Ağabey'in

Bol kahkaha ile geçireceğiniz güzel bir hafta sonu dilerim…


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.