20 Kasım 2018
  • Bolu10°C
  • İstanbul13°C
  • Ankara10°C

DARFUR ANISIYLA YARIŞACAK

​Altın Ambulans Sağlık Ödülleri Yarışmasına katılan Bolu İl Sağlık Müdürü Mahmut Arık, yarışma kapsamında Sudan’da yaşadığı bir anısını paylaştı.

Darfur anısıyla yarışacak

10 Şubat 2015 Salı 16:11

Haber Merkezi

Arık, yarışmanın Sağlık Müdürleri kategorisinde yarışa dahil olurken oylama, 10 Şubat itibariyle başladı. İl Müdürü Dr. Arık, hem mesleki hayatını hem de bir anısını paylaştı; 

“1963 Kahramanmaraş Pazarcık doğumluyum. İlk, Orta ve Lise tahsilimi Kahramanmaraş’ta tamamladım. 1982 yılında kazanmış olduğum Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesini 1988 yılında tamamladım. İlk görev yeri olarak Kahramanmaraş Göksun Tahir Bey Sağlık Ocağında göreve başladım.

Vatani görevimi 1990-1992 yılları arasında Ankara Anıtkabir muhafız komutanlığında tamamladım.1992 yılında Pazarcık Devlet Hastanesinde, Başhekim ve aynı zamanda Pazarcık Sağlık Grup Başkanı olarak 2001 yılına kadar görev yaptım. 2001-2002 yıllarında Tekir ve Narlı 112 Acil Sağlık hizmetlerinde görev yaptım. 2003-2011 yılları arasında Kahramanmaraş’ta İl Sağlık Müdür Yardımcılığı görevinde bulundum. 2011 yılında Kahramanmaraş Merkez Ortaseki ASM de Aile Hekimi iken, 03 Şubat 2012 de Bolu İl Sağlık Müdürlüğüne İl Sağlık Müdürü olarak atamam yapıldı. Bakanlığımız tarafından 2000 yılında Suudi Arabistan Hac Sağlık ekibinde, 2010 yılında Sudan’ın Darfur bölgesinde Kızılay Hastanesinde, yine 2010 yılı içerisinde kardeş ülke Pakistan’da yaşanan sel felaketi nedeniyle Pakistan’ın Belucistan eyaletinde Türk Hastanesinde görev yaptım. Birçok ülkede gönüllü yardım kuruluşları aracılığı ile çeşitli görevlerde bulundum. 2004-2005 yıllarında Tayland, Vietnam, Kamboçya ve Myanmar (Burma)da, 2005 yılında Kazakistan ve Kırgızistan’da, 2007 yılında Suriye’de sağlık hizmetleri sunumunda görev aldım. 2010 yılı başında Gazze’ye Özgürlük Konvoyu ile Filistin Gazze’ye sağlık hizmeti sunmak üzere gittim. Mısır’da Türk yardım konvoyuna saldırı esnasında tek hekim olarak yaralıların müdahale ve tedavilerini yaptım. Sağlık malzemelerinin Gazze’ ye ulaşmasında bizzat görev aldım.

Kahramanmaraş Afşin – Elbistan termik santralinin çevreye vermiş olduğu; özellikle Akciğer Kanserleri ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) üzerine etkisi konusunda ve Kahramanmaraş Afşin ilçesi Büyük Tatlar kasabasında yaşanan kanser ve ölüm vakalarının artması üzerine Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Ekibiyle beraber yapmış olduğumuz “ASBEST ve Bölge halkı üzerine etkisi” konulu araştırma ve çalışmalarım oldu. Bu çalışmaların ULUSLARARASI KANSER SEMPOZYUM’ unda sunumunu yaptım. Avrupa Birliği Bakanlığı Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından finanse edilen “Avrupa Birliği Ülkelerinde Acil Servis Çalışmalarında Hemşirelik ve ATT Uygulamaları” Projesi ile Belçika, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Almanya’da çeşitli sağlık kuruluşlarını ziyaret ederek gözlemlerde ve incelemelerde bulunduk.

2010 Yılı haziran ayında Sudan’ın Darfur bölgesindeki Kızılay hastanesine doktor olarak görevli gitmiştim. Gittiğim bölgede elektrik, su ve her türlü yaşam malzemesi ya yok ya da oldukça kısıtlıydı. Görev yaptığım hastanede 3 doktor ve diğer sağlık personelleri vardı. Ameliyathane denemeyecek halde bir çadır ameliyathanemiz vardı. Kimse cesaret edip orada ameliyat yapamıyordu. Bir gün kampta yaşayan, ikiz gebeliği olduğunu öğrendiğimiz bir hastanın doğum sancılarının başladığı, doğum suyunun geldiği haberi üzerine acilen kampa hareket ettik, ulaştığımızda gerçekten annenin durumunun çok kötü olduğunu, gebelik suyunun boşaldığını ancak doğum için rahimde gerekli açıklığın olmadığını tespit ettik. Hastayı götürecek ne bir araç ne de bir ambulans vardı. Hemen orada gözümüze çarpan, su taşımasında kullanılan eşek arabasına hastayı koyarak yaklaşık 2-3 km mesafedeki hastaneye taşıdık. Taşıma esnasında hasta artık bilincini kaybetmek üzereydi ama elimizden de bir şey gelmiyordu. Hastaneye geldiğimizde ilgili kadın doğum uzmanı arkadaşımız bu ameliyathane şartlarında hastayı sezeryana alamayacağını söyleyince hayal kırıklığına uğradık. Biz bu hastanın mutlaka buradaki şartlarda ameliyat olması gerektiğini aksi takdirde anne ve bebekleri kaybedeceğimizi bunun bize vicdani sorumluluk yüklediğini ilgili hekim arkadaşımıza söyleyerek sonunda ikna ettik. Hasta ameliyata alındı bir erkek bir kız 2 bebek dünyaya geldi, anne de bir süre sonra sağlığına kavuşmuş oldu. Bebeklere ameliyatı yapan doktor ile ameliyata giren ebe arkadaşların isimleri verildi.

Şartlarımız ne olursa olsun mesleki sorumluluk ve insani vazifelerinden vazgeçmeyen bir camianın mensubu olmaktan mutluluk duyuyorum.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar