• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Muhafazakar demokratlık-değişim ve açılım çelişkisi

N. Gürkan Yetkin

Geçmiş siyasi alışkanlıklardan sıyrılıp, bir değişim iddiası ile yola çıkan bir siyasi hareket olan Muhafazakar Demokratlık, merkez sağdaki yıpranmışlığının doğal sonucu olarak halkımızca ilgi görmüş ve desteklenmiştir.

Muhafazakar gömleklerin çıkarıldığı daha demokratik bir oluşumun kabullenildiği söylemler, iş icraata geldiğinde unutuldu gitti. Kendisini, demokratlık kuyruğu sayesinde merkezcil bir hedef seçen Ak Parti, 2002'den günümüze, zikzaklar çizerek, kimi zaman merkezin soluna, çoğu zaman da merkezin en uç sağına sıçramalarla geldi.

Özü gereği değişimi reddeden statükocu ve gelenekçi anlayış, daha yola çıkışta değişim kelimesini kullandığında inandırıcılığını kaybetmişti aslında. Tüm toplumun değişime aç olduğu bir ortamda, aslında dönüşümü tariflemeye çalışan Ak Parti, alternatif bir politika üretilememesinden dolayı, özellikle CHP'nin yanlış muhalif tavırları sayesinde etki-tepki ilişkisi ile “Madem öyle! İşte böyle!” anlayışı ile inanılmaz destek buldu.

Buradaki sihirli kelime “samimiyet” idi. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tam anlamıyla bir halk adamı olarak, müthiş hatipliğinin de sayesinde samimi söylemleri, karşısında muhalif konumdakilerin aynı derecedeki samimiyetsizliğine karşı inanılmaz bir zafer kazanmıştır.

Bu gün Ak Parti'ye destek veren seçmenlere sorduğunuzda, bir çoğu muhafazakarlığı tarif dahi edemeseler de, içinde barındırdığı dini motifleri desteklediklerini ifade etmektedirler. Buradaki beklenti de, aslında mevcutta olmayan kimine göre “hakkaniyet”, diğerlerine göre “eşitlik” kelimeleri içinde saklıdır.

Uygulamada geniş anlamda göremediğimiz Muhafazakar demokrat yaklaşım, tamamen yanlış yürütülen muhalif politikalar sebebiyle toplum tarafından algılanmamaktadır. Bunun en açık örneği, muhafazakarların bireyciliği reddeten anlayışı ve toplumun en küçük parçasını oluşturan aile kavramı üzerindeki odaklanma, 2002'den 2009 yılının sonlarını yaşadığımız bu son günlere kadar uygulamada hissedilmemiştir. Yaşanan ekonomik sıkıntılar sebebiyle, aileler darmadağın olduğu halde ve bu durum muhafazakar demokrat bir partinin en büyük handikapı olmasına rağmen, bu duruma toplum tarafından tepki, hâlâ gözlenmemektedir. Yedi yıl tamamen yapay konular üzerindeki tartışmalarla geçmiştir. Bu anlamda Ak Parti, geçmiş liberal partilerden farklı bir icraata sahip değildir.
Ekonominiz tamamen IMF politikalarına teslim olmuş halde ise, dış politika size çizilen sınırlar çerçevesinde G-8 olarak adlandırılan emperyalist güçlerin güdümünde yürütülüyorsa, iç politikada söz düelloları ile günler dolduruluyor ise halkın sıkıntılarına çözüm ve ihtiyaçlarına cevap gibi bir beklenti mümkün olamamaktadır.

Şu son günlerde yaşanılan “Açılım”furyası ise muhafazakar demokrat bir partinin söylemi olması itibari ile eşyanın tabiatına tümden aykırıdır. Ak Parti teşkilatları, genel başkan talimatı ile “açılım” konusunda halkı bilinçlendireceklermiş! Hem de nerede? Sigara yasağı ile boşalttıkları kahvehanelerde vb. topluma açık alanlarda!

Ak Parti üyelerinin birçoğunun, bu açılım meselesi yüzünden peşpeşe istifa etmeleri, Ak Parti teşkilatlarınca toplumdan gizlenmeye çalışılsa da, bir şekilde basın sayesinde ortaya çıkıveriyor!

Ak Parti'nin tüm ümidi bağladığı, sadık seçmeni dışında Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan seçmenlerinin, bu açılım saçılımı sayesinde kendilerini desteklemeleri. Bu gün siyasi yelpazede yer alan partilerin durumuna baktığınızda, iktidarı hedefleyen bir anlayış bulunmamakta.

MHP ve CHP'nin, ÖTEKİLER olarak nitelendirdiği Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan seçmenlerden en ufak bir beklentisi maalesef yoktur! DTP'nin de Batıda yaşayan ÖTEKİLERinden herhangi bir beklentisi olmadığına göre, meydan tamamen Ak Parti'ye kalmış durumdadır. İşte bu ortamda Ak Parti bu son kozunu sonuna kadar oynayacaktır. Bir göle maya çalınmıştır ve iktidar, varlığını sürdürebilme adına bu mayanın tutması için elinden ne geliyorsa fazlasıyla yapacaktır.

İşte tam bu noktada, TAVİZ kapısının ardına kadar açıldığında görülmektedir ki, toplumun büyük bir kısmını rahatsız eden asıl konu da budur! Ak Parti'nin ÖTEKİSİ tüm toplum olmak üzeredir.

Dış kaynaklı olarak, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bir model olarak ortaya konulan “Muhafazakar Demokratlık” (Demokratik, Laik İslam Devleti Modeli) toplumsal ve ekonomik meseleleri çözmemiş, artık tamamen iflas etmiştir. Ekonomi ve toplum büyük bir buhran içindedir.

Umutların azaldığı bu süreçte, toplum kendi içersinden yine çözümünü çıkaracaktır. Çare vardır ve halkın iradesi ile buluşmayı beklemektedir.

23.11.2009

Bu yazı toplam 706 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim