• BIST 89.109
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6410
  • Euro 3,9269
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

MÜNAZARA

Mustafa Namdar

Bir konuyu savunmak, tartışmak tartışabilmek gürültülü konuşmakla olamıyor. Günümüzün vazgeçilmez modası haline geldi gürültülü, taşlı sopalı, molotoflu hatta palalı ifade anlatımları.
Yerinde saymak tempolu ses çıkarıyor ama hiçbir zaman üretmeyi sağlamıyor. Baş ve insanları birbirinden uzaklaştıran kuru gürültüler yerine, meşru zeminlerde hak aramanın kuralları içinde tartışmayı bir öğrenebilsek! Bilimin ışığında akıla yol verip, münazaralar şeklinde inandıklarımızı bir tartışabilsek! Sükunet içinde hak aramaları kavganın önüne bir getirebilsek! Daha doğrusu konuşma dilini iyi öğrenip ne istediğimizi, nasıl olması gerektiğini, bir anlatabilsek belki de daha olumlu, daha akılcı sonuçlara ulaşabileceğiz. Ne var ki “en akıllımız değirmene yoğurt öğütmeye gidiyor.” Tasarrufu cepte değil, kelime kullanımında ön görüyor, derdimizi anlatmakta zorlanıyoruz.
Ortaya sürülen yeni bir düşünceyi, sürenin niyetine, kariyerine, deneyimine, bilimsel kişiliğine bakmadan, hemen siyasi ucundan tutup söndürmeye başlıyoruz. Ta ki yırtıp parçalayana kadar…
İleri ülkelerin geçirdiği dönemlerden dersler çıkarmak yerine, yaşananları aynen yaşamak istiyoruz. Neden başkalarının yaşadıklarını örnek olarak alamıyoruz? Neden güler yüzlü, dost görünümlü değil de kaşlarımız çatık, yumruklarımız sıkılı asık suratlıyız?
Şu cennet vatanın havasını bozmak, insanlarını ayrıştırıp birbirine düşman etmek kimlerin işine yarayacak? Ne olur; başkalarının beyin yıkamasından çıkıp kendi aklımızla vicdanlarımızla hükmederek düşünebilmeyi prensip haline getirebilelim.
Çok partili döneme geçişten bu yana yarım asra yakındır birbirimizle kavga ediyoruz. Demokrasi kavga etmek demek midir ortak aklı kullanmak mıdır? Herkes her şeyi biliyorum mantığı ile yüksek sesle konuşup tartışması yerine, bildikleri üzerinde fikir yürütüp münazara kapılarını açık bıraksa, daha iyi bir model olunamaz mı? Çok mu zor böyle davranmak?
21. Yüz yılda teknolojik yenilikler aldı başını gidiyor. Makineleşmenin kıskacında kalan işsizlik had safhada. Eskiden “ne olsa yaparım” diyenlere istihdam için kimse dönüp bakmıyor. Her şey bilgi işlemde odaklanıp uygulamaya geçiyor. Dünyanın ilgisini çeken gezi parkı olaylarında bilgi işlemin ne yaptığını gördük. Bizim kültürümüzde “bir günün, bir güne” benzemesin felsefesi varken, bizler girişimcilik fitilini ateşlememiz gerekirken, gücü yerinde taşı sıksa suyunu çıkaracak gençleri yardım paketleri ile gönüllerini almaya çalışıyoruz. İşte mübarek günlerin ramazan sofraları. Yardımın paylaşımın gösteriye döküldüğü sofralar. Konuşmacılar ve konuşmalar birbirinin kopyası gibi. Tek taraflı bombardıman. Şikayet ve öfke içerikli temalar işleniyor belleklere. Münazara nerede? O mu cıs elini yakar bebek ondan uzak dur.

 

Bu yazı toplam 457 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim