• BIST 1.488
  • Altın 419,423
  • Dolar 7,3576
  • Euro 8,9444
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -2 °C

Mudurnu’nun şatoları: Bu son olsun, bu son

BURAK COP

 

İki yıl önce, İsveç’te bir üniversitede misafir öğretim üyesi olarak dersler verdikten sonra yurda dönmek üzere bindiğim THY uçağında ikram edilen yabancı gazeteler arasından New York Times’ı seçmiştim. Dünyanın en etkili gazetelerinin başında gelir. Uçak kalkışa hazırlanırken biraz yorgun gözlerle süzdüğüm sayfalar arasında gördüğüm haber-analiz bir anda gözlerimin faltaşı gibi açılmasına neden oldu. Başlığın altındaki “Mudurnu, Turkey” ibaresi refleks olarak beni heyecanlandırdı, ancak haberi okumaya başlamamla beraber “Keşke Mudurnumuz, Bolumuz böylesine tuhaflık ve belirsizlik dolu bir durumla değil de göğsümüzü kabartacak bir vesileyle New York Times’a haber olsaydı” diye düşünmekten kendimi alamadım.

Haberin başlığı “Türkiye’de bir kale ister misiniz? Kelepire bulabilirsiniz” idi. Haberin fotoğrafı da çarpıcıydı. Bir vadi boyunca uzanan, dip dibe inşa edilmiş, Ortaçağ Avrupa şatolarının kulelerine benzer yapılara sahip evler. Ama boşlar. Adeta terk edilmişler. İşin aslı, inşaat durmuş. Körfez ülkelerinin zenginlerine yönelik inşa edilen, gazetenin kullandığı tabirle 700’den fazla “Disney tipi minikale” ya da “minişato”, içleri boş bir halde duruyor. Körfez zenginlerine 350’den fazla ev, 370 bin ila 500 bin dolar arasında bedellerle satılmış. Fakat sonra işler aksamaya, Araplardan ödemeler gelmemeye, inşaat firması tökezlemeye başlamış.

Adına Burj el Babas denilen bu tuhaf (ve müflis) yapılaşmada İstanbul’daki Kız Kulesi ve Galata Kulesi örnek alınmış. Gerçekten de evlerin kuleleri bu tarihi yapılara “benziyorlar”. Ama ne alaka? İstanbul’un biri Cenevizlerden diğeri de Bizanslılardan yadigâr bu iki kulesi insan olsalardı, kendilerine benzetilen Burj el Babas evlerini görünce çok üzülürlerdi (duvarların dili olsa da konuşsa). Projede bir de ABD Kongre binasına benzeyen AVM yer alıyor (orta yere bir de Mısır piramidi koyup bölgenin etrafını Çin Seddi ile çevirseler tam olacakmış).

Görgüsüz Körfez zenginlerini cezbedeceği düşünülen bu yapılaşmanın elbette; Göynük, Safranbolu, Amasra, Cumalıkızık gibi parmakla gösterilen, tarihi dokusunu korumuş az sayıdaki yerleşimden biri olan Mudurnu’nun otantik mimarisiyle hiçbir alakası bulunmuyor. Zaten NY Times’ın haberinde görüşüne yer verilen Şehir Plancıları Odası Başkanı Orhan Sarıaltun da buna ve başka sorunlara dikkat çekiyor: “Yapıların mimarisinin Mudurnu’nun geleneksel mimarisiyle ilgisi yok. Ayrıca böyle bir proje kaçınılmaz olarak ormana zarar verecek ve yılın büyük kısmında boş kalacak yazlık evler bölgeye bir otel projesi kadar fayda sağlamayacak”.

İki yıl önceki haberde inşaat firmasının yönetim kurulu başkanının, 2019’da memlekette emlak piyasasının toparlanacağına dair iyimser öngörüsüne de yer verilmiş. Bunu özellikle belirtmek istedim çünkü firma hakkında verilmiş bulunan iflas kararı Kasım 2019’da kaldırılınca aynı kişi projeyi 2021’de tamamlama vaadinde bulundu. Bakarsınız işaret edeceği bir sonraki vade 2023 olur.

Ulusal basında “Burj el Konkordato”, “Burj el İflas” gibi haber başlıklarına konu olan projeyi yürüten şirket hakkında geçtiğimiz Kasım ayında mahkeme lehte bir karar verdi. Şirket 2020’de ikinci konkordato başvurusunda bulundu (ilki 2018’deydi, mahkemenin verdiği üç aylık sürenin sonunda firmanın iflasına karar verildi, bu karar sonradan kaldırıldı). 13 Kasım’da İstanbul 2. Asliye Mahkemesi şirkete 80 milyon TL’lik borcunu ödemesi için bir yıl mühlet verdi ve bu süre zarfında haciz işlemi yapılmamasına hükmetti.

Peki Mudurnu halkı ne diyor? DHA’nın 2019 ve 2020’de yaptığı röportajlarda Mudurnuluların iki gruba ayrıldığı dikkat çekiyor: Projeye karşı çıkanlar ve her şeye rağmen tamamlanmasında fayda görenler. İlçenin esnaflarından Mehmet Kadri Bengiboş’un sözleri alıntılanmaya değer: “Oradan esnafımız yararlanmaz. Oraya bir büyük AVM yapılacak. Buradaki esnaf zaten bitik durumda. İyice insanların ayağı buradaki esnaftan kesilecek. Keşke hiç başlanmasaydı”.

Çıkış yolu ne olabilir? Bu alan kanuni prosedür çerçevesinde kamulaştırılmalı, binaların kuleleri yıkılmalı ve muhit Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksekokulu’na verilmelidir. Yüksekokuldaki bölümlerin akademisyen kadrosunun genişletilip öğrenci kontenjanının arttırılması, yeni bölümlerin açılması, bu yeni yerleşkenin de kısmen veya tamamen öğrenci yurt kompleksi olarak değerlendirilmesi düşünülmeli. Bunlar bir çırpıda yapılacak şeyler değil, farkındayım. Ancak ilçe merkezine can katacak seçenek de budur.

Bu yazı toplam 3077 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim