26 Eylül 2018
  • Bolu9°C
  • İstanbul15°C
  • Ankara12°C

YASAYAN TARİH

Söyleşimiz sizlerinde dikkat ettiği gibi kronolojik bir sıra izlemiyor.Sözlü Tarih çalışmalarında genelde sık rastlanılan bir olgu bu.Söyleşinin bu bölümünde fotoğrafı tasvir etmek isterken şu tespiti yapmalıyız. İstanbul'da İngiliz işbirlikçisi Hürriyet

YASAYAN TARİH

22 Kasım 2014 Cumartesi 12:55

*Çerkez Ethem'in ağabeyi Reşit Bey, Ata Efendi, İsmail Fazıl Bey gibi isimler de var.
Şükrü Bostancıoğlu:Ali Fuat Paşa'nın babası İsmail Fazıl Paşa, Saffet Arıkan, Özbekler tekkesi Şeyhi Ata Efendi gibi isimler var. Evin üst katına alına misafirler yerlerine oturunca bakıyorlar ki İsmet Bey ortada yok.  Yahu, İsmet Bey nerede, diyorlar. Meğer onu nefer zanneden hane sahipleri, alt kata almışlar. Evdekiler ;
“¦Haa, aşağıda bir genç var. O olmasın!” deyip, hemen yukarıya alıyorlar. 
Düşünün, o zaman adam Milli Savunma Müsteşarı. Çok zeki bir adam.  Ama sessiz, sakin geride durmuş. Aşağıda uşakların arasında oturuyor. Onun kulakları da pek duymazdı bilirsiniz! Neyse, ailenin büyükleri özür diliyorlar, yukarıya alıp,  ağırlıyorlar. 
    O dönem, ortalık karışık. İstanbul işgal edilmiş. Ankara'da yeni Meclis'in açılış faaliyetleri sürüyor.  Hürriyet ve İtilaf Fırkası, yeni Meclis'in açılışını engellemek için faaliyet içinde. O zaman,  bizimkiler de boş durmuyor. Babam Razi Bostancıoğlu, Sipkat Karamanoğlu, Arapgirli Kemal, Tahir Hitit gibi Kuvayı Milliye elemanları etrafı kolaçan ediyorlar. Bunların hepsi de savaşlardan çıkmış, silahşor adamlar. Aynı zamanda okuyup yazmış kimseler. Ankara'dan yana hareketin içindeler. Bolu Hürriyet ve itilaf Fırkası ileri gelenlerinin bazı gizli hazırlıklar yaptıklarını seziyorlar. Bizim evde, Bostancıların Aktaş Mahallesi'ndeki evinde toplanıp durum değerlendirmesi yapıyorlar. Çevreden aldıkları istihbaratlara göre, İsmet Bey, Celalettin Bey Heyeti, Ankara'ya giderlerken, Gerede yolu üzerinde pusu kurulup heyettekiler öldürülecekmiş… Bizimkiler bu istihbaratı alınca hemen harekete geçiyorlar. Bizim evde yapılan toplantıda; “Misafir heyeti, Seben üzerinden Ankara'ya gizlice gönderelim” kararına varıyorlar. Evden jandarmaya, Seben'e telefon ediyorlar. Kızık Köyü Muhtarı var ya? Kısa boylu, kalın bedenli bir adamdı. Bizim ortakçımız idi. Göden Ağa. Göden Hüseyin Ağa derlerdi.  Ona telefon ediyorlar; 
  “¦ Köyden 6 tane seyis, 6 tane at bul. Acele olarak silahlan, yola çık!  Falan gün Bostancılar'ın ahırının önünde hazır olacaksın.“
   Göden Hüseyin Ağa verilen saatte, silahlı adamlarıyla bizim evin önüne geliyor. 
*Bu heyetin Ankara'ya geçişini Mustafa Kemal Paşa da çok önemsiyor ve yakından takip ediyor. Hatta yol güzergâhındaki askeri ve mülki idarecilere gönderdiği telgraf emriyle, heyete ihtimam gösterilmesini, güven içinde Ankara'ya ulaştırılmasını istiyor. Bu telgraf emri Bolu Mutasarrıfı'na da gönderilmiş. Heyet içinde, Meclisi Mebusan Başkanı Celalettin Bey ve Mustafa Kemal Paşa'nın çok güvendiği İsmet Bey ve yine çok saygı duyduğu Fazıl Paşa gibi isimler var. 
Şükrü Bostancıoğlu: Evet efendim. Celalettin Arif Bey, iyi eğitimli, Avrupa'da okumuş mükemmel bir adam. Bir de Erkânı Harbiye Reisi Ali Fuat Paşa'nın babası İsmail Fazıl Paşa'ya da büyük ehemmiyet arzedilmiş. Yani İsmet Bey de öyle. Yani heyette çok değerli insanlar mevcut. Bolu'daki Padişah taraftarları da bu heyettekilerin öneminin farkında. Açıktan bir şey yapamasalar da yolda pusu kurarak heyeti yok edecekler. Veya esir alıp İstanbul'a İngilizlere teslim edecekler… 
    Hatta bu hava misafirlerin yanında bile sezilmiş. Misafirler Gülezler Konağı'nda otururlarken, sohbet sırasında İsmail Fazıl Paşa, Celalettin Bey'e diyor ki:
“¦ Bakın diyor. Ben Bolu'yu küçücük bir köy gibi zannediyordum Bolu bayağı güzel ve büyük bir şehirmiş!” diyor. 
Orada bulunan, Bolulu ve Padişah tarafına meyilli bir yüzbaşı hemen lafa karışıyor:
    “¦ Teessüf olunur efendim!  Koskoca Osmanlı Devleti'nin Erkan-ı Harbiye Reisi'nin Bolu hakkındaki bilgisi bu kadar mıdır?” Teessüf ederim size!” diyor. Nasıl reaksiyoner bir tip, o zamanki havayı siz anlayın! Bu kurmay yüzbaşı daha sonra Mudurnu Cephesi'nde Kuvayı Milliye'ye karşı savaşırken vurulup ölüyor. Kimlerdendi o yüzbaşı. Bizim arkadaşlarımızdan birisinin babasıydı.  Mine'nin (Hitit) anneannesinin evinin karşısında evleri vardı.  Benim yaşlarımda onun bir çocuğu kaldı. Şimdi ismini hatırlayamadım. Yani hava çok gergin bu günlerde Bolu'da…
*Bu devre, İstanbul Hükümeti ile Ankara'da Heyet-i Temsiliye arasındaki ilişkilerin iyice gerginleştiği, Milli Mücadele liderlerinin idama mahkûm edildiği ve kardeş kavgasının-Hilafet Ayaklanmalarının, İstanbul Hükümeti ve İngilizler tarafından kışkırtıldığı bir dönem. Bolu da bu iki önemli merkezin arasında önemli bir noktada. Her iki taraf da Bolu'ya önem vermiş.Bolu, 1920 Nisan ayında yaklaşık 10-12 gün, yine aynı yılın Mayıs ayında 25 gün civarında Padişahçı- Hilafet isyancılarının elinde kalmış Onun haricindeki dönemlerde Bolu'da Kuvayı Milliye, Milli Mücadele yanlıları idareye hakim olmuşlar. Bu heyeti de güven içinde Bolu'dan çıkarıp, Seben Kozyaka Köyü'ne ulaştırmışlar.
(GÜDÜL VEHBİ BEY)
Şükrü Bostancıoğlu: Evet efendim. Dönen gizli oyunların bizimkiler de farkında! Karşı taraf da gizlice hazırlıklarını yapıyor.  Bizimkiler,  daha önce bahsettiğim Güdül Vehbi Bey'i çağırıyorlar ve bir vazife veriyorlar… İki tane perdeleri kapatılmış fayton hazırlanıyor. İçleri boş! Bunları, misafirler yola çıktı, Ankara'ya gidiyorlar numarasıyla Gerede tarafına hareket ettiriyorlar.  Güdül Vehbi de bunların başında, idare ediyor!  O, Kuruçay var ya? Kuruçay'ın oraya faytonlar varınca, pusu kuran adamlar yolu kesiyorlar. Faytonları durduruyorlar.  Faytonların içine bakıyorlar ki kimse yok! Güdül'e soruyorlar:
 “¦ Nerde lan misafirler?”
 Güdül Vehbi anlamazdan geliyor:
“ ¦ Ne misafiri? Benim çiftliğimde kendi misafirlerim var. Faytonları onlar için köye götürüyorum!” cevabını veriyor. 
  Sen misin böyle diyen? Güdül Vehbi'ye bir sopa atmışlar orada!
Öbür yanda da bizimkiler, bu şaşırtmaca sırasında, Ankara'ya gidecek misafirleri, Göden Ağa ve adamlarıyla birlikte Seben tarafına çoktan yola çıkarmışlar!
(GÖDEN HÜSEYİN AĞA, RAZİ BEY, TAHİR BEY SEBEN YOLUNDA!)
*Bu heyeti koruma altına alarak Seben Kozyaka Köyü'nde Asım Beylerin evine kadar götüren silahlı muhafızlar arasında, Göden Hüseyin Ağa ile birlikte; Kozyaka Köylü Yüzbaşı lakaplı Mehmet, Berk Köyü'nden Ahmet Ağa, Razi Bostancıoğlu, Sipkat Karamanoğlu, Hergelecinin Yakup, Kel Yusuf gibi isimlerin olduğu değişik yazılı kaynaklarda yer alıyor.
Şükrü Bostancıoğlu:Evet efendim!Yani şunu anlatmak istiyorum. O günlerde neler yaşamışlar, neler geçirmişler? Babam Razi Bey derdi ki:
“¦ Ben Cihan Harbi'nde 5 sene Ruslarla savaştım. Çok büyük imkânsızlıklar içinde savaştık.  Savaş boyunca hep geriye geriye doğru gittik.  Ama bozulmadık, savaştık. Öldük öldürdük! Fakat ben, devletin yok olduğu, devletin ortadan kalktığı bir dönem, bir yer kadar korkunç bir şey görmedim… Cephede,  savaş alanında etrafta kan, ateş, ölüm kol geziyor.  Kar, tipi, soğuk insanı kavuruyor! Bunlardan korkmadım! Fakat bu kardeş kavgası, devletin ortadan kalktığı günlerde yaşadıklarımız beni en çok korkutan dönem oldu… Millete İstiklal Mücadele'sini anlatacağız, Tahir Bey'i (Hitit) koruyacağız  diye çok uğraştık” diye anlatırdı. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.