• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C

NAHL SURESİ ‘NİN 32. AYETİ

Hasan Dinç

Ülkemiz 1 Kasım seçimlerine hazırlanırken giderek artan bir oranda terör ve şiddete sahne olmaktadır. Geçtiğimiz cumartesi günü Ankara Cumhuriyet tarihimizin en kanlı terör olayını yaşadı ve sayısı henüz şimdilik 96 olarak bildirilen insanımızı kaybettik. Çoğu ağır olmak üzere bunun üç misline yaklaşan bir sayıda da yaralımız var. Acı çok büyük ve olay çok taze. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilecek bilgilere de henüz sahip değiliz. Olay aydınlığa kavuşuncaya kadar söylenecek sözlere dikkat edilmeli, terörün değirmenine su taşımaktan uzak durulmalıdır. Bu nedenle olay üzerindeki düşünce ve kanatlarımızı daha sonra yazmak hakkımız saklı kalmak kaydıyla bu hafta daha farklı bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu günkü iktidarın başı ve yakın çevresindeki insanların cumhuriyetimizin kurucusu Aziz ATATÜRK hakkında hiç de iyi kanatlara sahip olmadıkları hepimizin malûmudur. Kurucu kahramanlarımıza “AYYAŞ” diyecek kadar kin ve nefretlerini gizlemeyen bu insanların her fırsatta ATATÜRK’le ve onun eseri CUMHURİYET’le hesaplaşma içinde olduğunu bilmeyen ve anlamayan kalmamıştır. En acı olanı ise güzel dinimiz İSLÂM’I buna gerekçe olarak göstermeleridir. Güya cumhuriyetimizin aydınlık yolu ve bu yolun lambaları mesabesindeki inkılâplar kör bir taassupla dine aykırı bulunmakta, bunları yapanlar ise gönüllerde İSLÂM düşmanı kabul edilmektedir. Bunun böyle olmadığı bir asırlık tarihimiz ve İslâm dünyasına bakıldığında anlaşılmakta olması, onların taassubunu ve düşmanlıklarını gidermek bir yana şiddetini daha da artırmaktadır.

Hz. Musa’dan başlayarak vahiy kaynaklı bütün dinlerin asli kaynakları zaman içinde tahrifata maruz kalmış, insanlar bu ilahi hükümlere kendi kanatlarını bulaştırmışlar ve ilahi vahyin berraklığını bozmuşlardır. Tevrat, Zebur ve İncil bu akıbetten kendini kurtaramamıştır. İlahi vahyin insan müdahalesinden uzak kalmış ve bozulmamış tek örneği KUR’AN-I KERİM’dir. “ Şüphesiz bir uyarı ve öğüt olarak Kur’an’ı biz indirdik. Onu mutlaka biz koruyacağız”( Hicr suresi ayet 9) bu ayetle sabittir ki Kur’anın böyle saf ve insan müdahalesinden uzak kalması Allah’ın (C.C.) koruması altında olmasından dolayıdır. Yoksa muhterisler çoktan onu da diğerlerine benzetirler ve bozarlardı. Günümüzde kaynağı geleneklere ve hikâyelere dayalı Kur’an dışı bir din uydurma gayretleri bunun net bir ispatından başka bir şey değildir.

Bin dört yüz küsur yıllık İslâm tarihi bize göstermektedir ki, Kur’an dışı oluşturulmaya çalışılan din konusunda hayli bir mesafe alınmış, güzel dinimize hurafe ve uydurmalar ilave edilerek müslümanlar vahyin temiz ve berrak yolundan saptırılmışlardır. Buna direnen nice büyük gönüller zindan ve zulmün acı çarklarında ömürlerini tüketmek zorunda kalmışlardır. Ölüm ve sonrası bizim itikadımızda önemli bir yer tutar. İnsanların gelecekle ilgili merakları bu konuda birçok hikâyenin oluşmasına sebep olmuş, ciltler dolusu kitaplar oluşmuştur. Bunları okuduğunuzda cennet, cehennem, ahiret hayatı kısaca ölümden sonraki hayat öyle tasvir edilmiştir ki sanki birileri gitmiş, görmüş ve bize anlatmak için kitap yazmıştır. Üstelik bu konuda yazılanların birbirlerinden farklılıkları da ortadadır. Bu durum bize göstermektedir ki bunların hepsi insan muhayyilesinin bir ürünü olup din dışıdır.

Peki ,bu konular da Kur’an ne demektedir. Elbette bu konular Kur’an da çok sade ve anlaşılır bir şekilde işlenmiş ve tasvir edilmiştir. Cennet altından ırmaklar akan güzel bir yurt, cehennem ise acılarla dolu kötü bir yurt olarak tarif edilmiştir. Ölüm anı ise sekârat olarak bilinmekte, bu anda yapılacak bir tövbe ve imana gelmenin kabul edilmeyeceği ifade edilmektedir. İnsanların ölüm anındaki durumunu anlatan ifadelerden biri de NAHL suresi 32. Ayetidir. Bu ayette hayatta iyi işler yapan müminlerin ölüm anı anlatılmakta ve meleklerin kendisine nasıl yaklaştığı ve ne dedikleri ifade edilmektedir. Bu ayette aynen “ onlar, meleklerin canlarını güzel güzel aldıklarıdır. Onlara selâm size, yaptıklarınızın karşılığı olarak cennete girin derler” denmektedir.

Şimdi Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın TÜRK SORUNU adını verdiği kitabının 3. Baskısının 85. Sayfasını açarak Atatürk’ün ölüm anını anlattığı 8 Kasım 1938 bölümünü beraberce okuyalım Mustafa Kemal uyanır. Saate bakar göremez. Hasan Rıza Soyak’a sorar.  “Saat kaç?,“7 efendim” Aynı soruyu birkaç kez daha sorar. Soyak, cevabı tekrar, tekrar ederek, saatin 19 olduğunu söyler. Soyak “Biraz rahat ettiniz mi efendim?” diye sorar. Gazi “Evet” der. Dr. Neşet İrelp, dilini çıkarmasını ister. Mustafa Kemal dener. Ancak sonra dilini geri çeker. Dr. İrelp’e dikkatle bakar ve son olarak “Ve Aleykümüsselâm” der. 30 saat süren komadan (sekarattan) hiç çıkmaz. 10 Kasım saat 09.05’de kalbi durur.

Ona“Ayyaş” diyen kişi ve avenesi yukarıdaki sahneyi gözlerinin önüne bir kez daha getirerek ATATÜRK’ün  sekarat halindeyken “Ve Aleykümüsselâm” diye kimin ya da kimlerin selâmını aldığını biliyorlar mı? Nahl suresinin 32. Ayetinde ifade edildiği şekliyle “ meleklerin selâm size, yaptıklarınızın karşılığı olarak cennete girin” derken seslendikleri  “Selâmünaleyküm” kelimesinin karşılığı değil mi?

Allah kelamıyla sabit “Yaptıklarınızın karşılığı olarak cennete girin”  davetine mazhar olmuş bir büyük insana hâlâ “Ayyaş” diyenlerin sekarat dönemlerinde cehennem zebanilerinin iyi insanlara yaptığınız iftiralardan ve kötü işlerden dolayı buyurun cehenneme demeleriyle karşılaşacakları anı hiç unutmamaları gerekir. Biri bize aydınlık bir Türkiye bırakırken bir diğeri kan ve gözyaşı içinde yangın yerine dönmüş bir Türkiye de yaşatmaktadır.

Kalın sağlıcakla

Bu yazı toplam 2702 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim