• BIST 98.314
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

Müftümüzün dilinden Atatürk’ün Din ve Laiklik anlayışı-1

Mustafa Namdar

Geçirdiği ameliyatlar sonucu daha önce planladığı konferansları zaman sapması olsa da, yerine getirmeye çalışan müftümüz Sn. Ahmet Okutan’ın bu seferki konusu “Atatürk’ün Din ve Laiklik Anlayışı” idi.

    "Bilen bilmeyen, seven sevmeyen hemen herkesin sıkıştığı anda gölgesine sığınmaya çalıştığı Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk genelde ne sevenleri, ne de karşıtları tarafından yeterince bilinmemektedir” diye sözlerine başladı Sn. Okutan.

    - Bugün ülkemizde Atatürk karşıtlığının temelinde din olgusunun yattığı ve dinin karşısında olduğunun gösterilmeye çalışıldığı biliniyor. Bunun içindir ki, onun, dinimiz ve laiklikle ilgili düşüncelerini bilmemiz önemlidir.

    - 20. asırda önemli yer işgal etmiş hiçbir yenilikçi, hiçbir lider, toplumsal değişim projesinde din olgusuna yer verme gereğini duymamıştır. Bu durumun tek istisnası Atatürk’tür. Atatürk, halkı dinsiz olmaya değil, onları hurafelere karşı dini anlamaya teşvik eden, yasal ve toplumsal düzenlemeler yapmıştır.

    - Atatürk, hem dindar, hem de iyi bir müslümandı. Atatürk, evrenin bir yaratıcısının olduğuna inanırdı, bu konuda o; “Şu alemde, insan üstü bir kuvvet vardır. Siz isterseniz ona Allah, isterseniz tabiat deyin. Fakat onu asla inkar etmeyin” diyordu. (a.g.e. 450)

    - Atatürk Allah’a sığınıp, dua ederdi. Afyon Kocatepe’de ansızın başlayan düşman topçusunun atışları karşısında; “Ey Rabbim! Yunanlıların kazandığını gösterme bana. Onlar kazanacaksa şu gök kubbe benim başıma yıkılsın daha iyi. Türklüğün, müslümanlığın, düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme. Anacığım bize dua et.” (a.g.e451)

    - Atatürk, özel hafızına Kur’an okutup, dinlerdi. Ata’nın hafızı Yaşar Okur, hatıralarında şöyle diyor; “Ramazanların onun için büyük önemi vardı. Ramazanda ve Kandil Geceleri’nde saz çaldırmaz, Kur’an-ı Kerim’den bazı sureler okuturdu.” (Oğuz Kalelioğlu a.g.e.95)

    - Atatürk, ordu için Kur’an okutulmasını emretmiştir. Bunun için 1932 yılında Sadettin Kaynak’ı ordu müfettişlerine Kur’an okutulması için görevlendirmiştir.(Sinan Meydan a.g.e. 442)

    - Atatürk, Peygamberimizi yüceltmiş ve yolundan gidilmesini teşvik etmiştir. “Hazreti Muhammedi bana cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayesine kapılan bazı cahil adamlar, O’nun yüksek kişiliğini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Muharebesi’nde en büyük bir komutanın yapabileceği bir planı nasıl düşünür ve uygulayabilir?” (a.g.e. 28,29)

    “Hazreti Muhammed, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinden bugün milyonlarca kişi yürüyor. Benim, senin adın silinir. Fakat O, sonsuza kadar ölümsüzdür.”

    “Hazreti Muhammed’in yaydığı din, insanların kalplerinde derin bir haz uyandırdı. O, ölüp gittikten 14 asır sonra bile, İslamiyet kalplerde hala haz meydana getirmektedir.” (Prof. A. Sarıkoyuncu Atatürk Din ve Din Adamları 25)

    - Atatürk’ün ezan dinlerken ağladığı da olurdu.

    - Atatürk iyi derecede dini bilgiye sahipti. Atatürk dini konularda geniş bilgiye sahipti. İyi Arapça bilen Atatürk, İslam Dini hakkında ayrıntılı bilgiye sahipti. İslamiyetin sadece tarihsel gelişimini bilmekle kalmayıp, inanç ve ibadet boyutunu da iyi biliyordu. (a.g.e. 443)

    - Atatürk, Ramazan ayına büyük önem verirdi. O, din bilgilerine saygı gösterirdi.

    - Atatürk, her yıl Çanakkale Şehitleri için mevlid okuturdu. Milli mücadele yıllarında zaman zaman namaz kılardı.

    - Yabancı gözüyle Atatürk’ün dindarlığı şöyle anlatılıyordu; Gotthard Jaeschke, “Yeni Türkiye’de İslamcılık” adlı kitabında, Atatürk’ün kendini müslüman olduğu için mutlu saydığını, hatta bir çok defa, mesela Hıristiyanlığa karşı, İslamiyeti savunduğu belirtiliyordu. (a.g.e. 468) ABD Büyükelçisi Sherillin; Atatürk’ü din düşmanı diye suçlayanlara karşı; “O’nun Allah’a inandığını söylemeliyim. İnsanların bir Allah’a sahip olma ihtiyacı ve hakkına, insanın Allah’a şahsen bağlanma ihtiyacı ve hakkına inandığını da eklemeliyim. Ama bunun kalıplaşmış dualar aracılığı ile yapılacak bir şey olmadığına inanıyordu.” (A.g.e. 169)

28.12.2005

Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim