• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 1 °C

MUHAFAZAKAR-LAŞMAK İNANÇLARDAKİ SIĞLIĞI YOK EDEBİLİR Mİ…?

Mustafa Öz

Ülkemizde geçenlerde bir araştırma sonucu haberlere yansıdı. İnsanlarımızın muhafazakarlık oranında % 5'e yakın bir artış olmuş. Muhafazakarlık dini, ahlaki ve kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması anlamıyla algılandığında sonuçtan bu hayat tarzını seçmiş olanlar memnun olabilirler.
Ancak ülkemizde toplum SLOGAN KAVRAMLAR arkasına hapsedilip DEĞERLERİN ANLAMI, DERİNLİĞİ toplumsal ve kişisel yaşama biçimi haline dönüşmüyor. KABUK KALIYOR, SIĞ KALIYOR öze inemiyor.
Okumuyoruz, okuduğumuzu anlamıyoruz. Kendimizden başkasına inanmıyoruz, güvenmiyoruz.
Toplumun değerlerin yaşatılması ve hayat bulmasında çok önemi var. Toplumda bir hususun yer bulması, günlük hayata yansıtılabilmesi için BİREYLERİN (KİŞİLERİN) işin özünde bulunduğunu fert, fert hayat felsefemizin toplumsal çizgiye yansıdığını unutmamamız gerekir.
Her toplum inancını, kültürünü yeni nesillere aktararak geleceğini teminat altına almayı düşünmektedir. Ancak bunun çoğu zaman nasıl ne ile yapılacağı konusunda herkese görev düşmektedir. Özelliklede ülkeyi yönetenler. Sosyal Bilimciler (Toplum Mühendislerine)
Bugün ahlak diye, inanç diye topluma ve bireye sunulan bazı hususların toplumsal hayatı çekilmez hale getirdiğini ve bu durumun insanlarda iki yüzlü bir ahlaki tutum ve davranış modeli ortaya koyduğunu da görmemiz gerekiyor. İnsanlar inançlıyım diyor. Ancak inancın ana temellerini yaşamak yerine şekilde kalıyor.
Sokakta çok sık rastladığımız olaylar var! Adam normal zamanda her türlü şeyi yapıyor. Oruç tutuyor. Orucun anlamını bilmeden.Kadın başını örtüyor ama diğer bedeni bu örtüye zıt ölçülerde. İslami davranış biçimlerine dahi uyan bir hareket tarzı yok. Özellikle siyasetçiler tribünlere oynadıklarından halk onların dış kalıplarını ve slogan sözlerini alıp işin derinliğine inmiyor. İnemiyor. Dolayısıyla muhafazakarlık artarken toplumsal bilinç ve toplumsal ahlakta bir yükselme derinlik kazanma gerçekleşmiyor.
Toplumsal ahlakı birey yükseltecektir. Bireyi okulda, ailede eğitip ona bu derinliği verdikten sonra kendi göbeğini kesme yetisini de vermek lazımdır. Bu verilmediği için birey sorgulamayan öğrenmeyen kulaktan dolma sözlerle TAKLİT eden, yani şekilci bir yaklaşımla hayatını tanzim eden bunu da öz sanan ahlak ve inanç sanat bir anlayışa yöneliyor. Tehlikeli olansa budur.
Toplum bireyin ahlaki yapısını vesayet altına alan, onun adına ahlakı belirleyip dikte eden kaynak olmak yerine: Bireyin(kişinin) ahlakını öğrenmek için başvurduğu kaynak olmalı. Ancak birey gerçek derinlikte ve her toplumda kendini ifade edebileceği YAŞAMA BİÇİMİ ve AHLAKA, evrensel insani değerlere sahip olabilir. Bu kişilerin oluşturduğu toplumlarda ise DEĞERLERİN anlamları SIĞ değildir. En ufak yalpalamalarla yara almazlar. KALE gibi sağlam olurlar. Oysa şimdinin muhafazakarları KABUKTUR üflendiğinde önce nezle sonrada onulmaz hasta olabilecek bir yapıları vardır. İSLAM inancı İHLASI esas alır. Mış gibi yaşamak ihlas değildir.

Bu yazı toplam 683 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim