21 Kasım 2018
  • Bolu10°C
  • İstanbul14°C
  • Ankara7°C

NEYZEN TEVFİK (2 )

NEYZEN TEVFİK (2 )

12 Şubat 2011 Cumartesi 00:00

    Neyzen Tevfik, Kurtuluş Savaşı döneminde, Bolu’ya gelir gider. Akrabalarının yanında kalır. Bir dönem kızını da Bolu’ya getirir. Bolu’nun, aydın, kültür ve sanatla ilgili kesimleri, “Neyzen Ocağı” adı verilen bir kahvehane açarlar. Neyzen, Bolu’da bulunduğu zamanlarda bu ocağın müdavimidir. Dayısı Mehmet Efendi’nin, Ana Çarşı’daki bakkal dükkânı Neyzen’in bir başka uğrak yeridir. Neyzen’in Cumhuriyet döneminde de Bolu’ya geldiği biliniyor. Bu dönemde yazdığı şiirlerin,  Bolu “Dertli Gazetesi” nde “Karakaytaz”  imzası ile yayımlandığını görüyoruz. (Karakaytaz; Neyzen Tevfik’e çocukken babası Hasan Fehmi Bey’in taktığı bir isimdir.)

 Neyzen Tevfik’in, Bolu’da “Dertli Gazetesi” nde “Karakaytaz” imzası ile yazdığı şiirlerinden bir örnek:

“Türk’ün Destanı-Bir hikmetle üç yüz otuz dokuzda/Değişti cihânı Türk’ün/Hak kazansın paylaşılan şu kozda/Okundu Lozan’da fermanı Türk’ün./Sahibidir beslediği emelin/Geçicidir her hayatın ecelin/Yer yüzünü sarsan yedi düvelin/Yıldırdı dumanı Türk’ün/Kulak ver sözüme çıkmadan dama/Düşman kıtlığında asma budama/Muhabbetle başındaki adama/Elverir tam olsun imânı Türk’ün/Kaynıyor çok şükür aşı ocakta/Varimiş  kerâmet kara kalpakta/ Dört yüz yıl büzüldü taşda, toprakta/Üç parmak uzadı yorganı Türk’ün./ Duyduğum şu, dişisinden erinden/Tedirgindir halk yurdundan, yerinden/Halâs olsun artık millet hünkâr şerrinden/Sığırı sıpası, hayvanı Türk’ün/ Yadırgadı vatanını yurdunu/Anlayalı medeniyet kurdunu/Kendi yapsın sazının akordunu /Kendinden duyulsun destanı Türk’ün.   –Bolu–1923-“

         Neyzen Tevfik. Hayatı Sanatı ve Eserleri. Recep Usta. Kastaş Yay. Zafer Mat. İst.1985.(s.218)

NEYZEN TEVFİK VE DELİ KADİR            

Muhsin KARAMANOĞLU. Çele Dergisi

   “İstiklâl Harbi sıralarında, ana tarafından Bolulu olan Neyzen Tevfik Bolu’ya gelmiş. Akpınar Mahallesi’ndeki evlerinin bir odasına yerleşmişti. Neyzen’i çok seven Bolulular,  ‘Şekerci İsmail Kesimler’in dükkânının üstündeki yüksek kahvede ‘Neyzen Ocağı’ adı ile bir kahve açmışlardı. Her gün Neyzen Tevfik, öğleye doğru kahvesine gelir, gece geç vakitlere kadar kalırdı. Neyzen’in sohbetine, Ney’ına âşık olan Bolu eşrafı, ne kadar ısrar etseler de ney çaldıramazlardı, bir türlü gönlü olmazdı Neyzen’in.

   Herkes gibi Neyzen de Kadir’i çok severdi.(İmaret Mahallesi’nden Molla Hayri Oğulları’ndan Hayrullah Efendi’nin oğlu olan Kadir,1281 yılında Bolu’da doğmuş. Annesi Köprücüler Köyü’nden Çakır Ahmet Oğlu kızı Hafize Nine’dir. Emniyetçi Mehmet ve İzzet İnan’ların evinin karşısındaki köşe başında evleri vardı. Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Kadir, güzel saz çalar, Bolu türküleri söylerdi…)Kadir’in merdivenlerden çıktığını duyar, ‘Kocabey geliyor’ der, onun gelmesini beklerdi. Kadir kapıdan girerken:

   ---Vurulsun düdüklere, Kocabey ne duruyorsun, çalsana şu düdüğü, der. Neyzen, Kadir’e neyleri göstererek:

   ---Bu Sarıkız, bu da Karakız. Bir daha düdük deme, der. Kadir:

   --- Ben anlamam, Sarıkız düdük, Karakız da kaval. İster kaval çal, ister düdük. Yalnız vurulsun sazlara, çalınsın düdükler, diyerek Neyzen’in dizinin dibine, hasır sandalyeye oturur. Kahvede hiç ses yoktur. Neyzen Tevfik ney üflerken, Kadir de zilli maşayı alır, ağırdan ağırdan tempo tutar, ahenk başlar…

   Bir ara Kadir’in zilli maşayı bırakarak tabakasını çıkardığı ve Neyzen’e ‘Bir sigara yap’ diye uzattığı görülür, fakat tabaka boştur veya biraz kül tütün vardır. Evvelden hazırlıklı olan Neyzen, hemen tabakayı doldurur, üzerine de bir deste sigara kâğıdı kor ve eline de fındık kadar esrarı sıkıştırır. Kadir çok neşelidir. Neyzen’le  ‘çifte telli’ dedikleri iki kâğıttan yapılan sigaralarını yaparlar, içmeye başlarlar.(Esrar yasak olmasına rağmen göz yumulurdu)Birkaç nefes çektikten sonra Kadir:

   ---Kocabey, ahengimizi tamamlayalım. Böylece gece yarılarına kadar neşe içinde çalar, söylerler. Çok neşelenen Kadir kalkar, hem zilli maşayı çalar, hem oynar, etraftakilere nükteli sözlerle takılırdı.

   Neyzen’in Bolu’da birçok talebesi vardı. Bunları en başta geleni Koca İlyas ve Hakkı Saz’dır. İlyas tambur, Hakkı saz çalar. Bazen bunlara Çıkınlar’dan Ramazan Beyoğlu Azmi Bey de katılırdı. Kadir, Neyzen’i memnun etmek için çeşitli mahalli türküler söyler. Neyzen kendisini takdir ettiği zaman ona, aşağıya Türkçesini aldığımız, Sadi’nin bir kasidesini okurdu.

 Bir gün hamamda güzel kokulu bir kil

Bir sevgilinin eli elime geçti

Ona dedim ki, sen misk misin, anber misin?

 Ki senin kokundan sarhoş oldum

Bana dedi ki; Ben kıymetsiz bir kil’dim

Yalnız bir müddet gül ile komşuluk ettim.

Komşunun kokusu bana sirayet etti.

Yoksa ben eskisi gibi Kil’dim

   Neyzen’e:

  ---Neden Kocabey, ben bir kil’im, senin yanında kıymet bulurum, der. Neyzen fevkalade memnun olur, Kadir’e, iltifat üstüne iltifat yağdırırdı. Kadir, Arapça ve Farsça birçok şiir ve beyitler okurdu.

   Neyzen Ocağı’na; Müftü Ahmet Recai Danışman, Tevfik Kepekçioğlu, Muzaffer Doğanuz, Tahir Hitit, Dertli Saip,Âşıkzâde Mehmet Dalkılıç,bazen de Hoca Süreyya Karamanoğlu,Murteza Balkış ve Hafız Hakkı Gülez, diğer memleket büyükleri de gelirdi…Fakat Neyzen bunları sayar, hoşlanmazdı. Neyzen’in asıl dostları; Marangoz Kelebe’nin Cel’al, Tenekeci Hulusi, polis Hacı Asım, polis Muzaffer, Tamburi Koca İlyas ve güzel saz çalan Hakkı Saz’dı… Neyzen, canı sıkılınca bunları yanına alır, evine gider, günlerce evine kapanırdı. Neyzen, Bolu’yu, Bolulular da Neyzen’i çok severlerdi. ..Kızını da getirmiş, akrabaları ile beraber otururdu, sonra yine İstanbul’a gitti. Neyzen gittikten sonra Kadir de eskisi gibi Han’ daki işine döndü…”                                                                                                            

Muhsin KARAMANOĞLU. Çele Dergisi

 

BOLULU NEYZEN TEVFİK

 (Ölümünün 9. Yıldönümü Yaklaşırken)

 ( 11 Ocak 1962 Tarihli Sesimiz Gazetesi. Vahap Tuncer)

“ Hancıya şu borcu versem artık

 Meyhaneye postu sersem artık

Âlem mi ne der? Ne derse boştur,

 Allah! Şu tabiatım ne hoştur.

   Hayatın felsefesini meyhane köşesinde hatmetmeye niyet edip, dünyaya kıymet vermeyen Neyzen, yetmiş beş sene sürüklediği fani ömrü boyunca, yukarıdaki kıt’asını düstur edinmişti. Ruhu ve sanatı her kula müyesser olmayan mertebelere ulaşıp sağlığında da, öldükten sonra da bir muhabbet ve saygı ordusunu peşinde sürüklemesini bilen bu derbeder sanatkâr, perişan hayatının suçunu kendisine yüklemez, hâşâ, kudreti samedaniyeye bühtan ederdi.

 Ey bana kendini büyük tanıtan

 Halime bak da varlığından utan.

   Onun için çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı, çok kitaplar yazıldı. Lakin Neyzen’in Bolu ile münasebetinden söz açan pek az oldu. Ölümünün 9. Yıl dönümüne tekaddüm eden şu günlerde birkaç satırımla bundan bahsetmeyi ve Boluluları bir vazifeye çağırmayı uygun buldum.

   Evet, hayatının tarihçesini veren her eserde Neyzen (Bodrum’da muallim Hasan Efendi) nin oğlu olarak bildirilmiştir. Lâkin Neyzen’in bir de (Ana) tarafı vardır ki, o da Boluludur. Bolu’da halen akrabaları mevcut olan Neyzen, sağlığında Ana yurdu olan Bolu’ya ve Bolululara daimi bir muhabbet göstermiş, Cumhuriyetin ilk yıllarında Bolu’ya gelip burada bir yüksek kahvede hayli zaman hayranlarına ney sohbetleri sunmuş, hatta ders vererek çıraklar da yetiştirmişti.

 Serserinim, düştüm aşkınla Mey’e

Nasıl girdin şu elimdeki Ney’e

Hem seversin beni Neyzen’im diye

 Hem de sarhoş diye bühtan edersin.

   Diyerek Cenab-ı Halik’a, hâşâ, târizde bulunduğu şiirini Bolu’da yazdığı rivayet edilir.

  Önümüzdeki 28 Ocak günü, Neyzen’in 9. Ölüm yıl dönümüdür. Bu vesile ile üstadın hatırasını saygı ile anarken Bolu’nun kültür muhitine de, bir (Neyzen Tevfik Günü) ihdasını rica ederim.”

Vahap Tuncer. Bolu–11 Ocak.1962.Sesimiz Gazetesi.

 

 HALİS DUMAN’IN ANILARINDA NEYZEN TEVFİK

   “Ana Çarşı’nın, Aşağı Çarşı’ya giden kısmında bir kahvehane, onun yanında bakkal dükkânımız bulunuyordu. Bizim dükkâna bitişik, bakkal komşumuz Mehmet Ağa’nın dükkânı vardı. Neyzen Bey’in dayısı idi. Neyzen Tevfik Bey, Bolu’ya nadir gelirdi. Geldiği zaman dayısının dükkânına bitişik olan dükkânımızın kepenginde oturur, babamla sohbet ederdi…”

 Anılarım 1908–1924.Halis Duman. İstanbul.1991 (Sh.106)

BOLU GÜNDEM- Mehmet Tunçkol


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.