• BIST 99.501
  • Altın 236,899
  • Dolar 6,1359
  • Euro 7,2164
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 23 °C

'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözü masum değildir

'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözü masum değildir

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN

Dini konularda toplum hayatının her alanında kitapları bulunan Se nai Demirci ile bir ak şamüstü yemekte bu luştuk. Senai Demirci duruşuyla, hayata bakışıyla sokakta çok karşılaşılabilecek biri değil. Duruşundan hemen anlıyorsunuz bu durumu. Dini konular hakkında yaptığı değerlendirmeler alışılmışın dışında. Demirci'yle uzun sayılabilecek bir sohbet gerçekleştirdik. Demirci'nin ülkenin son dönemde içinde bulunduğu durumla ilgili yaptığı değerlendirmelerinin çok fazla ses getireceğini düşünüyorum.

Yazdığınız kitaplar muhafazakâr insanlar tarafından yoğun bir şekilde okunuyor. Son dönemde hazırladığınız yeni bir kitap projeniz var mı?

'Vahyin Sesleri' isimli bir çalışmam var. Bir tür Kur'an yorumu bu kitap. Kitap büyük oranda yazıldı. Özellikle hayatın tam ortasındaki dertlere yönelik değerlendirmeleri ele alan bir kitap olacak.

Yani kitap toplumun şuan öncelikli sorunları ile ilgili uyarıda mı bulunacak? Güncel sorunlara mı değinecek?

Kur'an'ın kendisi günceldir zaten. Aslında çok akademik bir kitap değil. Daha çok deneme tarzı yazılmış bir kitap. Aslında bu kitapta odaklandığımda işaret çıkartabildiğim ayetler üzerinde yaptığım bir çalışma. Benim için yıldızlaşmış olan ayetleri toparladığım bir kitap olacak. Yani bütün ayetler yıldızlaşmıştır ama içinde ayrıntıları görebildiğim, içinde ince esprilerin olduğu bir kitap olacak.

Yani yıldızlaşmış derken bu kavramı biraz açar mısınız? Örneğin hangi ayetler var sizin için yıldızlaşmış olan?

Mesela Kur'an'ın üslubu içinde gözümüzden kaçan espriler çok. İnsana Eyyühel insan diye hitap eder. İnsanın unutkan olduğu noktalarda ise hitabı insan şeklindedir. Dikkat edilirse tüm insan dediği yerlerde insanın hatırlaması gereken onun unutkan olduğuna dair uyarılar vardır. Mesela hitap Kur'an'da değişir. Fatiha Suresi'nde Allah 3. tekil şahıs olarak bahsedilir. 'O Allah rahimdir, o Allah hâkimdir' şeklinde ifade edilir. Bütün bu cümlelerin ardından Allah'a sen diye hitap etmeye başlıyorsun. 'Yalnız sana kulluk ederim' gibi.

Bu sorunun cevabını mı arıyor kitap? Ayetlerin hitap şekillerini ve içindeki ayrıntıları mı sorguluyor?

Bu soruların cevaplarından çıkan esprilere cevap arayacak kitap.

Yazdığınız kitap örneğin Bakara Suresi'nde inanıyormuş gibi davranan insanlara yönelik uyarı mahiyetinde olan “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler” gibi uyarıların bulunduğu ayetleri mi içerecek?

Anlayabilene aslında bütün ayetler öyledir. Mesela bugün hayatın koşturmacısı içinde durun Tekasür Suresi'ni okuyun. Bugün çoğaltma tutkusuna hapsolmuş insanı uyarmak için yazılmış. Ama hayatımızın bütün dekoru billboardlar, reklamlar hep çoğaltmak üzerine kurulmuş. İnsanlar hangi sosyal statüde olursa olsun ister fakir olsun, ister zengin olsun mutsuzlar. Hep bir sonraki basamağa çıkmak için mücadele ediyorlar. Hep daha fazlasına sahip olmak için mücadele edecekler. Sahip olamayan zaten sahip olmak için telaş içinde koşturuyor. Sizi çoğaltma duygusu oyalıyor. Reklamlarda maçlarda çoğaltma tutkusu var. Bu tutku mezara kadar sürüyor.

Peki, siz çok ciddi bir koşturmacının içinde olduğunuzu fark ettiğinizde ya da bir telaşın içinde olduğunuzda siz hatırlıyor musunuz? 'Dur Senai bir dakika dur' diyor musunuz kendinize?

Diyorum. Anlatırken anlamayı ihmal ederseniz yaşamaktan uzak durursunuz.

Peki, zor bir şey değil mi bu durum? Özellikle büyük şehirlerde tam bir telaş içinde yaşanırken 'dur kardeşim' demek? Bu ihtara uyulur mu?

Bu ihtar onların durmasını gerektirmiyor. Aksine çok daha fazla hareket etmelerini gerektiriyor. Çevreye doğru genişletiyor. Kendini sivriltmeye doğru değil. Toplumun çoğunlukta Müslüman olalım olmayalım, sokağa çıktığınızda insanların hareketlerini analiz edelim; bencillik görürsünüz. Ben merkezli bir anlayış var toplumda. Oysa bu topluma Peygamberimiz arkasını dönmüş. Herkesin bencil olduğu Mekke'de topluma arkasını dönüp Hira Dağı'na çıkmış. Bir şey onu oraya çıkarıyor ve gelen ayete bak 'Oku' diyor. Okumak elif, be öğrenmek değil. 'Oku' diyor yani gördüklerinin üzerine bir çık diyor. 'İnsanların fotoğrafını çek' diyor. Zalim, bencil, benmerkezci bir toplum yerine yardımsever, cömert, ikram eden insanlara yardım etmek için koşturan bir hale dönüştürmenizi sağlıyor.

Bakış açısını değiştiriyorsunuz…

İyilik edip de mutsuz olanı gördün mü? Sen iyilik etmeye niyetlendiğinde bir defa iyiliğin kendisi hemen dokunur sana. Bir psikiyatrist arkadaşım bu duruma hayır terapisi diyor.

Yazdığınız kitaplarda Ali Şeraiti gibi din adamlarından etkilendiniz mi?

Ali Şeriati'den de etkilendim tabi. Ama benim üstadım Bediüzzaman Said Nursi. Benim pirim, üstadım o. Diğerleri benim üstadım değil anlamında söylemiyorum.

Peki, yaptığınız kitap çalışmasının ardından başka bir proje var mı?

Antifaşizm kitabı yazmayı düşünüyorum. Faşizm benim belalım. İblis'i şeytan yapan tercih faşizmdir. Şeytan İblis'tir önce, bir günah işleyip şeytana dönüşmüştür. Bütün günahlar oradan doğmuştur. Şeytanı şeytan yapan şey ırkçılıktır. Daha doğrusu milliyetçiliktir. Irkçılığı milliyetçilik diye yutturdular bize. Şuan Türkiye'de uygulanan milliyetçiliğin tamamı açık ırkçılıktır. Şeytan 'Ne mutlu ateştenim' demiştir. Biz bu gün ne diyoruz 'Ne mutlu Türküm diyene.'

Bu söylem sizin başınızı derde sokmaz mı? Hem de ülkede bu kadar taraflaşmanın olduğu bir dönemde…

Bu ülkede yaşıyorsak şuan cesur insanlar sayesinde yaşıyoruz. 'Ne mutlu Türküm diyene' hesaplanmış bir durum. İnsanlar Kürt ve Alevi oldukları için bombalanmış. Türklerin kafatasları ölçülmüş. 'Ne mutlu Türküm diyene' sözü masum olsaydı gidip de Kürtlerin karşısına yazılmazdı.

31.03.2010



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İki ilçede orman yangını25 Eylül 2018 Salı 10:09
  • Nohut Bolu’yu, Bolulu Nohudu Seviyor25 Eylül 2018 Salı 10:06
  • İnanılmaz bir hikaye…25 Eylül 2018 Salı 00:42
  • Dolar yerli üretimi vurdu25 Eylül 2018 Salı 00:39
  • Bu kabak Bolu’da yetişiyor25 Eylül 2018 Salı 00:38
  • TEM Kavun tarlasına döndü24 Eylül 2018 Pazartesi 17:05
  • TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu oda başkanlarıyla bir araya geldi24 Eylül 2018 Pazartesi 16:17
  • Listeler yarın askıya çıkıyor24 Eylül 2018 Pazartesi 16:12
  • Topraktan bereket fışkırıyor24 Eylül 2018 Pazartesi 14:37
  • İtfaiye hemen müdahale etti24 Eylül 2018 Pazartesi 14:28
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim