25 Eylül 2018
  • Bolu14°C
  • İstanbul20°C
  • Ankara17°C

GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ, GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER

GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ, GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER

08 Haziran 2011 Çarşamba 00:00

 Yine zor bir yazıyı kaleme almanın, tarihe bir not düşmenin kendimce heyecanı içerisindeyim. Çok zor bir seçim arifesinde yazılan, zor bir yazı bu. Zor, ama bir o kadar da heyecanlı bir yazı.

Şimdilerde kentin sokaklarında her siyasi partiye mensup araçlar bir şölen havasında, güzel melodiler eşliğinde bayraklar sallayarak dolaşmakta. Sahi faydası olur mu acaba bu marşların, bayrak sallamaların, korna seslerinin. İnsanlar hayatlarını değiştirecek bir emaneti böylesine kolay, böylesine ucuz, böylesine basit argümanlarla bir başkasına teslim ederler mi? Kolay mı bu kadar bir insana kendimizi yönetme vekaleti vermek?

Doğrusu ben tüm bu propagandalara bir şölen havasında bakıyor ve hepsini tebessümle seyrediyorum. Fakat bu çabaların çok da neticeye tesir edeceğine inanmıyorum. Yine aynı şekilde muhtelif partilere mensup milletvekili adayları, kapımızı çalıp, bize misafir olup oyumuzu istiyorlar. Onları yakından görme anlamında belki bu ziyaretlerin faydası olabilir. Fakat kaç kişi bu ziyaretlerden etkilenip oyunu verecek ya da başka bir deyimle ziyaret sebebiyle seçim konusunda fikir değiştirecek. Bunun çok neticeye tesir eden bir davranış olduğuna inanmıyorum. Fakat seçim ritüelinin bir parçası olarak gördüğüm bu ziyaretleri de tebessümle izliyorum.

Başka bir propaganda yöntemi yazılı basın. Yani her türlü ilan ve broşür, özellikle açık hava bilboardları yine bu seçimlerde çok yoğun bir şekilde karşımıza çıktı. Fakat ben yine insanların bu yöntemlerden de çok etkilendiklerini ve bu yöntemlerin etkisiyle oy kullandıklarını doğrusu düşünmüyorum.

Propaganda faaliyetleri içerisinde seçimlerde özellikle yerel seçmeni en çok etkileyen şüphesiz genel başkanın o şehre yaptığı ziyaret. Her partiye mensup seçmen, sevdiği, güvendiği dahası peşinden gittiği partisinin genel başkanının sözlerini canlı olarak duymak, ona yakın olmak, kısaca onunla bir sevgi empatisini gerçekleştirmek ister. Ben Genel Başkanı mitinglerinin diğer siyasi parti faaliyetlerinden çok daha fazla seçmen üzerinde etki bıraktığına inananlardanım.

Bu seçimde CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı Bolu'ya gelerek sevenleriyle kucaklaştı. Fakat ne yazık ki AK Parti'ye gönül veren seçmen, bundan mahrum oldu. Başbakan niçin Bolu'ya gelmedi? Komşumuz Düzce'de 500 haneli Yığılca'yı ziyaret ederken, hangi sebeplerle Başbakanımız Bolu'da miting yapmadı, Başbakanımızın Bolu'da miting yapması niçin sağlanamadı? Umarım bunun AK Parti'ye menfi bir etkisi olmaz. Zaten seçimlerden sonra bu değerlendirmeler tüm partilerde olduğu gibi, tahminim odur ki AK Parti'de de uzun uzun olacaktır.
Bu seçimlerin sonucu ne olursa olsun, AK Parti'deki büyük kitleleri rahatsız eden bu milletvekili sıralaması meselesi ile ilgili problemler mutlaka seçimlerden sonra bir şekilde gündeme gelecek ve masaya yatırılacaktır. Temennim odur ki; büyük kitlelerin vicdanını rahatsız eden bu durum sandığa ağır bir sonuç olarak yansımasın. Kol kırılsın yen içinde kalsın. Bizim asaletimize bu yakışır.

Kıymetli okuyucu, yazılarıma gösterdiğiniz, zaman zaman haklılık payı olduğunu da düşündüğüm tepkileri büyük bir anlayışla karşıladığımı bilmenizi isterim. Fakat asıl olan fikir olmalıdır. Asıl olan birbirlerimize olan farklı tepkileri ortaya koymak olmalıdır. Bizim dünkü olaylara bakışımızla bugünkü bakışımız hiç değişmemiştir. Suskunluğumuz inandığımız değerlere zarar gelmemesi için kan kusup kızılcık şerbeti içmek olarak değerlendirilmelidir.

Hepimiz buradayız. 13 Haziran sabahı hepimiz davranışlarımızın neticesini alacağız. Biz dün olduğu gibi bugün de demokrasiden ve özellikle parti içi demokrasiden yana olan tavrımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Biz Boluluyuz, burası bizim memleketimiz. Burası bizim ecdadımızın doğduğu, büyüdüğü, mezarının olduğu, ömrümüz varsa bizim de doğup büyüyeceğimiz, mezarımızın olacağı yer. Biz dün de Boluluyduk, bugün de Boluluyuz. Bunu söylediğimiz zaman bizi suçlu psikolojisine büründürmeye çalışanlara son sözüm: Dedelerinin mezarlarının nerede olduklarına bakmalarıdır. Evet Boluluyuz, uysalız ama boynumuz çekmeye gelmez. Herkes haddini bilsin. Biz dün de kimseye ram olmadık, bugün de olmayız.

Kıymetli okuyucularım, siz hiç kendinizi üzmeyin. Esas sözlerimiz 13 Haziran sabahı söylenecektir. Çünkü 13 Haziran sabahı kim nerede yanlış yaptığını ararken, biz yine buradan cesurca kimin milletvekili, kimin bakan olduğuna bakmadan sizler adına doğruları dile getirmeye devam edeceğiz.

Biz Boluluyuz. En büyük özelliğimiz nankör olmamaktır. 8,5 yılda ülkede ve Bolu'da yapılan hizmetleri görüp de AK Parti'ye oy vermeyenin kimse kusura bakmasın eli kırılır. 2001 Türkiye'sinde gecelik faizin %7 binlere vurduğu dönemde, herkesin nasıl bir panik içinde olduğunu daha dün gibi hatırlıyoruz. 8,5 yıl önce ülkenin bu hale geleceğini rüyamızda görsek inanmazdık. Yapılanlar tam anlamıyla bir mucizedir. Ve bu mucizeyi gerçekleştirenlere tüm Türkiye'de olduğu gibi Bolu'da da bir teşekkür borcumuz vardır. Gavura kızıp da orucu bozmayalım. Haydi Türkiye ileri, durmak yok yola devam. Nazım'ın dediği gibi inanıyorum ki AK Parti iktidarında, daha çok “Güzel günler göreceğiz, güneşli güzel günler.”

Saygılarımla.

08.06.2011

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.