24 Eylül 2018
  • Bolu28°C
  • İstanbul25°C
  • Ankara30°C

BARO BAŞKANI GAZANFER GÜNLER: “EŞLER ARASINDAKİ CİNSEL UYUMSUZLUK BOŞANMA SEBEBİDİR”

Baro Başkanı Gazanfer Günler: “Eşler arasındaki cinsel uyumsuzluk boşanma sebebidir”

08 Şubat 2011 Salı 00:00

Evliliğin sadece ekonomik bir birliktelik değil, aynı zaman da ruhsal ve cinsel anlamda da fiziksel bir birliktelik olduğunu belirten Baro Başkanı Günler, eşler arasındaki cinsel uyumsuzluğun hukuken boşanma sebebi olduğunu söyledi. Kadınlara yönelik cinsel istismar konusun da ise Günler, “Cinsel istismar cezayı gerektiren bir suçtur” dedi.
Ulusal basın yayın organlarında dün yer alan bir habere göre, Konya’da 5 yıldır evli olan kadın, hala bakire olduğunu ve eşinin aradan geçen süre içerisinde kendisiyle birlikte olamadığını belirterek boşanma davası açtı. Eşin boşanma talebini kabul eden mahkeme eşlerin boşanmasına karar verdi. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’a geldi. Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, Medeni Kanun’a göre kusurlu tarafın, kusursuz ve daha az kusurlu tarafa tazminat ödeyeceğine dikkat çekerek, “Evlenmenin cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Uzun süre cinsel ilişkinin başarılamamış olması sonunda, eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağı şüphesizdir. Koca tam kusurludur” dedi. Daire, bu durumun ayrıca kadının “kişilik haklarına saldırı” teşkil ettiğini de belirterek kocanın, eşine maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti.

“CİNSEL TATMİNSİZLİK BOŞANMA NEDENİDİR”

Bolu Barosu Başkanı Gazanfer Günler ise, Yargıtay’ın konuya ilişkin kararına yorum getirdi. Eşler arası cinsel uyumsuzluğun boşanma sebebi olduğuna dikkat çeken Günler, “Aile Mahkemesi böyle bir konu eline geldiğinde eğer davacı eş cinsel yönden aradığı ve umduğu tatmini bulamıyorsa mahkeme boşanma talebini kabul edebilir, talep eden eşe de uygun miktarda tazminat takdir edebilir. Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi emsal kararında, eşine karşı pasif davranan yani cinsel ilişki taleplerini geri çeviren eş makul bir gerekçe olmadığı takdirde, temadi arz ettiği yani sürekli ilişkiden kaçınma olması halinde bu bir boşanma nedenidir. Ve bu eşi Yargıtay kusurlu buluyor. Evlilik sadece ekonomik bir birliktelik değil, aynı zaman da ruhsal ve cinsel anlamda da fiziksel bir birlikteliktir. Buna uymayan eş kusurlu kabul ediliyor. Hem tazminata mahkûm ediliyor, hem de boşanıyor.”

“ZORLA CİNSEL İLİŞKİYE GİREN EŞE EN AZ 3 AY HAPİS”

Toplum tabusu olması nedeniyle yeterince ele alınamayan kadınlara yönelik cinsel istismar konusuna ilişkin yorum getiren Baro Başkanı Günler, konunun yasal müeyyidelerinin olduğuna işret ederek, şunları söyledi: “Bu konuda Yargıtay 2’inci Dairesi’nin değişmeyen emsal ictihad kararları vardır. Eş, mukabil eşin direnmesine rağmen zorla cinsel ilişkiye girerse bu şiddet kapsamına girer ve eş hakkında zor kullanma suçundan ceza davası açar. Eş bu dava sonunda deliller yeterli olduğu takdirde 3 aydan az olmamak üzere hapse mahkûm olur. Ayrıca aileyi koruma kanunu uyarınca da evden uzaklaştırılır. Hem hukuki müeyyidesi var, hem de ceza müeyyidesi var.

BOLU’DA KADIN KOMİSYONU KURULDU

Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için Bolu Barosu bünyesinde komisyon oluşturulduğunu ifade eden Günler, şu ifadeleri kullandı: “Bu konuda mağdur olan kadınların haklarını koruyabilmek amacıyla Bolu Barosu’nda Kadın Komisyonu oluşturulmuştur. Şiddete maruz kalan bayanlar baromuza başvurdukları takdirde kadın komisyonumuz kendilerine yardımcı olacaktır. Ayrıca komisyon ücretsiz avukat temini de sağlamaktadır.”

ŞİDDET UYGULAYAN ERKEK EVDEN UZAKLAŞTIRILIYOR

Sosyo-ekonomik yapının düşük düzeyde olması nedeniyle ülkemizde aile içi şiddetin son derece yaygın olduğuna dikkat çeken Günler, şöyle devam etti: “Bu şiddet fiziksel ve psikolojik olarak ikiye ayrılabilir. Fiziksel aile içi şiddette dayak, zorla cinsel ilişki, aç bırakma, eve hapsetme, kesici delici aletlerle yaralama, küfür, aşağılama, eve para bırakmama gibi faktörler vardır. İstatistiklere göre, şiddet uygulayanların yüzde 82’si erkeklerdir. Ülkemizde aile içi şiddet uygulayanlar incelendiğinde ya uyuşturucu bağımlısı, ya alkol bağımlısıdır. Yapılan yasal düzenlemelerle aileyi koruma kanunu yeni Türk Ceza Kanunu aile içi şiddeti önlemeye yöneliktir. Ailesine şiddet uygulayan erkek aileyi koruma kanunu gereğince belirli sürelerle evden uzaklaştırılabilmekte, bu yasayı ihlal eden tutuklanabilmekte ve cezaya çarptırılabilmektedir.”

BOLU’DA KADIN SIĞINMA EVİ OLUŞTURULMALI

Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için gerekli yaptırımlar da Türkiye’nin yavaş adımlar attığını dile getiren Günler, Bolu’da kadın sığınma evinin bulunmamasını eleştirdi. Günler, “Avrupa Birliği ülkelerinde her 7 bin 500 kişiye bir kadın sığınma evi kurulurken, Türkiye’de 50 bin kişiye bir kadın sığınma evi düşüyor. Kadın sığınma evlerinin kurulması yasal bir zorunluluktur ama buna ülkemizde uyulmamaktadır. Örneğin Bolu’da kadın sığınma evi maalesef şu ana kadar yapılmamıştır. Burada belediyenin ve valiliğin önemli görevleri vardır.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.