21 Kasım 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul18°C
  • Ankara15°C

‘BUNUN ADI SATIŞ SÖZLEŞMESİ’

Kamu çalışanı ve emekli olmak üzere 5 milyon insanı ilgilendiren toplu sözleşmelerle ilgili KESK adına açıklama yapan Erkan Korkmaz, “İkinci bir satış sözleşmesiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

‘Bunun adı satış sözleşmesi’

12 Ağustos 2015 Çarşamba 17:45

Haber: Adem Güler

AKP Hükümetinin toplu iş sözleşmelerini tek başına iktidarmış gibisürdürdüğünü söyleyen Korkmaz, “AKP, görüşmelerin ertelenmesi taleplerimizi yok sayıp, yandaş konfederasyonu da yanına alarak, yangından mal kaçırır gibi hareket etmektedir. AKP’nin 7 Haziran seçimleri ile tek başına iktidarını kaybetmiş olmasına rağmen, 65 gündür sanki hiç seçim yapılmamış gibi hareket etmesi, kamu emekçilerinin ve emeklilerin 2016 ve 2017 yılına ilişkin ekonomik, sosyal ve özlük hakları ile ilgili karar alabilmesi ne hukuki, ne de meşru bir durumdur.

‘MUHATABIMIZ GEÇİCİ AKP HÜKÜMETİ DEĞİL’

Kamu emekçilerinin ve emeklilerin siyasi muhatabı geçici AKP hükümeti olmadığı gibi, müstafi durumuna düşmüş bir hükümetle toplu sözleşme görüşmelerinin başlatılması ve yürütülmesi de kesinlikle meşru değildir. Milletvekili bile olmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile yürütülecek pazarlıkta kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanması mümkün görünmemektedir” diye konuştu.

2013 yılında Memur Sen ile yapılan toplu sözleşmesi için "toplu satış sözleşmesi" diyen Erkan Korkmaz, “Kamu emekçileri ikinci bir ‘satış sözleşmesi’ tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu anlamda ne geçici AKP Hükümetinin ne de onun sözünden çıkmayan Memur Sen’in emekçilerin geçmiş kayıplarını gündeme bile getirmeyen, hak kayıplarını giderecek bir toplu sözleşmeye imza atmasını beklemek ‘aşırı iyimserlik’ olacaktır.

KESK’İN TALEPLERİNİ SIRALADI

Bir önceki dönem imzalanan ‘satış sözleşmesi’ nedeniyle 2014 yılında enflasyon farkımız gasp edilmiş, ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, ek ödemeler, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücretlerinde enflasyon farkından kaynaklı herhangi bir artış yapılmamıştır. Geçtiğimiz yıl eğitim ve bilim emekçileri başta olmak üzere, tüm kamu emekçilerinin ortalama gelirlerinde en az yüzde 25’lik bir kayıp oluşmuştur. 2014 yılı ekonomik kayıplarımızın karşılanmadığı hiçbir artış oranının, satın alma gücümüzdeki erozyonu ve yaşadığımız yoksullaşmayı azaltması mümkün değildir.

Yağmanın ve talanın bir virüs gibi yayıldığı ve mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bir dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşması, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmesinin sorumluları biz değil, yıllardır iktidarlar olanakları ile zenginleşenlerdir. Eğitim ve bilim emekçileri olarak geçmiş kayıplarımızın karşılanmasını ve toplusözleşme taleplerimizin dikkate alınmasını istiyoruz” dedi.

Korkmaz, daha sonra sendikalarının toplu sözleşmelerdeki taleplerini sıraladı.  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar