16 Kasım 2018
  • Bolu6°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara5°C

OYUNCAK MÜZESİNİN MİMARI FATMA NİNE

OYUNCAK MÜZESİNİN MİMARI FATMA NİNE

18 Şubat 2011 Cuma 00:00

Benim hayatım roman gibi diyerek röportaja başlayan Aktaş Mahallesinde yıllarca iğnecilik yapan nazara karşı kem gözlerden çevresindekileri korumak için kurşun döken gece gündüz demeden evini el emeği göz nuru ile müze haline dönüştüren öksüz büyüdüğü için oyuncaklara inciye boncuğa doymayan Aktaş Mahallesinin gülü Fatma Nine ile görüştük.

Röportaj: Ayşegül Topcu

Evde dolaşırken nereye bakacağımı şaşırıyorum paketinde sayamayacağımız kadar oyuncak el işi göz nuru kanaviçeleri var onları genç kızın çeyizi gibi saklamış. Bu evin süsleri onun mutluluk kaynağı…

Sizi tanıyabilir miyiz?
Fatma Önder lakabım Topbaş Fatma, 1930 yılında Bolu'da doğdum. İki oğlum var. Oğlumun biri ODTÜ Elektrik Mühendisliği mezunu bir diğeri de sosyal hizmetler uzmanı oğullarımdan dört torunum var. Yıllarca SEKA'da (suni tahta) fabrikasında tek bayan olarak çalıştım. Yıllarca da iğnecilik yaptım.

Fabrikada nasıl işe girdiniz?
Beni fabrikaya zorla işe aldılar. Fabrikanın şefi ihtiyaçlı olduğumu duymuş çağırdı 'madem ihtiyacın var gel çalış 'dedi.

Eşiniz izin verdi mi?
Yok, nerde izin vermiyor. Sonra fabrikadan şefimiz eşimle konuştu. Eşim çalış diyince dünyalar benim oldu. Sevinçten o gece uyuyamadım. Fabrikada tek bayan olarak çalıştım. Çocuklarımı okuttum bu benim en büyük gururumdur. İşçi olarak fabrikaya girdim. Yükseldim şef oldum. Şalvarla işe gidiyordum. Müdürümüz 'yükseldin artık çıkar şalvarı' dedi. Fabrikaya misafirler gelip gidiyordu. Yanıma bayan alırsanız şalvarı çıkarırım almazsanız çıkarmam dedim.

Aldılar mı peki bayan yanınıza?
Aldılar daha sonra bende şalvarı çıkardım.

İğne yapmayı nasıl öğrendiniz?
Fabrikaya sağlık memuru Doktor Rıfat Bey geldi. Şefimiz doktora' Fatma Hanıma ilk iş iğne yapmayı öğreteceksiniz' dedi. Öğrendim sonra fabrikada iğne yapmaya başladım. 80'li yıllarda sıkıyönetim döneminde dışarı çıkma yasağı vardı. Ben yinede hastalara koşa koşa gece gündüz demeden giderdim. Benim iğne yaptığım zaman şimdiki gibi plastik iğne yoktu. Demir şırıngalar vardı herkese ayrı ayrı iğne kullanamazdık tencerelerde iğneler kaynardı; dezenfekte olurdu, sonra hastaya iğne yapardık. Hastalar elimin çok hafif olduğunu söylerdi: Çocuklara bile çok kolay iğne yapardım.

Hastaya iğne vurduğunuz zaman bir şey olacak diye korkar mıydınız?
Tabii korkardım ama Allahıma çok şükür kimseye bir şey olmadı.

Kurşun dökmenin nazara karşı iyi geldiği söyleniyor…
Evet, kurşun dökmek nazara karşı iyi gelir insanı rahatlatır. Yıllardır çevremdekilere kurşun döküyorum.

Bu işin eğitimi var mı her isteyen kurşun dökebilir mi?
Kurşun, bu işte denenmiş ocaklı ve izinli ihtiyar kadınlar tarafından dökülür. Ocaklı demek, kurşun dökücünün daima bu işle uğraşmış bir aileye mensup olması, izinli demek de, bu aileden kendisinden önce kurşun dökücülük yapan kimseden kurşun dökmek için (destur, yani el) almış olmasıdır. Ocaklı ve izinli olmayanlar kurşun dökücülük yapamayacakları gibi, yaptıkları farz edilse bile, bu gibilerin kurşun dökmesinden fayda umulmaz. Kurşun dökmenin kendine özgü bir yöntemi ve geleneği, bu hususta kullanılan bazı alet ve malzemeleri vardır. Kurşun eritecek madeni çukur bir kepçe, su koymaya mahsus madeni geniş ve derince bir tas hastanın başına örtülecek kalınca bir peştamal, iki yüz elli-üçyüz gram ağırlığında kurşun külçesinden veya parçalarından ibarettir. Bu malzemeyi bir sepet, bir torba, yahut çanta içinde kurşunu kadın beraberinde getirir ve işini bitirdikten sonra bunları toplar ve geri götürür.

Evinizde her yer kanaviçe, dantel, süs eşyaları ve oyuncaklarla dolu süse merakınız nerden geliyor?
Ben öksüz büyüdüm. Fakir bir ailenin çocuğuydum. Benim hiç oyuncağım olmadı. Oyuncaktan oyun oynamaktan mahrumdum. Kanaviçeleri kendim işledim. Fabrikaya giderken serviste kanaviçe işlerdim örgü örerdim. Evimde birçok şey de el işidir. Ayrıca gözüme ne güzel gelirse aldım. Gece uyumaz hep bir şeyler üretirdim. Yaptım astım yaptım astım gördüğünüz gibi şimdi evim müze gibi oldu.

Küçükken oynayamadınız oyuncak hevesiniz büyünce geçmedi mi? Paketinden çıkmamış duvarda oyuncaklar var…
2,5 yaşında öksüz kaldım. Evlendim kader yardım etmedi. Yine kendimi öksüz bildim. Hayatım boyunca hep çalıştım. Şimdi de evde çalışıyorum. Çocukluğuma doyamadım ki süse inciğe boncuğa doyayım.

Bize zaman ayırdığınız için gazetem ve okurlarımız adına teşekkür ederim…
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.