15 Kasım 2018
  • Bolu2°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara-2°C

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER–14- MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-VIII-

BELGELERLE BOLU’NUN YAKIN GEÇMİŞİNDEN ESİNTİLER–14- MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA BOLU BASINI-VIII-

16 Nisan 2011 Cumartesi 00:00

MİTHAT AKİF BEY’İN BOLU’YA GELİŞİ

       Mithat Akif Bey,1916 yılının Nisan ayında, Bolu’ya İttihat ve Terakki Mes’ul Kâtibi olarak tayin edilir. Daha önce, Bolu İttihat ve Terakki Mes’ul Kâtibi olan Dr. Mithat, bu görevinden ayrılırken, 31 Mart 1332 tarih ve 116. Sayılı “Bolu Gazetesi” nde bir “ Vedanâme” yayımlar. Bu yazısında, “Bolu’da iki yıl görev yaptığını” belirtir.Dr.Mithat Bey’den boşalan göreve, M.Akif Bey gönderilmiştir. Bu dönemde Bolu’nun idari, siyasi yaşamında önde gelen isim olarak,üç Mithat Bey vardır. Bunlar;1914-1916 yılları arasında, İttihat ve Terakki Mes’ul Kâtibi olan Dr. Mithat, Bolu Mutasarrıf Vekili, Gerede Kaymakam Vekili, Encümen Başkâtibi görevlerinde bulunan Mithat Kemal(Mehmet Akif Ersoy’un damadı) ve Büyük Mithat olarak tanınan, Mithat Akif Bey’dir.

     Mithat Akif Bey’in Bolu’da göreve başladığı 1916 yılı; I.Dünya Savaşı’nda, cephelerde savaşın yoğun bir şekilde sürdüğü, cephe gerisinde ise derinden siyasi bir gerilimin, itilafçı-İttihatçı sürtüşmesinin yaşandığı bir dönemdir. Alınan her yenilgiden, kaybedilen her toprak parçasından dolayı, iktidar gücünü elinde tutan İttihat Terakki Fırkası ’nın sorumlu tutulduğu bir dönemdir.

     Mithat Akif Bey, Bolu’daki görevi sırasında; adaletli, yoksulları, yetimleri koruyan, eğitim kurumlarını çok önemseyerek destekleyen bir idareci olarak bilindiği kadar, muhaliflerine karşı da sert, ödünsüz tavrı ile tanınır. Bu özellikleri sebebiyle de, Bolu’daki görevinin ilk aylarında, Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarlarının gözünde bir numaralı hasım haline gelir. İlk dönem ,Mutasarrıf Ali Seydi Bey ile de ciddi anlaşmazlıkları olur. Bir ara Zonguldak Kaymakam vekilliği görevini de yürüten Mithat Akif Bey, I.Dünya Savaşı’nın son yılında, Bolu Havalisi İaşe Mıntıka Müdürlüğü görevini de üstlenir. Bu görevi sırasında, yardımların adaletli bir şekilde toplanması, cepheye gönderilmesi, cephe gerisindeki kimsesiz, dul ve yetimlere yardım edilmesi faaliyetlerini de yürütür.

            Mutasarrıf Ali Seydi Bey döneminde, Mithat Akif Bey’in öncülüğü ile, Bolu’da Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti’nin, Bolu şubesi açılır. Milli Talim Terbiye Cemiyeti Bolu Şubesi’nin İdare Heyeti seçimleri; 22 Aralık 1332/4 Ocak 1917 tarihlerinde yapılır. Seçimler sonucunda, Bolu Şubesi üyeliklerine şu isimler seçilir:

    Reis; Mithat Akif Bey,mesul katip;Ahmet Tayyar Efendi, aldığı oy sayısına göre üyeler; Bolu Sultanisi  Edebiyat öğretmeni Şerafeddin Bey (Bolu Dağı’nda şehit edilen),Darül İtam Müdürü; Bedri Bey,öğretmen Zekai Bey, Maarif Başkatibi Tahir Bey,Mutasarrıf Ali Seydi Bey,Encümen Başkatibi Mithat Kemal Bey,Maarif Müdürü Sami Bey,Nuhzade Mehmet Vasfi Bey, İttihat ve Terakki Mektebi Başmuallimi Eyüp Sabri,Darül İtam Muallimi Hafız Murtaza Efendiler  seçilirler..

       Bolu’da bulunduğu yıllar içinde Mithat Akif Bey’in en önemli uğraşlarından birisi de; Bolu’daki eğitim kurumlarında modern eğitim sisteminin yerleştirilmesi yönünde yaptığı çalışmalar olmuştur. Özellikle, Bolu İttihat ve Terakki Mektebi’nin eğitim-öğretim faaliyetleriyle bizzat yakından ilgilenmiş, Bolu Sultanisi’ne, dönemin en gelişmiş Fen ve Tabiiyye deney araç gereçlerinin getirilmesine önayak olmuştur. Dönemin koşullarına göre, bu çok pahallı ve modern ders araç ve gereçleri, Bolu İsyanları sırasında dağıtılmış, talan edilmiştir…(Bolu İttihat ve Terakki Mektebi,1908 yılında açılmış, sonraki dönemde adı Gölyüzü Mektebi İptidaiyesi olarak değiştirilmiştir. Bolu Sultanisi, daha sonraki Bolu Lisesi’dir.)

 

        I.Dünya Savaşı’nın bitimine doğru; Padişah V.Mehmet Reşat vefat eder. VI. Mehmet Vahdettin tahta çıkar. Yeni padişahın tahta çıkması, usül gereğince, Bolu’da da;törenlerle, top atışları ile kutlanır. Hükümet Meydanı’nda “Biat Töreni” yapılır. Mithat Akif Bey, Hükümet Meydanı’nda Dâhiliye Nazırlığı’ndan (İç işleri Bakanlığı) gelen telgrafı Bolu halkına okur:

        “—Ey Bolu ahalisi! Yeni Padişah Sultan Mehmet Vahdettin namına ben Mutasarrıfa biat edeceğim. Sizi de biate davet ediyorum… Bana reyinizi veriyor musunuz?” diye seslenir ve topluluktan“Hay hay!”  cevabını alarak, Mutasarrıflık makamına çıkar. Bu dönemde, Mutasarrıf Ali Seydi Bey, Bolu’dan ayrılmış, kısa süreli, Reşat Bey ve Abdulkadir (Maslup) Beyler vekâleten görevde bulunmuşlardır. Mithat Akif Bey de bu devrede Bolu Mutasarrıflığına bir süre vekâlet eder.

     İttihat Terakki Partisi,1918’de kendini feshederek, Teceddüt Fırkası olarak siyasi yaşamda var olmaya çalışır. Partinin üç lideri (Enver, Talat ve Cemal Paşalar) yurt dışına çıkarlar. Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918) sonrasında İtilaf Devletleri’nin askeri işgali başlayınca, bütün ülkede bir İttihatçı avı başlatılır. Yakalananların bir bölümü İstanbul’a getirilerek Bekirağa Bölüğü hapishanelerine atılır. Tehlikeyi sezen İttihatçıların büyük bir kısmı da, yeni örgütlenmeler geliştirerek Anadolu’ya geçerler…

MİTHAT AKİF BEY MALTA SÜRGÜNÜ

      Mithat Akif Bey, Mondros Ateşkesi sonrasında başlatılan İttihatçı avı sırasında Bolu’da, Hürriyet ve İtilaf Fırkası içindeki hasımlarının gayreti ile tutuklanır… Mithat Akif Bey için; İstanbul’a, Damat Ferit Paşa Hükümeti’ne pek çok şikâyet gönderilmiştir… 25 Mart 1920 tarihinde Bolu’da tutuklanan Mithat Akif Bey, bir süre sonra, Damat Ferit Paşa Kabinesi tarafından İstanbul’a götürülerek, “Bekir Ağa Bölüğü” zindanlarında hapsedilir. İki ay Bekirağa Bölüğü’nde,yargılanmaksızın yattıktan sonra, Osmanlı Hükümeti temsilcileri tarafından, İngiliz askeri yetkililerine teslim edilerek ,Malta adasına sürgün edilir!

         Yakın dönem tarihimizde; “Malta Sürgünleri” konusu, yeterince irdelenmemiş, önemli tarihi dersler içeren, çok önemli bir dönemi ifade eder…

     30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nın hemen sonrasında; İngiliz işgal kuvvetleri, Saray hafiyeleri ve Ermeni muhbirlerin işbirliği ile önce İstanbul’da, peşi sıra da tüm Osmanlı coğrafyasında bir insan avı başlatılır…

     Osmanlı topraklarının;” İtilaf Devletleri’nin orduları tarafından işgal edilmesine karşı çıkan, karşı çıkma ihtimali olan (!) bütün devlet adamları, subaylar, aydınlar, yazarlar, taşra idarecileri vb. sorgusuz sualsiz yakalanarak “Bekirağa Bölüğü” denilen cezaevine doldurulur.”

      İngilizlerin amacı çok açıktır. Daha önce işgalleri altına aldıkları diğer ülkelerde, aynı yöntemi defalarca uygulamışlardır… Adım adım işgal altına alınan Türkiye’de de, olası bir Kurtuluş hareketi ve direniş girişiminde bulunabilecek, “öncü-örgütleyici “olabilecek isimler tutuklanarak, kontrol altında tutulmalıdır!…

         Bu amaçla ; 1919-1920 yıllarında tutuklananlardan 140 kişilik tehlikeli (!) görülen bir grup idareci,asker,yazar,aydın; önce Bekirağa Bölüğü’ne alınır,sonra da İngilizlere teslim edilir!..   Uluslararası Devletler Hukuku’na, Uluslar arası Savaş Hukuku ilkelerine aykırı olarak, Osmanlı Hükümeti yetkilileri, kendi ülkesinin vatandaşlarını,  bir yabancı ülkenin askeri yetkililerine yargılanmak üzere teslim edebilmiştir…

    Hasımları tarafından; ödün vermez bir politikacı, yazar, gazeteci, etkili konuşan bir hatip, sert mizaçlı bir modernizm yanlısı düşünce adamı olarak tanımlanan Mithat Akif Bey,  İngilizlerin ve Saray’ın yakından izlediği bir İttihatçı olarak, Bekirağa Bölüğü’nde bir süre tutulduktan sonra İngiliz askeri yetkililerine teslim edilir…

         Uluslar arası devletler hukukuna tamamen aykırı olarak İngilizlere teslim edilen 140 Türk vatandaşı, Malta adasına götürülerek hapsedilir ve 1921 yılı ortalarına kadar, “Malta Mahkemeleri” denilen, uluslar arası mahkeme niteliği de taşıyan (!) mahkemelerde yargılanırlar…”                                                   

 

 MALTA MAHKEMELERİNDE İDDİANÂME!

       Bu uygulama, İngilizlerin bir taktiğidir. İngiltere’nin;“ Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk “ olarak tanımlandığı günlerin getirdiği bir sömürgecilik birikimi ve politik tecrübesidir…

     “Dünya’nın yoksul ülkelerinin sömürgeleştirilmesi sürecinde, o ülkenin aydınlarının enterne edilmesi, savunmasız ve hareketsiz duruma getirilmesi, kitlelerin sürü haline getirilmesi, işbirlikçilerin sömürüden nemalandırılarak, ülke zenginliklerinin emperyalistlere teslim edildiği ve yoksul halkların birbirine kırdırıldığı, ‘böl ve yönet’politikasının bir çeşitlemesidir…”

         Sürgün edilenlere,  üç ana suçlama yöneltilir:

        ” 1- I.Dünya Savaşı’nda İngiliz, Fransız ve İtalyanlara kötü davranmak.

          2-Ermenilere, tehcir sırasında ve sonrasında kötü davranmak.

        3-Mondros Anlaşması maddeleri; kayıtsız koşulsuz teslimiyet emrettiği halde, bu maddelere aykırı davranışlarda bulunmak...”

        İngilizler, Malta’ya sürülecek Türkler hakkında; Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri askeri istihbaratından, ek listeler isterler ve birlikte ortak listeler oluşturulur… M.Kemal de, İngilizlerin Malta’ya sürülecekler listesinde yer almaktadır. ..Fakat İstanbul’dan uzaklaşan Mustafa Kemal’in(16 Mayıs  1919), Anadolu’da ele geçirilmesi, İngilizler ve Saray hafiyeleri açısından artık olanaksız hale gelmiştir...

        M.Kemal, Malta Sürgünleri olayını yakından takip etmiş ve Malta Sürgünleri serbest bırakılıncaya kadar siyasi, hukuki desteğini esirgememiştir. . Bir anlamda Malta Sürgünleri olayını, Kurtuluş Savaşı ile birlikte ele almak gereklidir…

    Malta’ya sürgün edilen 140 Türk içinde; Sadrazam Sait Halim Paşa, Mithat Şükrü (Bleda),Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu, Rauf Bey (Orbay),Şükrü Bey (Kaya), Fethi Bey (Okyar) gibi isimler yer almaktadır. Malta’da, İngiliz Yüksek Komiserliği’nin oluşturduğu mahkemede, 140 Türk vatandaşı 1921 yılı ortalarına kadar yargılanırlar.

           Malta Mahkemelerinin yargıçları; İngiliz Devlet Arşivleri, Fransız Devlet Arşivleri, ABD Devlet Arşivleri’nin yanı sıra, o dönemde işgal altındaki İstanbul’dan, Osmanlı Devlet Arşivleri’nden de,  (140 Türk vatandaşını suçlayarak mahkûm edebilmek için) belgeler getirtirler. Bu belgelere, İtilaf Devletleri istihbarat ajanlarının, Saray hafiyelerinin ve azınlık muhbirlerinin getirdiği belgeler ve istihbarat bilgileri de eklenerek, çok büyük boyutlu, kabarık dava dosyaları oluşturulur…

        1921 yılı ortalarına kadar devam eden ve o dönem Batı basınında da geniş yer tutan yargılamalar sonunda; 

       “140 Türk vatandaşının, davaya esas kabul edilen üç ana suçlamadan yargılanarak mahkûm edilemeyecekleri gerçeğiyle yüz yüze kalan Malta yargıçları, 140 Türk vatandaşını, geciktirerek de olsa,” aklayarak, serbest bırakır…”

 

MALTA MAHKEMELERİ’NDE ERMENİ MESELESİ’NDEN AKLANMA

     “ Malta Mahkemeleri, bir diğer anlamıyla;

            *“Türklerin, Ermeni Meselesi’nde nasıl aklandığının; İngiliz, Fransız, ABD, Osmanlı Devlet Arşivleri’nden getirilen belgelerle, azınlık muhbirlerinin canlı tanıklıkları, İtilaf Devletleri’nin istihbarat raporları ile kanıtlanmasıdır…

         İngiliz Hükümeti, İngiliz Yüksek Komiserliği, İngiliz istihbarat yetkilileri, Malta Mahkemeleri’nin yargıçları vd. ;  140 Türk idareci, asker, aydın ve düşünürünü, iddianamedeki üç ana suçlamadan dolayı mahkûm edebileceği bir belgeye ulaşamamıştır…

        Özellikle ‘Ermeni Kırımı’ iddiaları konusunda; 140 Türk tutukluyu suçlayarak mahkum edebileceği belgelere ulaşamayan ,Dünya’nın en ciddi istihbarat ve devlet arşivlerine sahip İngiltere,iki yıl süren yargılamalara rağmen umutsuzdur!..

      Lord Curzon, son çare olarak, ABD devlet arşivlerinden konu hakkında belgeler bulabilmek umudu ile Amerikan devlet yetkililerine başvurur. ABD Arşivlerinde yapılan incelemeler sonucunda, Türk tutuklulara yöneltilen üç ana suçlama doğrultusunda kanıt olabilecek bir belgeye rastlanamadığını, Washington Büyükelçisi’ 13.7.1921 tarih ve 722 nolu cevabında şöyle iletmektedir! :

       ”…Üzülerek arzedeyim ki, bu belgelerin içinde yargılanmak üzere Malta’da tutuklu bulunan Türkler aleyhinde delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey yoktur...”  Malta Mahkemeleri iflas etmiştir!…” (F.O. 371/6504/E.8519-Craigie’den Curzon’a, yazı, Washington,13.7.1921,No. 722)-(Malta Sürgünleri. Bilal N.Şimşir. Bilgi Yay.2009.s.286,287,288.)

      Malta Mahkemelerinde, İngiliz istihbarat elemanları ve yargıçlarının yaptıkları listelerde; Mithat Akif Bey; “İttihat ve Terakki’nin Adamları” denilen “41” ler grubu içinde yer almaktadır. Ara bekleme kamplarında tutulmadan, doğrudan Malta’ya gönderilen “41” ler grubunu, İngiliz Amiral Calthorpe;

“ İkinci sınıf sürgünler” olarak adlandırmıştır. Bu grupta; 5 eski kabine üyesi,11 mebus,8 vali, 17 mutasarrıf, kaymakam ve idareci bulunmaktadır.”41”ler için yöneltilen suçlama:

       ”Asayişi bozmak, Ermeni kırımı, Ermeni sürgünü” vb. konu başlıklarıdır.

     Bolu’dan alınarak Malta Sürgünleri’ne dâhil edilen 2693 sürgün numaralı Mithat Akif Bey’in yanında,2685 sürgün numarası ile Bolu mebusu Habip Bey de bulunmaktadır. Bolu’da İttihat ve Terakki Kulübü’nün ve Cemiyetin kuruluşunda öncü rol oynayan Mümtaz Kolağası(Kıdemli Yüzbaşı) Habip Bey, II. Meşrutiyet döneminde ,Bolu’nun Osmanlı Meclisi’ne gönderdiği milletvekillerindendir. Bu dönem Bolu Milletvekilleri içinde; Habip Bey, Abdulvahap Efendi, Taşhancızade Mustafa Zeki Efendi, Nazırlardan Şeref Bey bulunmaktadır.

        28 Mayıs 1919’da İstanbul’dan gemiye bindirilen “41” ler,  2 Haziran’da Malta’ya ulaştırılarak hapsedilir. İngiliz Yüksek Komiserliği’nin kurduğu, uluslararası (!) niteliği de olan Malta Mahkemeleri’nde yargılanmalarına başlanır. Bu yargılamalarda, devlet arşiv belgeleri, istihbarat raporları yanı sıra, suçlamalarda bulunan, Osmanlı tebaası azınlık muhbirleri de canlı tanık olarak mahkemeye getirtilir. Mahkemeler, 1921 yılı ortasına kadar sürer.

     İlerleyen yargı sürecinde, Malta Mahkemeleri;  140 Türk tutukluyu, suçluluk derecelerine göre üç gruba ayırır. Bolu’dan getirilen Mithat Akif Bey ,bu suçluluk sınıflamalarında , “C” grubu olarak sınıflanan “Zulüm Politikası İle İlişkileri Bulunduğu Söylenemeyecek Olanlar” içinde yer alır…  

       Yargılamalar sonucunda, suçluluğuna ilişkin bilgi ve belge-kanıt bulunamayan Mithat Akif Bey’in adının, İngiliz Yüksek Askeri Komiserliği’nin hazırladığı bir “şerh” belgesinde de yer aldığını görüyoruz… 30 Eylül 1920 tarihli bu belgede; “ F Grubu” içinde;” Türkiye’ye Geri Dönmesi Askeri Açıdan Sakıncalılar”ın listesi verilmiştir.2693 sürgün numaralı Mithat Akif Bey de bu liste içinde yer almaktadır…”

(Devam edecek)


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.