13 Kasım 2018
  • Bolu6°C
  • İstanbul13°C
  • Ankara4°C

“YUMURTALI PROTESTO”

“Yumurtalı protesto”

14 Mart 2011 Pazartesi 00:00

Zaman Gazetesi Köşe Yazarı Mümtaz’er Türköne, A.İ.B.Ü. Mavi Salon’da “Referandumdan sonra Türkiye” başlığı ile düzenlediği konferansta sol görüşlü öğrenciler tarafından protesto edildi. Konferans sonrası yaşadıklarını anlatan Türköne, kendisini protesto eden öğrencilerin siyasi yaklaşmanın geçmişte silahlı örgütlere dayandığını iddia etti.

HABER: ZEKİ ERCİVAN

Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat Temsilciliği tarafından düzenlenen “Referandum Sonrası Türkiye” konulu konferansa Zaman Gazetesi Köşe Yazarı Mümtazer Türköne konuşmacı olarak katıldı. Konferans öncesi geniş güvelik önlemleri adlını. Olası bir protesto gösterisinin gerçekleşmemesi için salona giren öğrencilerin üzerleri ve çantaları arandı. Neredeyse tamamen dolu olan salonda Yılmazer Türköne sahneye alkışlarla davet edildi. Türköne sahneye çıktıktan sonra alkışlar sürmeye devam etti. İzleyicilerin bir kısmı alkışlarını sürdürerek Türköne’yi protesto etmeye başladı.

ŞEMSİYELERLE KORUNDU
Sol görüşlü öğrencilerden biri grup adına söz alarak Türköne’yi okullarında görmek istemediklerini ve okulu terk etmelerini istedi. Öğrencinin yaptığı konuşmanın ardından salonda “AKP defol üniversiteler bizimdir” “Türköne üniversitemizden defol” “Mümtaz dışarı” sloganları yükselmeye başladı. Türköne atılan sloganlar nedeniyle konuşma yapamayınca bu defa sahnede bulunan projeksiyon perdesine yazdıklarıyla katılımcılarla bağlantıya geçmeye çalıştı. Türköne protestocu öğrencilere parazit dedi. Bu söz salonda ki gerilimi daha da arttı. Bazı öğrenciler Türköne’ye yumurta fırlattı. Türköne atılan yumurtalardan şemsiyelerle korunmaya çalıştı.

PROTESTOCU ÖĞRENCİLER SALONDAN ÇIKARTILDI
Yarım saat süren eylem durmayınca A.İ.B.Ü. Rektör yardımcısı Mehmet Bahar, gösterici öğrencileri ikna etmek için konuşma yaptı. Ancak Bahar’ın çabaları fayda etmedi. Bu defa salonun güvenlik önlemini sağlamak üzere konferansa gelen emniyet güçleri öğrencilerin salonu terk etmelerini istedi. Öğrencilerin salonu terk etmemek için direnmelerinin ardından polis öğrencileri salondan çıkartmak zorunda kaldı. Protestocu öğrencilerin eylemelerini kültür merkezinin girişinde sürdürerek basın açıklaması yaptı.

SEN NİYE HALA ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK DOLAŞIYORSUN
Protestocu öğrenciler kültür merkezi önünde yaptıkları basın açıklamasında şu ifadelere yer verdiler “Bugün buraya ileri demokrasi fedailiği yapması için gönderilen, utanmadan demokrasi ve özgürlük naraları atan Mümtaz’er Türköne ve onun gibileri üniversitemizde niçin istemediğimizi anlatmaya geldik. Mümtaz’er Türköne Türkiye’nin en çalkantılı döneminde ülkücü lider, faili meçhul cinayetlerin en yoğun olduğu Çiller döneminde danışman, bugün sömürünün, baskının ve zulmün başkahramanı AKP’nin bir numaralı kalemşörüdür. Kalemini her eline aldığında ilerici, devrimci ve demokratlara saldırmaktan geri durmayan Türköne, özgürlük naraları atarken, bilimsel, anadilde, demokratik ve özgür eğitim hakkı için eylem yapan öğrencileri hastalıklı olarak nitelendirmekten geri durmamakta, Ergenekon adı altında içeri alınan meslektaşları Nedim Şener ve Ahmet Şık’a saldırırken, Çiller döneminde yapılan cinayetleri görmezden gelmektedir. Madem darbeciler ve yalakaları yargılanıyor sen niye hala elini kolunu sallayarak dolaşıyorsun. Kadına yönelik şiddete “Alçaklıktır!” diyen AKP hükümeti iki dönemdir şiddetin %1400 arttığının farkında değil mi? Bizler geçmişine sahip çıkan, geleceğini kendi elleriyle örmek isteyen üniversite öğrencileri olarak, burada sizin nezrinizde AKP Hükümetini ve yandaşlarını istemediğimizi, bu üniversitenin kapısının defalarca yüzlerine kapanacağını belirtiyoruz.

BU ARKADAŞLARINDA KENDİLERİNE ÇEKİ DÜZEN VERMESİ LAZIM
Türköne konferans sonrası verdiği demeçte kendisini protesto eden sol görüşlü üniversite öğrencileri için şu açıklamayı yaptı “İnsanlar söz isteseler, kendilerini ifade edecekler. O fırsat kendilerine verilecek. Nitekim konferansın sonunda, farklı düşüncelerini ifade edenler de oldu. Ama onların amacının bu konuşmayı engellemek. Dolaysıyla dinleyenlerin de, konuşanın da özgürlüğünü engellemek olduğu anlaşılıyor. Bu tür zorbalıklara prim vermemek, bu tür zorbalıklarında çare olmadığını, netice almadığını göstermek lazım. Benim ısrarla konuşmak istememin sebebi buydu. Türkiye'nin özgürlüklerin getirdiği zengin ortamda herkesin kendini ifade edebileceği, kendi farklılıklarını ortaya koyacağı özgür barışçı bir ortama ihtiyacı var. Bu arkadaşlarında kendilerine çeki düzen vermesi lazım. Bunların ağa babalarının da, bunlara bu talimatı verenlerinde. Bunlar marjinal sol örgütler, Türkiye'de şiddet geleneğini benimseyen TKP, ÖDP, EMEP gibi eski Marksist, Leninist silahlı örgütlerin yöntemlerini benimseyen ve sürdüren marjinal gruplar. Ortalığı bunların sesisin sözünün egemen olmasına ve bunların zorbalığının hakim olmasına izin veremeyiz. Bize düşen görev de bunu engellemek. Ben de kendi adıma, yaptıkları eylemi, engelleme çabasını, zorbalığın sonuç almamasına özgürlükler adına demokrasi adına bir kazanç olarak görüyorum
 


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.