16 Kasım 2018
  • Bolu2°C
  • İstanbul10°C
  • Ankara3°C

DENİZ GEZMİŞ'İN MÜCADELE ARKADAŞI MUSTAFA YALÇINER, BOLU GÜNDEM'DEYDİ…

DENİZ GEZMİŞ'İN MÜCADELE ARKADAŞI MUSTAFA YALÇINER, BOLU GÜNDEM'DEYDİ…

06 Mayıs 2011 Cuma 00:00

1968 bir güzellemeydi.

Dünyada başlayan gençlik hareketleri, 1968 senesinin baharında Türkiye'ye de yansıdı.1961 Anayasasının getirmiş olduğu nispi demokratik ortam, dünya klasiklerinin Türkçeye tercüme edilmeye başlaması, dünyada esen sol rüzgârlar ülke gençlerini de etkiledi.

Artık ülkenin gençleri okuyor, tartışıyor, ülkenin meselelerini masaya yatırıyor, çözümler arıyordu.

İlk gençlik eylemleri özerk üniversite talepleri ve Amerikan 6. Filosunun Dolmabahçe önlerine demirlemesi ile başladı.

Gençler ülkenin geri bıraktırılmış bir ülke konumuna düşürülmesinden Amerika'yı sorumlu tutuyor, Amerikan askerlerinin karaya çıkmalarını engellemeye çalışıyorlardı.

6. Filoya karşı eylemlerde sonradan birlikte darağacına gidecek üç fidan öne çıkıyordu.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan…

Samsun'dan Ankara'ya düzenlenen, 19 Mayıs'ta Ankara'da Anıtkabir'de sona erecek olan Tam Bağımsızlık yürüyüşünde Deniz yine ön saflardaydı.

Mevcut sistemin devamından yana olan güçler elbette buna izin vermezlerdi, veremezlerdi.

1968 baharında başlayan gençlik hareketleri bir başka baharda 1972 yılının baharında 6 Mayıs'ta Ulucanlar cezaevinin küf kokan duvarları arasında sona erdi.3 Fidan idam edildi.

Cinayet işlememişlerdi, hukukçuların ifadesine göre adil bir yargılama yapılsa en fazla alacakları ceza 3-5 yıldı. Zaten ardından gelen 1974 affı ile hayatta kalan arkadaşları tahliye edildiler.

Şimdi her 6 Mayıs'ta doğa uyanırken, tomurcuklar açarken, hayatlarının baharında idam edilenleri, Denizleri geriden gelen yeni kuşaklar anarlar.

2011 6 Mayıs'ta AİBÜ öğrencileri geleneği bu yıl da sürdürdüler.

Deniz, Yusuf ve İnan'ın idamlarını bir kez daha protesto ettiler.

25 Nisan akşamı ise gazeteden içeriye elinde çantası, heybetli duruşu ile hemen dikkatleri çeken, uzun boylu yılların yorgunluğu yüzünden belli olan ancak dinamizminden ödün vermediği de anlaşılan bir adam girdi içeriye.

Bir yerlerden tanıyacaktık, TV'lerden de aşina idi gözlerimiz kendisine.

Spor Müdürümüz Servet Yılmaz tanıdı hemen kendisini.

Gelen Mustafa Yalçıner idi.

Deniz Gezmiş'in mücadele arkadaşlarından Yalçıner.

Deniz'le beraber yargılanmış, bir çatışmada vurulduğu için mahkeme salonuna koltuk değnekleri ile katılabilen Yalçıner.

AİBÜ'de Arap coğrafyasında yaşanan halk ayaklanmalarına dair bir sunum yapmak üzere Bolu'ya gelmiş.

EMEP İl Başkanı Sedat Bayram da kendisini gazeteye getirmiş.

Heyecanlanmamak mümkün değil, bir gazetecinin arayıp da bulamadığı kimliklerden biri Yalçıner.

Hele yeni bir 6 Mayıs tekrar yaklaşırken.

YSK'nın vetoları vardı gündem de, bir de halen devam eden Suriye ve Yemen, Libya halk hareketleri.

Öncelikle onlardan bahsettik, tabii aklımıza takılan sıranın ne zaman Denizlere geleceği idi.

Deniz nasıl biri idi, o günlerin mücadelesine bu günden baktığınızda nasıl bir yorum getirebilirdik?

Konuşmanın devamında anlaşılan o ki, Yalçıner kendisinden bahis etmeyi çok sevmiyor, ya Denizlerin anısı halen canlılığını korurken onlara saygısından, ya da mütevaziliğinden.

Tabii Denizi sorduk;

“Deniz kendisi ile çok barışık biri idi.Hatta zaman zaman kendisi ile alay etmesini yadırgamazdık. Ben onun kadar bir rahat, mütevazi, arkadaş canlısı bir kişi ile karşılaşmadım desem doğrudur.

Kariyer hırsı yoktu, olduğu gibiydi.

Sadece Deniz değil ama o dönemin gençleri hepimiz birer Deniz'dik.

Bizler en alttakiler diye tabir edilen ailelerin çocukları idik, tabiri caizse en aşağılardan gelmiştik.

Bu 1968'in üzerinde durulmayan mühim konularından biridir.

Ben manifaturacının oğluydum, Deniz öğretmen çocuğu idi.

Çok akıllı çocuklardık, Üniversitelerde parlak dereceleri olan istikbal vaat eden gençler. Türkiye'nin en seçkin beyinleri idik...

Türkiye'de devrimci gençlerin ilk ele avuca geleni bizlerdik.

Türkiye'nin alt üst olması bizi bu duruma karşı koymaya itmiştir.

Sayımız çok azdı.

Deniz kendisinin idam edileceğinden emindi onu hisleri de yanıltmadı.

Biz ortak savunmayı okurken kendisini çok belli etti.

Savunmayı okumaya Deniz başladı, Yusuf devam etti, İnan bitirdi.

İdama giderken hiçbir şekilde nedamet göstermedi, son söze kadar onurunu korudu arkadaşlarımız.”

Peki dedik şimdi nasıl ülke ve siz ne yapıyorsunuz?

Gözlemimizi sizinle paylaşalım hemen,

Yalçıner EMEP Genel merkez yöneticisi olarak mücadelesine aralıksız devam ediyor.

Ülkede sömürü düzeninin hız kaybetmeden devam ettiğini, milli gelir dağılımındaki eşitsizliğin gün geçtikçe çok daha belirgin halde olduğunu ifade ediyor.

Sessizce gelen mütevazi, inançlı yürek, yine sessizce gitti.

 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.