• BIST 1.409,560
  • Altın 525,42
  • Dolar 9,2050
  • Euro 10,6650
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 12 °C

​NAHİDE OPUZ DAVASI…

Ceren Cansu Yılmaz

Başlıktaki “NAHİDE OPUZ” ismi zihninizde bir şey canlandırdı mı bilmiyorum ama gelin ben size bu davayı anlatayım.

Nahide OPUZ davası 2002 yılında kadına yönelik aile içi şiddet nedeni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye karşı açılmış bir davadır.

Neler mi olmuştu gelin bir hatırlayalım. Diyarbakır’da yaşayan 1972 doğumlu Nahide OPUZ (AKGÜN) Hüseyin OPUZ ile evli olan ve 3 çocuk annesi bir kadın. Evlilikleri boyunca eşi Hüseyin AKGÜN, hem NahideOPUZ’a hem de annesi MintehaBAYBUR’adefalarca şiddet uygulamış. NahideOPUZ ve annesi yaşadıkları bu şiddet olayları ile ilgili 36 kez gerekli merciilereşikayette bulunmuşlar. Ancak bunların 6’sı kayıt altına alınmıştı. Geri kalan bu 30 şikayetin ise neden kayda dahi alınmadığı hala muamma…

Eşinden şiddet gördüğü için Türkiye'de defalarca savcılığa başvuran ve eşinin saldırısı ile annesi öldürülen NahideOpuz, başvurularına rağmen tedbir alınmadığı için Türkiye'yi AİHM’eşikayet etti. 2009 yılında AİHM,OPUZ'u haklı bularak, Türkiye'nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığına karar verdi ve Türkiye’yi tazminata mahkûm etti. OPUZ davası, AİHM’in aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle bir devleti mahkum ettiği ilk davadır. Karar, Avrupa Konseyi’nin aile bireylerini aile-içi şiddetten korumak için hazırladığı yeni bir İnsan Hakları Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilham vermiş; Sözleşme Türkiye'nin öncülüğünde hazırlanmış; Türkiye'nin Avrupa Konseyi Dönem Başkanı olduğu sırada imzaya açılmış ve ilk imzalayıcısı Türkiye olmuştur.

Ülkemizde TBMM’de 8 Mart 2012’de kabul edilen 20 Mart 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanan yasa olan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunise 2. Maddesinde referans verildiği üzere İstanbul Sözleşemesi’nden ilham alınarak hazırlanmıştır. Kanunun amacı şiddet gören ya da bu yönde bir tehdit altında bulunan kadın, çocuk, aile bireyi ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve bu kişileri hedef alan şiddetin önlenmesi için alınacak önlemleri düzenlemektir. Kanun fiziksel şiddetin yanı sıra, ekonomik , psikolojik, cinsel şiddet gibi farklı şiddet türlerini de kapsamaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Dünya’da her üç kadından birisi hayatının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalıyor. Uluslararası Anlaşmalar, özellikle oldukça ses getiren Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilk imzacısı olduğu “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen ve kanun hükmünde olan  “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadaleye Dair Avrupa Sözleşmesi”, Türk Ceza Kanunu ve Türk Medeni Kanunu, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun başta olmak üzere birçok yasal düzenleme kadına yönelik şiddetin karşısında duruyor.

Şiddete uğrayan bir kadın hangi yolları izleyebilir: 

  1. Şikayet için karakola veya savcılığa başvuru; Şiddetin her türlüsüne maruz kalan kadın, karakola veya savcılığa başvuruda bulunabilir. Başvuruyu -ihbarı- alan kolluk, bir yandan suç konusunda soruşturma yaparak evrakları savcılığa ulaştıracak, diğer yandan aile içi şiddetin tespiti halinde şikayet şartı aranmaksızın koruma kararı verilmesi için dosyayı Aile Mahkemesi'ne sevk edilecektir.Savcılık toplanan delillerle soruşturma kapsamında ceza davası açılmasına karar verebilecek olup bu kapsamda özellikle fiziki şiddetin ispatı için “darp raporu” alınmasının şiddet mağdurlarına hatırlatılması önemlidir.
  2. 6284 sayılı kanun kapsamında aile mahkemesine başvuruUzaklaştırma talebi: Harçtan muaf olan ve kısa sürede talep hakkında karar verilen 6284 başvuruları ,bir nebze de olsa kadının korunmasında; failin uzaklaştırılması, engellenmesi vb. önleyici korumalar sağlamaktadır. Aile Mahkemesi nezdinde verilen koruma kararı savcılık aracılığı ile ilgili karakola hızla gönderilecek ve karardan şiddet uygulayan haberdar edilecektir. Şiddet uygulayan koruma kararına aykırı davranırsa hakkında ceza davası açılması ve zorlama hapsi gündeme gelecektir.
  3. Hukuki yardım -Uygulamada şiddet mağduru kadının ekonomik gücünün de olmadığı göze çarpmakta olup karakol ve savcılığa başvuru sırasında CMK Baro Mağdur Hakları Servisi’nden bir avukat atanmasının istenilmesi halinde avukat desteği ücretsiz olarak sunulmaktadır. Aile Mahkemesine başvurmak ve bir avukattan hukuki destek almak isteyen, fakat mali durumu elverişli olmayan kadına ise baro adli yardım servisleri aracılığıyla ücretsiz hukuki destek sağlanmaktadır.

Kaymakamlıklara bağlı kadın sığınma evleri, baroların kadın hakları merkezleri de mevcut olup, şiddet altındaki kadın için ŞÖNİM olarak anılan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi vb. birçok kurum nezdinde koruma önlemi sunulmakta olup, mağdur kadının yalnız olmaması için çalışmalar devam etmektedir.

 

Bu hafta size bir avukat olarak seslenmek istedim.Ülkemizin kanayan yarası olan kadına ve çocuğa, her bir canlıya karşı yapılan şiddetin birlik olarak karşısında durmak zorundayız! Yukarıda verdiğim her bir bilginin şiddetin her türlüsüne maruz kalan, kalma tehlikesi içinde bulunan bireylere faydası olması tek temennim. Yalnız değiller, hiçbir zaman da yalnız olmayacaklar! Yeter ki seslerini duyursunlar. O seslere biz çığlık, o yaralara biz merhem oluruz. Haftaya görüşmek üzere…Sağlıcakla kalın…

 

 

Bu yazı toplam 570 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim