• BIST 1.542
  • Altın 442,399
  • Dolar 7,3985
  • Euro 9,0105
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -4 °C

MÜFTÜMÜZÜ ZİYARET ETTİM

Hasan Dinç

 

Geçtiğimiz Çarşamba günü ( 30 Eylül 2020)  daha önce aldığım randevu sonucu muhterem müftümüzü ziyaret ettim. Çok sıkı Koronovirüs tedbirlerinin alındığı makamında sıcak bir ilgiyle karşılandım. Gösterilen yerime oturduktan ve gerekli ikramlardan sonra kısa bir karşılaşma konuşması yapıldı. Önceden tespit edilen bir gündemimiz olmadığı için tarafımdan “nasılsınız, işleriniz nasıl gidiyor?” sorusuyla konuşmaya başladık.

Soruma cevap verirken Kur’an kurslarından çok yorulmuş olmalı ki sözlerinin bir yerinde bunu ihsas ettirdi. Söz buraya gelince konu kendiliğinden tespit edilmiş gibi oldu. Sorularım ardı ardına gelmeye başladı. Muhterem müftümüzü konuya çok hazırlıklı olduğunu verdiği cevaplardan anladım. Ancak bu cevapları daha detaylı hale getirmek ve ondan aldığım geniş cevapları okuyucularımla paylaşmak istediğim için müftümüzü teferruata boğmadan önemli bulduğum açıklamalarını almak için ayrıntılara geçmeye başladım. İşte değerli Müftümüzden konuyla ilgili aldığımız cevaplar.

Diyanet İşleri Başkanlığından ruhsatlı kaç Kur’an Kursu olduğunu sordum. Sayı net olarak söylenmedi ama ihtiyaca cevap verecek durumda dedi. Türk Diyanet Vakfı tarafından finanse edilen Kız Kur’an Kursu bu saydıklarımızın dışında dedi. Kız Kur’an Kursunda Orta Asya Türk Devletlerinden öğrencilerin bulunduğunu, kursun yatılı olduğu ve masraflarının Türk Diyanet Vakfı tarafından karşılandığını sözlerine ekledi. Bu konuda sorduğum bir başka soruda Kur’an Kurslarıyla ilgili giderlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca çok az bir miktarının karşılandığını, bunun sembolik bir karşılanma olduğunu ifade etti. Kursların gerçek giderinin ise halk tarafından toplanan yardımlarla karşılandığını söyledi.

Sorularımdan biri de üniversitemize bağlı bir ilahiyat fakültesinin bulunduğunu, bu fakültedeki değerli ilahiyatçılardan müftülük faaliyetlerine katkıda bulunup bulunmadıklarını sordum. Sorumu cevaplarken ayrıca Eğitim Merkezinin de bulunduğunu, bu iki yüksek kurumun müftülük faaliyetlerine büyük katkılar sağladığını örnekleriyle anlattı. Ancak son dönemde Korono virüs salgını nedeniyle bu faaliyetlere ara vermek durumunda kaldığını söyledi. İnşallah salgın tehlikesinin ortadan kalkmasıyla bu kurumların değerli mensuplarıyla beraber halkımıza müftülük olarak hizmete devam edeceğiz dedi. Ayrıca İlahiyat Fakültesinde bir hafızlık kursu açtıklarını, bu kursa ilginin yoğun olduğunu söyledi. Bu yoğun ilgiyi hafızlık belgesi alanların işe bir derece yüksekten başlamalarıyla ilişkilendirdi.

Yine kurslarla ilgili olarak önemli bulduğum bir soru daha sordum. İlkokul, ortaokul ve liselerde din dersleri, din kültürü ve ahlâk bilgisi gibi derslerin zorunlu olduğunu, buralarda Milli Eğitim Bakanlığının tespit ettiği müfredat doğrultusunda derslerin din dersi öğretmenleri tarafından öğrencilere verildiği, bu derslerin bakanlıkça çok önemsendiği, hatta üniversiteye giriş sınavlarında bu derslerden sorular çıktığı bilinmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde camilerde de yaz kursları açıldığı hepimizin malumudur. Gerek okullarımızda ve gerek camilerimizde çocuklarımıza verilmeyen nedir ki Kur’an Kurslarında verilmektedir. Kısaca Kur’an Kurslarının müfredatı nedir? Diye sorduğumda cevap olarak hemen, hemen aynı dedi. Dinimizin iman, amel esasları ve siyer-i Nebi ( Peygamberler Tarihi) okutuyoruz. Bir de Kur’an okumasını güçlendirdikten sonra dileyenleri hafızlık çalışmasına alıyoruz dedi.

Değerli müftümüze bir de Kur’an Kurslarında hangi yaş seviyesindeki öğrencilerin eğitim gördüklerini sordum. Kur’an Kurslarına 12-15 yaş arası çocukların kabul edildiğini, dileyenlerin bundan sonrada eğitime devam ettiklerini söyledi. Ancak eskiden bu yaş sınırlarının daha yukarılarda olduğunu, son dönemde yaş sınırının aşağılara çekildiğini memnunlukla dile getirdi.

Bir başka soruyla da Kur’an Kursunu bitiren öğrencilerin hayata nasıl atıldıklarını sordum. Cevap olarak bu öğrencilerden çoğunun Akşam Liselerine devam ettiklerini, İmam Hatip Liselerini dışarıdan bitirdiklerini ve yine bunlardan çoğunun Açık Öğretim Fakültelerinde İlahiyat öğretimine devam ettiklerini ve başarıyla buralardan diploma aldıklarını ifade etti.

Bu arada din görevlilerinden ve vaizlerin faaliyetlerinden de bahis açıldı. Bu sorular ve cevaplar özel meseleler ve ikimiz arasında kalması gereken cevaplar olduğu için ayrıntılara girmiyorum. Ancak bu konuda aksayan tarafların çok olduğunu örnekleriyle kendisine aktardığımda bana hak verdiğini memnuniyetle gördüm. Önümüzdeki dönemde bunların düzeltilmesi için kendisinin önemli gayret göstereceğine inanıyorum.

Konuşmalarımızın bir yerinde yerel basını ve müftülüğü ilgilendiren haber ve yazıları yakından takip ettiğini, onların çıktılarını alarak dosyalattığını da öğrendim. Bu yazı ve haberlerden düzeltilmesi gerekenlere hemen el atıldığını ve birçok aksayan yönlerin üzerine gidilerek düzeltildiğini de memnuniyetle müşahede ettim.

Bana ayrılan bir saate yakın zamanın dolduğunu sekreterin sık, sık odaya girip çıkmasından ve de pusula ile bekleyenlerin bulunduğunu müftümüze saygı ile iletmesinden anladım. Müsaade istedim ve ayağa kalktım. Ayakta iken müftümüze “Dünyada yedi buçuk milyar insan bulunmakta. Bunun bir buçuk milyarının Müslüman, iki milyara yakını Hıristiyan geri kalan dört milyara yakını da bizim putperest olarak nitelediğimiz dinlerden olduğunu söyledim. Dünya topluluğunun her alanda en geride kalanını Müslümanların oluşturduğunu esefle ifade ettim. Bu eğitim düzeyiyle yerimizin uzun süre değişmeyeceğini de söyledim. Her alanda inanan ve kamil anlamda mümin, alanında dünya çapında uzman insan yetiştirmedikçe bu durumdan kurtulmamızın da mümkün olmadığını ifadeye çalıştım.” Bu konuda tam mutabık olduğumuzu anlamaktan umutlandım ve mutlu oldu. Daha fazla bekletmeden ayrılmaya hazırlandığımda muhterem müftümüzün benimle birlikte makamından çıktığını, çok ısrar ettimse de geri dönmediğini ve bana müftülük dışına kadar uğurlamak üzere refakat ettiğini burada okuyucularımla paylaşmak isterim.   

TEŞEKKÜR EDERİM.

Geçtiğimiz hafta boyunca milletimizi meşgul eden dış gelişmeler oldu. Doğu Ak Denizdeki gelişmeleri de bastıran bu olay Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bölgesel nitelikteki savaştır. Ermenistan’ın 28 yıl önce işgal ettiği Karabağ bölgesinde başlattığı saldırı Azerbaycan ordusunun püskürtme hareketiyle devam etmiş, birçok bölgeyi geri almasıyla hepimizi sevindirmiştir. Bolu Belediye Başkanı Sayın Tanju Özcan’ın Atatürk Lisesi yanındaki Türk Bayrağının yerine büyük boy Azerbaycan bayrağı çekmesi sevincimizi bir kat daha artırmıştır. Bu nedenle Belediye Başkanımıza yürekten teşekkür ediyorum.

     

 

Bu yazı toplam 1598 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim