• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Bolu 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C

MOZAİK TABLOSUNDAN İKİ TAŞ DAHA DÜŞTÜ

Mustafa Namdar

Çalışma hayatımızın makarası geri sarıldığında “hey gidi günler hey! Kimler geldi geçti…” demekten kendini alamayanımız çoktur. Birlikte aynı amaca yönelik çalışmada başarı için harcanan zamanda yaşanan olumlu olumsuz anılarda yüreği cız etmeyen insan sanırım yoktur. Aynı kulvarda başlayan yarışın birincisi, bireysel olmaktan çok toplumsaldır. Amaç; hizmetin sonunda bilgi ve beceri için dökülen ortak alın terinde öğrencilerinizi geleceğe hazırlamaktır. Kavganız bireysel olmaktan çıkar milli eğitimin ve öğrencilerinizin kazanımları üzerinedir. Ülkenin geleceği gençleri en iyi şekilde geleceğe hazırlamaktır. 1945 yılında Erkek Orta Sanat Okulu olarak Bolu'da eğitim öğretime başlayıp Erkek Sanat Enstitüsü olarak devam eden okulun Marangozluk bölümünün üçüncü dönem mezunu olarak okulun açılışından itibaren bilgisinden feyz aldığım öğretmenlerimi rahmetle anıyorum.
Yıllar sonra 1970 yılından itibaren öğretmenlerimin bir bölümü ve yeni birçok öğretmen arkadaşlarla birlikte çalıştım. Atölyelerin makine sesinden oluşan melodisini birlikte dinledik. Ya da seslendirdik. Sınıfların tebeşir tozunu birlikte ciğerlerimize çektik. Birlik ve beraberlik içinde dayanışmanın modelini, idari yapılanmada birlikte oturup planladık, uyguladık. Başarı için gerektiğinde tartıştık ama çıkışta kol kola sevgi içinde okulumuzu terk ettik. Biz her biri değerli taşlardan oluşan sanat eseri mozaik tablo gibiydik.
O yıllar ortaöğretime kadar inen öğrenci çalışmalarında her gün olumsuz ihbarlar almamıza karşın okulumda tek öğrenci incinmedi. Siyasi görüşleri farklı olsa da mesai sabah günaydın, akşam iyi akşamlar temennisiyle ayrıldık. Birdik, birlikteydik, yoktu ikilik…
Böyle bir tablonun güzelliğini meydana getiren aşlar ilahi gücün etkisiyle birer birer dökülmeye başladı. Sedat Boyacı'yı, kolomba adı takılan Mehmet kardeşimizi kaybettik trafik kazasında. Snra yılların eskitemediği ve okulumuzun kapısını ilk açanlardan Satılmış Cömert'i aldı aramızdan trafik canavarı. Sonbahar yaprakları gibi dökülüyordu kadromuz. Ömrünün baharında Ünsal Yılmaz'ı, Turgut Türk koptu dalından sararıp solmadan, yeşil teşil. Öğretmenim Halil Şencan, Recep Karban emekliliklerinde girdi sıraya. Sonra Mefahir Yüce hem okulun hem de sanayinin gülüydü soldu birden, düştü dalından. Sonra İsmail Yılmaz, İsmet Abacılar'ın aldık ayrılık haberlerini. Yaşam acımasızdı. Değirmen taşı gibiydi. Araya düşen un ufak olup savruluyordu doğanın gizeminde. Kimler gelip geçmişti Cevat Öncül, Mehmet Yaman, Zeki Erdomol, Zeki Tamer gibi örnek müdürlerimizden. Sonra beklenmedik bir hortum çıkageldi anından alıp götürmüştü arkadaşım İsmail Aydın'ı, Tahsin Güney'i. Yer yüzünden alıp göklere uçuruvermişti sanki. Cenazelerinde bulunamadım. Birine “ne haber muhtarım” birine “ne haber gaşım” diyemeden okudum duamı. İsmail Aydın'la uzun yıllar Md. Yardımcısı olarak birlikte çalıştık. Birlikte tamamladık çalışma programlarını. Tahsin Güney çalışkan ortak merhaba dedi serbest mesleğe sanayide. Bir anlamda sanayinin de öğretmenliğini yapıyordu. Şimdi onlar da yok… Sevginiz yüreğimde mekanınız cennet olsun. Geride bıraktıklarınıza sabırla baş sağlığı diliyorum değerli dostlar. Güle güle… Allah'ın rahmeti üzerinize olsun.

Bu yazı toplam 570 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim