20 Eylül 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul23°C
  • Ankara16°C

KILIÇARSLAN MAHALLESİ MUHTARI HAKAN GÜNGÖR: “ARTIK KUYU SUYU İÇMEK İSTEMİYORUZ”

Kılıçarslan Mahallesi Muhtarı Hakan Güngör: “Artık kuyu suyu içmek istemiyoruz”

15 Mart 2011 Salı 00:00

Kendi rızaları dışında mahalle statüsüne geçmek zorunda kaldıklarını belirten Muhtar Güngör, özellikle altyapı konusunda sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Kanalizasyon ve içme suyu hatlarının bölge halkının ihtiyacını karşılayamaz duruma geldiğini ifade eden Muhtar Güngör,  “Artık kuyu suyu içmek istemiyoruz” dedi.

Muhtar Çakmağı köşemizin bu haftaki konuğu Kılıçarslan Mahallesi Muhtarı Hakan Güngör oldu. Muhtarlık hizmet binası olmadığı için bizleri evinde ağırlamak zorunda kalan Muhtar Güngör, Kılıçarslan’ın mahalle statüsüne geçiş sürecini gerekçeleriyle birlikte anlattı. Muhtar Güngör’le yaptığımız röportajın ayrıntıları şöyle:

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1973 yılında doğdum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Muhtarlıkta ilk dönemimi sürdürüyorum. Bir önceki dönem muhtarımız Zeki Çamlıbel’in azası olarak muhtarlıkta tecrübe kazandım. 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde de bana nasip oldu bu görev. 2002’den bu yana ticaretle uğraşıyorum. Kendim saanen keçisi yetiştiriciliği yapıyorum. Süt toplayıcılığı ve nakliye işiyle uğraşıyorum.

Peki, muhtarlık nereden aklınıza geldi?

Muhtar olma fikri uzun yıllardır bende bir hevesti. Muhtar olmayı bir önceki dönemde istemiştim; fakat bir önceki muhtarımız Zeki Çamlıbel, ‘Bir dönem birlikte çalışalım. Önümüzdeki dönem ben çekilirim ve ben de seni desteklerim’ dedi. Öyle olunca bir dönem eski muhtarımızın azası olarak görev yaptım. Sonraki seçimde adaylığımı koydum ve muhtar seçildim. Hizmet edebilmek çok güzel bir şey. Ama işin gerçeği çok da hizmet veremiyoruz.

Neden hizmet veremiyorsunuz?

Belediye’nin yükü bugün gerçekten oldukça ağır. Mevcut mahallelerin üzerine yaklaşık bir o kadar daha mahalle ilave edilince, mahalle olan bölgemizde çok da değişiklik olmadı işin gerçeği. Bugün mahallemizde eksiklerimiz oldukça fazla.

Birazdan mahallenizdeki eksikliklere geleceğiz; fakat bize mahalle nüfusunuz, seçmen ve hane sayınız hakkında bilgi verir misiniz?

Mahallemizde 350 civarında hane, yaklaşık bin seçmen ve 3 bin civarında da nüfusumuz var.

Mahallenizde cami, sağlık ocağı, okul ve park sorunu var mı?

Mahallemizde iki tane büyük ve ihtiyacımızı karşılayan camimiz var. Sağlık ocağımız yok ama Kalıcı Konutlar bize çok yakın olduğu için ihtiyacımızı oradan karşılayabiliyoruz. Yine okul ihtiyacımızın tamamını da Kalıcı Konutlardan karşılıyoruz. Mahallemizde çocuklarımızın oyun oynayabilecekleri ve keyifli anlar yaşayabilecekleri sadece bir tane çocuk parkımız bulunuyor.

Muhtarlık hizmet binanızın olmadığını biliyoruz. Bu sizin için sorun olmuyor mu?

Evet, muhtarlık hizmet binam yok. Eski köy okulumuzu sağ olsun hayırsever işadamı Hasan Kanca restore etti ve burasını bize bir sosyal tesis haline dönüştürdü. Oraya bir muhtarlık hizmet binasının yapılması planlanıyor. Ama çevredeki sitelerde muhtarlığımıza bağlı bulundukları için bu sitelerde bir araştırma gerçekleştirdim. Ve oradaki vatandaşlarımızın görüşleri muhtarlık hizmet binasının hastane yolu üzerinde inşa edilmesi yönünde oldu. Muhtarlık binası yapmanın da aslında bir çözüm getireceğini düşünmüyorum. Çünkü muhtarların hizmet imkânı sınırlanmış durumda. İnsanlar artık ihtiyaçlarını nüfus müdürlüklerinden de karşılayabilme imkânına sahipler. Vatandaşlarımız sadece nüfus cüzdanlarını kaybettiklerinde bizlere müracaat ediyorlar. Onun dışında muhtarlık binamın olmamasından dolayı kaynaklanan sorunları kendim bertaraf etmeye çalışıyorum. Bana bu şekilde ulaşma imkânı bulamayan vatandaşlarımız, bana evden ulaşıyorlar. Ya da ben kendim onlara ulaşıyorum. Tüm bunlara rağmen muhtarlık hizmetim süresince hiçbir mahalleli sakini mağdur etmemeye çalıştım.

Muhtarlıktan 345 lira ödenek alıyorsunuz. Bu rakamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muhtarlarımıza sağlanan bu ödeneğe mutlaka bir iyileştirme gerekiyor. Çünkü bu rakam muhtarlarımızın yeterli hizmet etmelerini sağlama noktasında yetersiz kalıyor. Daha önceden ikametgâh belgesi sadece muhtarlardan alınırken, aldığımız evrak paraları sayesinde muhtarlıktaki hizmet çarkımızı çevirebiliyorduk. Evrak başına 3 lira alıyorduk. Bu paralarla telefon, internet ve kırtasiye masraflarımızı karşılayabiliyorduk. Ama ikametgâh belgesi artık nüfus müdürlükleri tarafından da veriliyor. Hal böyle olunca bir annenin elinden bebeğinin alınması neyse bizim içinde o oldu. Biz sadece şu an simge olarak varız. Mühür taşıyoruz ama mührümüzün bir işlevi yok. Yani muhtarlar olarak pasifize edildik.

Mahallenizde altyapı sorunları var mı?

Mahallemizin altyapısı gerçekten kötü bir durumda. İçme suyu şebekemizin çok acil değiştirilmesi lazım. Şu an kuyu suyu içiyoruz. Yerin 24 metre altından sondajla suyu çekiyoruz, çekilen su depoda toplanıyor ve mahalleye dağıtılıyor. Su şebekemizin yenilenmesini ve arıtılmış su içmek istiyoruz. Kanalizasyon konusunda da sıkıntılarımız var. Çok eski bir kanalizasyon hattına sahibiz. Buna rağmen nüfusumuz son yıllarda büyük ölçüde arttı. Ve artık bu hat bu nüfusu kaldıramaz duruma geldi. Şimdi alt yapımız bu haldeyken, mahallemizde üst yapı çalışmalarının gerçekleştirilmesini istemiyorum. Bugün asfaltımız ve kaldırımlarımız yapılsa, yarın altyapı için bu çalışmalar yıkılacak ve yapılan harcamalar ziyan olmuş olacak. Biz ayrıca su ve kanalizasyon için altyapı çalışmaları başladığında mahallemizde doğalgaz hattının da kurulmasını istiyoruz. Çünkü mahallemizden doğalgaz için büyük bir talep var. Çünkü bina sahiplerinin birçoğu binalarının ısı yalıtımlarını yaptırmış durumdalar.

Kılıçarslanlılar mahalle olmaya nasıl bakıyorlardı? Bölge halkının mahalle olduktan sonraki kazanımları neler oldu?

Öncelikle vatandaşlarımız Kılıçarslan’ın mahalle olması fikrine sıcak bakmadılar. Kalıcı Konutlar bir tarafta, terminal bir tarafta. Çevrede büyük siteler yapılmaya başladı. Ve ortada biz adeta kaybolduk. Yani bizim mahalle olmama gibi bir şansımız yoktu. İstemeden de olsa mecburiyetten mahalle olduk. Ama mahalle olmayı isteyen insan sayısı da hiç de az değildi. Niye? Çünkü arazilerimiz değerlenecek düşüncesiyle. Köy statüsündeyken arazilerimizin bin metrekaresine ortalama 30 bin lira civarında fiyat biçiliyordu. Mahalle olduktan sonra ise arazilerimizin bin metrekaresinin fiyatı 150-170 bin liraya yükseldi.  Mahalle olmayı kabullendik, şu an şikayetçi de değiliz. İyi olduğunu da düşünüyoruz. Bölgemize hizmet gelmeye başladı?

Peki, mahalle olduktan sonra bölgenize gelen hizmetlerden bahseder misiniz?

İçme suyumuzdaki patlakları yaptırmak için daha önceleri eleman arıyorduk. Bulamadığımı zamanlarda da arkadaşlarla kendimiz patlakları gidermeye çalışıyorduk. Artık bu ihtiyaçlarımızı belediye ekipleri karşılıyor. Tamamen asfalt olmasa da yollarımızdaki yama ihtiyaçlarımız bir telefon ettiğimizde gideriliyor. Çöplerimiz günü gününe toplanıyor.   

    (Röportajımız devam edecek…)


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.